<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Türkiyenin En iyi Haber Sitesi</title>
                      <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sat, 17 Oct 2026 21:56:34 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Türkiyenin En iyi Haber Sitesi - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Türkiyenin En iyi Haber Sitesi</copyright><item><title><![CDATA[Barış Kurucu’dan 15 Yıldır Aralıksız İyilik Yolculuğu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-baris-kurucudan-15-yildir-araliksiz-iyilik-yolculugu-19914.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-baris-kurucudan-15-yildir-araliksiz-iyilik-yolculugu-19914.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’da yaklaşık 15 yıldır ihtiyaç sahibi aile ve öğrencilere yönelik sosyal sorumluluk çalışmaları yürüten iş insanı Barış Kurucu, yardım kuruluşlarına ilişkin tartışmaların bağışlara yönelik güveni zedelememesi gerektiğini belirterek, dayanışmanın sürdürülmesi çağrısında bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 



ANTALYA - Antalya’da yaklaşık 15 yıldır ihtiyaç sahibi aileler, çocuklar ve öğrenciler için sosyal sorumluluk çalışmaları gerçekleştiren iş insanı Barış Kurucu, son dönemde yardım kuruluşlarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan tartışmaların bağış yapma konusunda güven kaybına yol açmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Kurucu, kendi imkânlarıyla sürdürdüğü yardım çalışmalarına ilişkin, “İyilik yapmaktan vazgeçmeyelim, güvenimizi kaybetsek de vicdanımızı kaybetmeyelim” mesajı verdi.



&nbsp;

Kurucu, özellikle Ramazan aylarında ihtiyaç sahibi ailelere sıcak yemek ve erzak kolileri ulaştırdığını, eğitim dönemlerinde ise öğrenciler için okul setleri hazırladığını belirtti. Yıl boyunca farklı sosyal sorumluluk çalışmalarına da devam ettiğini aktaran Kurucu, yardım faaliyetlerinin yalnızca belirli dönemlerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

&nbsp;

&nbsp;

- “İnsanların güveninin sarsılması beni üzüyor”

Yardım kuruluşlarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan iddia ve tartışmaların, bağış yapmak isteyen insanların güvenini etkileyebildiğini belirten Kurucu, bunun ihtiyaç sahiplerini de dolaylı olarak etkilediğini söyledi.

Kurucu, “İnsanların güveninin sarsılması beni gerçekten çok üzüyor. Çünkü yardım etmek isteyen insanın önündeki en büyük engel bazen maddi imkânsızlık değil, ‘Yaptığım yardım gerçekten yerine ulaşacak mı?’ endişesi oluyor” dedi.

İnsanların yaşanan tartışmalar nedeniyle yardımdan tamamen uzaklaşmaması gerektiğini belirten Kurucu, güven sorununun gerçek ihtiyaç sahiplerinin mağduriyetini artırabileceğine dikkat çekti.

“Benim korkum şu: İnsanlar birkaç kötü örnek nedeniyle yardım etmekten tamamen vazgeçmesin. Çünkü bunun bedelini o kötü örnekler değil, gerçekten ihtiyaç sahibi insanlar öder” diyen Kurucu, çocukların eğitiminden ailelerin temel ihtiyaçlarına kadar farklı alanlarda desteğe ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

- Deprem bölgesinde 29 gün yardım çalışması yürüttü

Kurucu, 6 Şubat depremlerinin ardından Kahramanmaraş’ta 29 gün boyunca yardım çalışmalarında yer aldığını belirterek, bu sürecin yardım anlayışında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Deprem bölgesindeki çalışmalar sırasında her gün yaklaşık 2 bin 500 kişiye sıcak yemek ulaştırıldığını aktaran Kurucu, temel gıda ve ihtiyaç malzemelerinin de depremzedelere ulaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

“Ben yardımı uzaktan konuşarak değil, yaşayarak öğrendim. 6 Şubat depremlerinden sonra 29 gün Kahramanmaraş’ta kaldım. Oradaki insanların acısını, çaresizliğini, evlatları için verdiği mücadeleyi kendi gözlerimle gördüm” ifadelerini kullanan Kurucu, deprem bölgesinde yalnızca temel ihtiyaçların değil, moral ve dayanışmanın da önem taşıdığını belirtti.

- Yardımlarını kendi imkânlarıyla sürdürüyor



&nbsp;

Yaşanan güven tartışmalarının ardından yardım çalışmalarını mümkün olduğunca doğrudan ve kendi bütçesiyle sürdürmeye çalıştığını belirten Kurucu, ihtiyaç sahibi olduğunu tespit ettiği kişilere gücü ölçüsünde destek vermeye devam ettiğini söyledi.

&nbsp;

Kurucu, “Ben de son dönemde elimden geldiğince kendi bütçemle, kimseden destek almadan ihtiyaç sahibi insanlara ulaşmaya çalışıyorum. Çünkü bir insanın gerçekten ihtiyacı olduğunu gördüğüm zaman, ‘Başkası yapar’ diyemiyorum. Gücüm neye yetiyorsa onu yapmaya çalışıyorum” dedi.

Yaklaşık 15 yıllık yardım faaliyetlerinde Ramazan kolilerinden sıcak yemek organizasyonlarına, öğrencilere yönelik eğitim desteklerinden yıl boyunca yapılan çeşitli yardımlara kadar farklı çalışmalar gerçekleştirdiğini belirten Kurucu, yardımın yalnızca maddi destekten ibaret olmadığını ifade etti.

- “Asıl zenginlik paylaşabilmek”

Kurucu, yardım çalışmalarının temelinde paylaşma ve dayanışma duygusunun bulunduğunu belirterek, küçük görünen desteklerin ihtiyaç sahibi kişiler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

“Bir çocuğun yüzündeki tebessüme vesile olmak, bir ailenin sofrasına katkıda bulunmak, bir öğrencinin okul çantasını hazırlamak benim için maddi bir yardımın çok ötesinde. İnsan, sahip olduklarını paylaştıkça çoğaltıyor” diyen Kurucu, toplumda dayanışma kültürünün korunması gerektiğini vurguladı.

Kurucu, yardım etmek isteyen kişilerin imkânları ölçüsünde katkı sunabileceğini belirterek, güven sorunlarının iyilik yapma isteğinin önüne geçmemesi gerektiğini ifade etti. “Herkes elini vicdanına koysun. İmkânı olan daha fazlasını, olmayan ise küçük de olsa bir iyiliği paylaşsın” mesajını verdi.

Kurucu, yıllardır sürdürdüğü çalışmaların temelinde yer alan “Hayat paylaştıkça güzel” anlayışının, dayanışmanın önemine işaret ettiğini belirterek, yardımın karşılık beklemeden ve ihtiyaç sahibine doğrudan ulaşacak şekilde sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.





&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/roportaj-haberleri">RÖPORTAJ</category><dc:creator><![CDATA[Barış Kurucu’dan 15 Yıldır Aralıksız İyilik Yolculuğu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 04:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/baris-kurucudan-15-yildir-araliksiz-iyilik-yolculugu-161143-20260922.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/baris-kurucudan-15-yildir-araliksiz-iyilik-yolculugu-161143-20260922.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/baris-kurucudan-15-yildir-araliksiz-iyilik-yolculugu-161143-20260922.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Enes Hilal, Burdur’da Güven ve Kalitenin Markasını Büyütüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-enes-hilal-burdurda-guven-ve-kalitenin-markasini-buyutuyor-19856.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-enes-hilal-burdurda-guven-ve-kalitenin-markasini-buyutuyor-19856.html</link>
                    <description><![CDATA[Burdur’da yükselen projeleriyle dikkat çeken inşaat sektörünün genç ve iddialı isimlerinden Enes Hilal, modern mimari ve güven odaklı anlayışıyla sektörün geleceğine dair hedeflerini Göller Bölgesi Gazetesi’ne anlattı. Hilal, “Hedefimiz bina yapmak değil, kalıcı eserler bırakmak” diyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BURDUR - Burdur’da inşaat ve gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Enes &amp; Fatıma Hilal İnşaat’ın kurucusu Enes Hilal ile yaptığımız söyleşide, Gazetemize sektör değerlendirmelerinde bulundu. Modern mimari, kaliteli malzeme, kullanışlı yaşam alanları ve müşteri memnuniyetini çalışmalarının merkezine aldıklarını belirten Hilal, Burdur’un farklı bölgelerinde devam eden ve hazırlıkları süren projeler hakkında bilgi verdi. Hilal, hedeflerinin yalnızca çok sayıda proje üretmek değil, “yıllar sonra önünden geçtiğimizde ‘Bu yapıyı biz yaptık’ diyebileceğimiz eserler bırakmak” olduğunu söyledi.

- Öncelikle sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?

- Enes Hilal: Ben Enes Hilal. Burdur’da inşaat ve gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteriyorum. Enes &amp; Fatıma Hilal İnşaat olarak özellikle modern mimari, kaliteli malzeme ve insanların uzun yıllar huzurla yaşayabileceği yapılar ortaya koymaya önem veriyoruz.



&nbsp;

Bizim için müteahhitlik yalnızca bir bina yapıp teslim etmekten ibaret değil. İnsanların yıllarca yaşayacağı, belki de bütün birikimini yatıracağı bir yaşam alanı oluşturuyorsunuz. Bu nedenle yaptığımız her projede, kendi oturacağımız evi yapıyormuşuz gibi düşünmeye çalışıyoruz.

&nbsp;

&nbsp;

- Burdur’daki inşaat sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Enes Hilal: Burdur son yıllarda yapılaşma anlamında gerçekten güzel bir gelişim gösteriyor. Şehrimizde işini çok iyi yapan, yıllardır sektöre emek veren değerli müteahhit arkadaşlarımız ve büyüklerimiz var. Ben rekabetin doğru yapıldığında kaliteyi artırdığına inanıyorum. Bir arkadaşımız güzel bir proje yaptığında bundan rahatsız olmak yerine, “Burdur’a güzel bir eser daha kazandırıldı” diye bakmak gerekiyor. Çünkü günün sonunda hepimiz aynı şehre yatırım yapıyoruz. Yapılan her kaliteli bina Burdur’un değerine değer katıyor.

- Projelerinizi farklılaştıran özellikler neler?

- Enes Hilal: Projelerimizde özellikle modern mimari, kullanışlı yaşam alanları, kaliteli ve premium malzeme tercihleri ile satış sonrasında müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiye önem veriyoruz.
1+1 apartlardan 2+1 ve 3+1 dairelere kadar farklı ihtiyaçlara yönelik projeler geliştiriyoruz. Her bölgenin ve her müşterinin beklentisi aynı değil. Bu nedenle projelerimizi bulunduğu bölgenin ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda insanların konuta ulaşabilmesini kolaylaştıracak kişiye özel ödeme seçenekleri üzerinde de çalışıyoruz.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

- Yeni projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

- Enes Hilal: Burdur’un farklı bölgelerinde devam eden ve hazırlıklarını yaptığımız yeni projelerimiz bulunuyor. Cemil, Konak, Bahçelievler, Yeni Mahalle, Bağlar, Çayboyu ve son olarak Emek Mahallesi gibi farklı noktalarda çalışmalarımız var. Özellikle yeni başlayacak 2+1 ve 3+1 projelerimizde modern mimariyle konforu bir araya getirmeye çalışıyoruz. Apart projelerimizde de 1+1 konseptini daha nitelikli ve prestijli bir noktaya taşımak istiyoruz.

Amacımız sadece sayı olarak çok proje yapmak değil. Yıllar sonra önünden geçtiğimizde, “Bu yapıyı biz yaptık” diyebileceğimiz işler bırakmak.


- Yeni yerler ve kat karşılığı projeler konusunda çalışmalarınız devam ediyor mu?




- Enes Hilal: Kesinlikle. Sürekli yeni yatırım alanlarını değerlendiriyoruz. Arsa sahiplerimizle görüşmelerimiz, kat karşılığı anlaşmalarımız ve yeni proje hazırlıklarımız devam ediyor. Burada özellikle güven konusuna çok önem veriyoruz. Kat karşılığı işlerde arsa sahibi bize en değerli varlıklarından birini emanet ediyor. Bunun karşılığını da işi zamanında, kaliteli ve söz verdiğimiz şekilde teslim ederek vermemiz gerektiğini düşünüyoruz.

&nbsp;

&nbsp;

- Sektördeki rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Enes Hilal: Ben rekabeti olumsuz görmüyorum. Aksine kaliteli rekabetin şehre fayda sağladığını düşünüyorum. Burdur’da gerçekten çok başarılı müteahhitlerimiz var. Bizden daha uzun yıllardır bu işi yapan, tecrübelerinden faydalandığımız büyüklerimiz de var. Herkesin kendine özgü bir tarzı ve müşteri kitlesi bulunuyor.

Bizim hedefimiz kimseyle yarışmak değil; dünkü yaptığımız işin üzerine bugün ne koyabiliriz, ona bakmak. Başkasının başarısını küçülterek büyüyemezsiniz. Biz sektördeki arkadaşlarımızın güzel işlerini takdir ediyoruz. Aynı şekilde kendi projelerimizle de Burdur’a farklı bir değer katmaya çalışıyoruz.
&nbsp;

- Gelecek hedefiniz nedir?


- Enes Hilal: Öncelikli hedefimiz Burdur’da kalıcı bir marka oluşturmak. İnsanların Enes &amp; Fatıma Hilal İnşaat ismini gördüğünde güven, kalite ve modern mimariyle bağdaştırmasını istiyoruz. Bugün Burdur’dayız ve burada büyümeye devam edeceğiz. İlerleyen dönemde farklı şehirlerde de projeler geliştirmek elbette hedeflerimiz arasında. Ancak nerede proje yaparsak yapalım, bizim için önemli olan arkamızda güzel eserler ve memnun insanlar bırakabilmek.


- Son olarak Burdurlulara ne söylemek istersiniz?



&nbsp;

- Enes Hilal: Öncelikle bize güvenen, projelerimizden ev sahibi olan, arsasını bize emanet eden ve desteğini hissettiren herkese teşekkür ediyorum.&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Ayrıca Burdur’un gelişmesi için çalışan bütün müteahhit arkadaşlarımıza, mimarlarımıza, mühendislerimize, ustalarımıza ve sektörün bütün emekçilerine teşekkür etmek istiyorum. Biz bu şehrin insanıyız, yatırımımızı da bu şehre yapıyoruz. İnşallah hep birlikte daha modern, daha kaliteli ve daha güzel bir Burdur inşa etmeye devam edeceğiz. Enes &amp; Fatıma Hilal İnşaat olarak sözümüz kısa: Yaptığımız her yeni proje, bir öncekinden daha iyisini ortaya koyma sözümüzdür.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/roportaj-haberleri">RÖPORTAJ</category><dc:creator><![CDATA[Enes Hilal, Burdur’da Güven ve Kalitenin Markasını Büyütüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 05:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/enes-hilal-burdurda-guven-ve-kalitenin-markasini-buyutuyor-115106-20260911.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/enes-hilal-burdurda-guven-ve-kalitenin-markasini-buyutuyor-115106-20260911.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/enes-hilal-burdurda-guven-ve-kalitenin-markasini-buyutuyor-115106-20260911.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Karayılmaz; "Genel Anestezi Son Çare Olmalı, En Küçük Şüphede İşlem Ertelenmeli"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-huseyin-karayilmaz-genel-anestezi-son-care-olmali-en-kucuk-suphede-islem-ertelenmeli-19657.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-huseyin-karayilmaz-genel-anestezi-son-care-olmali-en-kucuk-suphede-islem-ertelenmeli-19657.html</link>
                    <description><![CDATA[Burdurlu 7 yaşındaki Ela Kocaçöğür'ün diş tedavisi sırasında yaşamını yitirmesinin ardından konuşan Akdeniz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Karayılmaz, çocuklarda genel anestezi ve sedasyon uygulamalarının sanıldığı kadar basit olmadığını söyledi. Yaklaşık 23 yıldır genel anestezi altında çocuk hastaları tedavi ettiklerini belirten Karayılmaz, "Bu iş bir ekip işidir. En küçük şüphede işlem ertelenmeli. Ortada her şeyden önce bir çocuğun canı var" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Ela'nın Acısı Tüm Türkiye'yi Yasa Boğdu

ANTALYA - Burdur'dan Isparta'ya diş tedavisi için götürülen 7 yaşındaki Ela Kocaçöğür'ün, özel bir hastanede uygulanan işlem sırasında kalbinin durması sonucu yaşamını yitirmesi, çocuklarda diş tedavilerinde uygulanan genel anestezi ve sedasyon yöntemlerini yeniden gündeme taşıdı.
Yaşanan olayın ardından gazetemize konuşan Akdeniz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Karayılmaz, olayın ayrıntıları bilinmeden herhangi bir sorumluluk yüklemenin doğru olmayacağını ifade ederken, genel anestezi uygulanacak çocukların son derece titiz değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

- "Bu Olay Hakkında Hüküm Vermem Doğru Olmaz"



&nbsp;

&nbsp;

Yaşanan olayın adli ve tıbbi yönünün araştırıldığını hatırlatan Prof. Dr. Karayılmaz, olayın nedenine ilişkin kesin bilgi bulunmadığını belirterek şunları söyledi:
&nbsp;

&nbsp;

"Bu olayda genel anestezi mi uygulandı, sedasyon mu yapıldı, çocuğun genel anestezi için uygunluğu var mıydı, altta yatan kalp hastalığı bulunuyor muydu, olay hastadan mı kaynaklandı, anesteziden mi, hekimden mi kaynaklandı; bunların hiçbirini şu an bilmiyoruz. Bu nedenle olay hakkında yorum yapmam doğru olmaz. Bunların hepsi bilimsel ve hukuki inceleme sonucunda ortaya çıkacaktır."

- "2003 Yılından Bu Yana Aynı Sistemi Uyguluyoruz"

2000 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nin ilk mezunlarından biri olduğunu anlatan Karayılmaz, iki yıl serbest diş hekimliği yaptıktan sonra akademik hayata döndüğünü söyledi.
2003 yılında Prof. Dr. Zuhal Kırzıoğlu'nun öncülüğünde Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi, Genel Anestezi Birimi ve Diş Hekimliği Fakültesi arasında oluşturulan ortak çalışma sistemiyle engelli çocuklar başta olmak üzere çok sayıda hastayı genel anestezi altında tedavi etmeye başladıklarını belirten Karayılmaz, o yıllarda Antalya'da diş hekimliği fakültesi bulunmadığı için Antalya'dan da çok sayıda hastanın Isparta'ya geldiğini ifade etti.

Yaklaşık 23 yıldır binlerce çocuğun tedavisini gerçekleştirdiklerini belirten Karayılmaz, "Allah'a şükür bugüne kadar ölüm ya da ciddi bir komplikasyon yaşamadık. Bunun en önemli nedeni hiçbir zaman risk almamamızdır." dedi.

- "Genel Anestezi İlk Tercih Değildir"

Prof. Dr. Karayılmaz, çocuklarda diş tedavisinde genel anestezinin ancak zorunlu durumlarda tercih edildiğini söyledi.&nbsp;Her gün Akdeniz Üniversitesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı'nda 150 ila 200 çocuğun muayene edildiğini belirten Karayılmaz, ailelerin önemli bölümünün çocuklarının uyutularak tedavi edilmesini istediğini ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etti.

Karayılmaz, "Birçok aile bize doğrudan 'Çocuğumuz uyutularak tedavi edilsin' diye geliyor. Önce çocuğun daha önce normal klinik şartlarında tedavi edilip edilmediğini soruyoruz. Çoğu zaman hiç denenmediğini görüyoruz. Bizim olmazsa olmaz kuralımız önce çocuğun klinikte tedavi edilmeye çalışılmasıdır. Genel anestezi ilk seçenek olamaz." diye konuştu.

- " İki Dolgu İçin Genel Anestezi Uygulanmıyor"

Her çocuğun genel anestezi adayı olmadığını belirten Karayılmaz, işlem ile risk arasında mutlaka denge kurulması gerektiğini söyledi.&nbsp;"Çocuğun ağzında sadece bir ya da iki dolgu yapılacaksa genel anestezi uygulamıyoruz. Çünkü damar yolu açılırken çocuk zaten ağlıyor ve fiziksel olarak tutuluyor. Aynı sürede iki dolguyu rahatlıkla yapabiliriz. Böyle küçük işlemler için genel anestezi riskini almıyoruz."
Buna karşılık ağızda çok sayıda çürük, kanal tedavisi gerektiren dişler ve çekim ihtiyacı bulunduğunda genel anestezinin değerlendirildiğini belirten Karayılmaz, "Eğer risk alacaksak gerçekten buna değmesi gerekir." ifadelerini kullandı.

- "Aileler Düşünmeden Karar Vermiyor"

Prof. Dr. Karayılmaz, genel anestezi kararı alınmadan önce ailelerle uzun görüşmeler yaptıklarını belirterek şu bilgileri verdi:&nbsp;"Hasta yakınlarına bütün riskleri tek tek anlatıyoruz. İstersem aileyi çok kolay ikna ederim ama bunu yapmıyorum. Kendilerine gidin düşünün diyorum. Gerekirse araştırın, başka hekimlere sorun, internetten bilgi alın. Birkaç gün sonra tekrar gelin diyorum. Çünkü bu kararı aile bilinçli şekilde vermeli."


- Dört Beş Ay Süren Hazırlık Süreci

Akdeniz Üniversitesi'nde genel anestezi için uzun bir bekleme listesi bulunduğunu söyleyen Karayılmaz, sırada bekleyen hastaların büyük bölümünü engelli çocukların oluşturduğunu ifade etti.
Yaklaşık dört ila beş aylık bekleme sürecinin bulunduğunu belirten Karayılmaz, işlemin rastgele planlanmadığını vurgulayarak şunları anlattı:&nbsp;"Hastayı bir hafta önceden çağırıyoruz. Önce anestezi uzmanı muayene ediyor. Kan tahlilleri yapılıyor. Kanama ve pıhtılaşma değerleri inceleniyor. Enfeksiyon araştırılıyor. Gerekirse çocuk kardiyolojisi, endokrinoloji gibi farklı branşlardan görüş alıyoruz. Tüm bölümler onay verdikten sonra ameliyat planlanıyor. İşlem günü ise çocuk tekrar anestezi uzmanı tarafından yeniden değerlendiriliyor. En küçük bir enfeksiyon belirtisinde bile işlemi erteliyoruz."


- " Tüm Önlemler Alınıyor"

Prof. Dr. Karayılmaz, en küçük riskte dahi tedaviyi ertelediklerini belirterek yaşadıkları örneklerden birini anlattı.&nbsp;"Çocuk gribal enfeksiyon geçiriyorsa ya da üst solunum yolu enfeksiyonu varsa genel anestezi uygulamıyoruz. Fethiye'den gelen bir hastamız yolculuk sırasında yarım poğaça yemişti. Aç kalma kuralını bozduğu için hiçbir işlem yapmadan geri gönderdik. Bu konularda asla risk almıyoruz."

Bugüne kadar sistemik hastalıkları bulunan çok sayıda çocuğu tedavi ettiklerini belirten Karayılmaz, bazı hastaların pediatrik yoğun bakım desteğiyle ameliyata alındığını söyledi.&nbsp;Yakın zamanda tedavi ettikleri ağır engelli bir çocuğun ameliyat sonrası yaklaşık 25 gün yoğun bakımda takip edildiğini anlatan Karayılmaz, "Risk baştan belliydi. Bütün hazırlıklarımızı buna göre yaptık. Çocuk yoğun bakım desteğiyle takip edildi ve başarılı şekilde taburcu edildi." dedi.

- "Sedasyon Masum Değildir"

Toplumda sedasyonun basit bir işlem gibi algılandığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Karayılmaz, bunun son derece yanlış olduğunu söyledi.&nbsp;Sedasyonun genel anesteziye göre daha hafif bir bilinç baskılanması olmasına rağmen solunum ve dolaşımın sürekli takip edilmesini gerektirdiğini belirten Karayılmaz, özellikle küçük çocuklarda solunumun yavaşlaması, hava yolunun kapanması, mide içeriğinin akciğerlere kaçması, oksijen seviyesinin düşmesi ve kalp ritim bozukluklarının gelişebileceğini ifade etti.
Reflüsü bulunan çocuklarda mide içeriğinin akciğerlere kaçmasının teorik olarak mümkün olduğunu belirten Karayılmaz, böyle durumların ancak anestezi kayıtları ve yoğun bakım değerlendirmeleriyle kesin olarak ortaya konabileceğini söyledi.

- "Bu İş Cahil Cesaretiyle Yapılmaz"

Özellikle son yıllarda sağlık turizminin gelişmesiyle birlikte sedasyon uygulamalarının özel kliniklerde yaygınlaştığını belirten Karayılmaz, bu konuda önemli uyarılarda bulundu.&nbsp;"Ne yazık ki bazı yerlerde sedasyon çok kolay uygulanıyor. Bazen bunu yapan kişiler yeterli deneyime sahip olmayabiliyor. Bu işte 'bir şey olmaz' anlayışıyla hareket edilmemeli. Bu büyük bir yanlıştır. Bu iş cahil cesaretiyle yapılacak bir iş değildir."

-&nbsp; "Genel Anestezi Ekip İşidir"

Genel anestezinin yalnızca diş hekiminin değil, anestezi uzmanı, çocuk hastalıkları uzmanı, hemşireler ve gerektiğinde diğer branşların birlikte yürüttüğü multidisipliner bir süreç olduğunu belirten Karayılmaz, her aşamanın titizlikle planlanması gerektiğini söyledi.&nbsp;"En küçük şüphede ameliyat ertelenmelidir. A, B ve C planlarınız hazır olmalıdır. Çünkü ortada her şeyden önce bir çocuğun hayatı vardır."

- "Parasal kaygılar hiçbir zaman çocuğun canının önüne geçemez"

Özel kliniklerde genel anestezi uygulamalarının ekonomik boyutuna da değinen Prof. Dr. Karayılmaz, bazı merkezlerde bu işlemlerin daha yüksek gelir sağlaması nedeniyle tercih edilebildiğini ifade etti.&nbsp;"Ben bu olay özelinde konuşmuyorum. Ancak genel olarak söylüyorum; işin ekonomik tarafı olabilir ama hiçbir maddi kazanç bir çocuğun hayatından daha değerli değildir. Bu nedenle bütün önlemler eksiksiz alınmalı, hiçbir risk küçümsenmemelidir."

- "Haftada 15 Genel Anestezi Operasyonu Yapılıyor"

Akdeniz Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde tam donanımlı ameliyathanede hizmet verdiklerini belirten Prof. Dr. Hüseyin Karayılmaz, haftada yaklaşık 12-15 çocuğun genel anestezi altında tedavi edildiğini söyledi.&nbsp;Her ameliyatta bir öğretim üyesinin birebir bulunduğunu belirten Karayılmaz, yıllardır aynı disiplinle çalıştıklarını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;"Biz bu işi büyük bir sorumlulukla yapıyoruz. Allah'a şükür bugüne kadar ciddi bir olumsuzluk yaşamadık. Temennimiz bundan sonra da hiçbir çocuğun böyle acı olaylarla karşılaşmamasıdır. Genel anestezi korkulacak bir yöntem değildir ancak doğru hasta seçimi, doğru ekip, doğru hazırlık ve doğru takip olmadan asla uygulanmamalıdır."

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/roportaj-haberleri">RÖPORTAJ</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Karayılmaz; "Genel Anestezi Son Çare Olmalı, En Küçük Şüphede İşlem Ertelenmeli" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 14:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-huseyin-karayilmaz-genel-anestezi-son-care-olmali-en-kucuk-suphede-islem-ertelenmeli-202904-20260708.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-huseyin-karayilmaz-genel-anestezi-son-care-olmali-en-kucuk-suphede-islem-ertelenmeli-202904-20260708.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-huseyin-karayilmaz-genel-anestezi-son-care-olmali-en-kucuk-suphede-islem-ertelenmeli-202904-20260708.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Akıllı Işın” Dönemi; Kanser Tedavisinde Nokta Atışı Devrim]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-akilli-isin-donemi-kanser-tedavisinde-nokta-atisi-devrim-19368.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-akilli-isin-donemi-kanser-tedavisinde-nokta-atisi-devrim-19368.html</link>
                    <description><![CDATA[MNT Medikal Direktörü Dr. Cengiz Taşçı: “Artık sadece tümörü görmüyoruz, doğrudan hedef alıp yok edebiliyoruz.” Nükleer tıpta teranostik yöntemiyle hem teşhis hem tedavi birlikte yapılabiliyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA– Nükleer tıp alanında son yıllarda öne çıkan “teranostik” yöntem, kanser tedavisinde yeni bir dönemi başlatıyor. MNT Medikal Direktörü Dr. Cengiz Taşçı, bu yöntemin klasik tedavilerle birlikte son derece etkili sonuçlar verdiğini belirterek, “Artık gördüğümüzü vuruyor, vurduğumuzu da takip edip&nbsp; sonucunu izleyebiliyoruz” dedi.

Dr. Taşçı’nın verdiği bilgilere göre, bu yöntemle kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan özel moleküller hedef alınıyor. Bu moleküllere bağlanan radyoaktif ajanlar sayesinde tümörler vücut içinde net bir şekilde görüntülenebiliyor.

- “Tümörler vücutta adeta ışık yakıyor”

Teranostik yöntemde kullanılan gama veya pozitron yayan radyonüklitler, vücutta ilerledikleri her noktadan sinyal vererek tümör odaklarını görünür hale getiriyor. Bu sayede klasik yöntemlerle tespit edilmesi zor olan küçük ya da gizli tümörler bile ortaya çıkarılabiliyor.
Dr. Taşçı, “Bu ajanlar kan dolaşımıyla tümör nerede olursa olsun, ister derin dokularda ister ulaşılması zor bölgelerde olsun, yerini bize gösteriyor” ifadelerini kullandı.

- Sağlıklı dokular korunarak tedavi ediliyor

Klasik radyoterapiden farklı olarak radyoaktif ilaçların damar yoluyla verilerek hedef dokuya doğrudan taşındığına dikkat çeken Dr. Taşçı,
“Bu yöntemde tedavi edici ajan doğrudan hedef hücreye gidiyor. Alfa ve beta ışını yayan partiküller, tümör hücresinin içine girerek hücreyi içeriden yok ediyor. Böylece kalp, akciğer gibi hayati organlar korunuyor” dedi.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

- “Gördüğümüzü vuruyoruz, sonucunu da ölçüyoruz”

Teranostik yaklaşımın en önemli avantajlarından birinin tedavi sürecinin izlenebilir olması olduğunu belirten Dr. Taşçı, “Önce görüntüleme ile tümörü tespit ediyoruz. Ardından aynı molekül üzerinden tedavi uyguluyoruz. Sonrasında ise ne kadar başarılı olduğumuzu tekrar görüntüleme ile ölçebiliyoruz. Bu, kanser tedavisinde çok önemli bir aşama” diye konuştu.
Yeni geliştirilen ajanlarla yalnızca tümörün değil, tümörün çevresinde oluşan mikro ortamın da görüntülenebildiğini belirten Taşçı, bunun bazı kanserlerin belirlenmesini ve&nbsp; hastalığın yayılımını daha doğru analiz etmeyi sağladığını ifade etti.

- Türkiye’de son yıllarda hız kazandı

Teranostik tedavilerin dünyada ve Türkiye’de tiroit kanseri tedavisi ile başladığını son 10 yıldır prostat kanseri ve nöroendokrin tümörlerde önemli başarılar ortaya konduğunu söyleyen Dr. Taşçı, özellikle son 3 yılda bu alanda ciddi bir gelişim yaşandığını kaydetti.&nbsp; Ancak bu tedavilerin şu an için ağırlıklı olarak üniversite hastaneleri, şehir hastaneleri ve üçüncü basamak sağlık merkezlerinde uygulanabildiğini belirtti.
- Alzheimer’da yeni umut: Anti-amiloid tedaviler
Dr. Cengiz Taşçı, nükleer tıp alanındaki gelişmelerin yalnızca kanserle sınırlı olmadığını, Alzheimer hastalığında da önemli ilerlemeler yaşandığını söyledi. Alzheimer’ın temel nedenlerinden birinin beyinde biriken amiloid plaklar olduğuna dikkat çeken Taşçı, “Yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçlar bu plakları hedef alıyor. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak artık mümkün hale geldi” dedi.

ABD’de onay alan ve kullanılmaya başlanan bu tedavilerin Avrupa’da da kabul gördüğünü belirten Taşçı, Türkiye’de de yakın dönemde uygulamaya girmesinin beklendiğini ifade etti.

Erken teşhisin önemine dikkat çeken Taşçı, amiloid PET görüntüleme ve MR tekniklerinin yanı sıra yapay zeka destekli sistemlerle tanı doğruluğunun önemli ölçüde arttığını sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/roportaj-haberleri">RÖPORTAJ</category><dc:creator><![CDATA[“Akıllı Işın” Dönemi; Kanser Tedavisinde Nokta Atışı Devrim - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 05:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/akilli-isin-donemi-kanser-tedavisinde-nokta-atisi-devrim-145626-20260426.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/akilli-isin-donemi-kanser-tedavisinde-nokta-atisi-devrim-145626-20260426.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/akilli-isin-donemi-kanser-tedavisinde-nokta-atisi-devrim-145626-20260426.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gastronomi Sektöründe Doğal Renklendiriciler Kullanarak Gıda Boyalarından Kaçınmak Mümkün Mü? Şef Osman Kılınç Cevapladı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-gastronomi-sektorunde-dogal-renklendiriciler-kullanarak-gida-boyalarindan-kacinmak-mumkun-mu-sef-osman-kilinc-cevapladi-15584.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-gastronomi-sektorunde-dogal-renklendiriciler-kullanarak-gida-boyalarindan-kacinmak-mumkun-mu-sef-osman-kilinc-cevapladi-15584.html</link>
                    <description><![CDATA[Gastronomide lezzet kadar sunum da çok önemli bir yer teşkil ediyor. Gıdaları daha dikkat çekici ve görünür kılmak için ve iştah kabartması açısından zaman zaman gastronomi sektöründe renklendiriciler, gıda boyaları kullanılıyor. Bu kullanılan renklendiriciler özellikle gıda boyaları, doğru oranda kullanılmadığı taktirde sağlığımız üzerinde olumsuz etkilere sebep olabiliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gastronomi sektöründe doğal renklendiriciler kullanarak gıda boyalarından kaçınmak mümkün mü? diye merak ettik ve uzmanına sorduk!
Antalya Akra Hoteli 'nin başarılı ve çalışkan şeflerinden olan Osman Kılınç sorumuzu cevapladı ve konuyla ilgili değerli bilgiler aktardı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;
Şef Osman Kılınç:
"Evet, doğal renklendiriciler kullanarak gastronomide gıda boyalarından kaçınmak hem sağlıklı hem de sürdürülebilir bir seçenektir. Sebze, meyve ve yeşillikler doğal renklerini yemeklere ve içeceklere vermek için harika birer kaynaktır. Aynı zamanda sıfır atık prensiplerine de destek olur" dedi.

Sebze, meyve ve yeşilliklerle doğal renklendirme yapmanın bazı yolları olduğunu belirten Şef Kılınç:

"KIRMIZI- Pancar, kızılcık, ahududu gibi kırmızı meyveler ve sebzeler yemeklere doğal kırmızı renk verebilir. Örneğin, pancar suyu ile pilavı veya kekleri kırmızı renklendirebilirsiniz.

YEŞİL- Ispanak, pazı, dereotu gibi yeşil yapraklı sebzeler ile yemeklere doğal yeşil renk verebilirsiniz. Smoothie'lere ıspanak ekleyerek yeşil rengi
sağlayabilirsiniz.

TURUNCU - Havuç, portakal, karpuz gibi turuncu meyve ve sebzelerle yemeklerinizi renklendirebilirsiniz. Havuç püresi ile çorbaları veya kekleri turuncu yapabilirsiniz.

MOR - Yaban mersini, mor lahana, patlıcan gibi mor renkli sebze ve meyvelerle yemeklerinizi renklendirebilirsiniz. Yaban mersini püresi ile yoğurtları veya tatlıları mor yapabilirsiniz.

Doğal renklendiriciler kullanarak yemeklerinizi ve içeceklerinizi renklendirirken aynı zamanda sağlıklı ve doğal bir seçenek sunmuş olursunuz. Bu yöntemle sıfır atık prensiplerine de destek vererek doğaya ve çevreye daha duyarlı bir şekilde yaşayabilirsiniz" ifadelerini kullandı.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/roportaj-haberleri">RÖPORTAJ</category><dc:creator><![CDATA[Gastronomi Sektöründe Doğal Renklendiriciler Kullanarak Gıda Boyalarından Kaçınmak Mümkün Mü? Şef Osman Kılınç Cevapladı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Apr 2024 17:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/gastronomi-sektorunde-dogal-renklendiriciler-kullanarak-gida-boyalarindan-kacinmak-mumkun-mu-sef-osman-kilic-cevapladi-201400-20240421.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/gastronomi-sektorunde-dogal-renklendiriciler-kullanarak-gida-boyalarindan-kacinmak-mumkun-mu-sef-osman-kilic-cevapladi-201400-20240421.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/gastronomi-sektorunde-dogal-renklendiriciler-kullanarak-gida-boyalarindan-kacinmak-mumkun-mu-sef-osman-kilic-cevapladi-201400-20240421.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[UFUK SEZER İLE SANAT ÜZERİNE SOHBET]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-ufuk-sezer-ile-sanat-uzerine-sohbet-14982.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-ufuk-sezer-ile-sanat-uzerine-sohbet-14982.html</link>
                    <description><![CDATA[
Ufuk Sezer sanat aşığı bir insan, resim, şiir ve tiyatro ile ilgileniyor. İki şiir kitabı var "Hayatın Tonu’’ ve ‘‘Dudaklarında Mevsimler.’’ Genç Şair kitaplarında "hepimizin iyi kötü yaşadığı renkleri edebiyat aracılığıyla anlatmak ve okuyucuya derinden hissettirmek istediğini" söylüyor.
Ufuk Sezer'i okuyucuların da yakından tanıması için bir sohbet gerçekleştirdik:
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Sizi tanımak isteriz. Ufuk Sezer kimdir?
21 Haziran 1988 yılında İzmir’de doğdum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezunum. İletişim ve yazma konusunda istekli oluşum beni Turizm tarafına doğru yönlendirdi. Uzun yıllardır Organizasyon ve İnsan Kaynakları sektöründe proje koordinatörlüğü ve çevirmenlik yapıyorum. Ayrıca özel bir dil okulunda 3 yıldır İspanyolca Öğretmenliği de yapıyorum. Öğretmenlik çok keyifle yol aldığım bir süreç olmaya doğru ilerliyor diyebilirim. Son olarak; Birçok dergi-röportaj ve sanat kitaplarında yer aldım. Hala da çalışmalarım devam ediyor. Sanat kulağıma cümlelerini durmadan fısıldıyor.

- Şiirle ilgili ilk anınızdan bahseder misiniz?
İlkokul yıllarındayken edebiyat dersleri benim için ayrı bir heyecandı. Kitaplardaki sayfalara karışan hayatlara şahit olmak, edebi bir dilde derdini anlatmak bana çok anlamlı gelmişti. Bu yolculukta, küçüklüğümden beri yapmış olduğum gözlemler sonucu, geçmiş yılların bir mührü gibi şiirler meydana getirdim. İlkokul yılları, bu anlara ilk olarak yârenlik etmiştir ve benim için çok kıymetlidir.

- İlk kitabınızı ne zaman çıkardınız? Kitabınızın içeriği hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
İlk şiir kitabım Hayatın Tonu ismiyle 2019 yılında yayımlandı. Bu kitabımda, hepimizin iyi kötü yaşadığı renkleri edebiyat aracılığıyla anlatmak ve okuyucuya derinden hissettirmek istedim. Duygular yıllara savruldukça da imgeler dolusu şiirler yazıldı. Böylelikle ilk şiir kitabımın amacı kendiliğinden oluştu.

- Sanatın ve edebiyatın ilgi duyduğunuz alanları nelerdir?
İlk olarak resimle yol aldım. Sonralarında edebiyatın gizemli ve bir o kadar da rengarenk dünyasına katılmış oldum. Beni besleyen her şeyden ilham aldım ve yazmaya devam ettim. Öykü ve şiir ilgi alanlarımın birer parçası oldu. Sanatın her dalı benim için bitmek bilmeyen bir renk olmaya başladı. Yazarak büyüttüğüm kısacası attığım tohumlar şiir olarak yüreğimden ve ellerimden yakaladı.

- Şiir sizin için ne anlamı ifade ediyor? Neden şiir?
İçimizde biriktirdiklerimizi tek bir satırla anlatabilmek edebiyatın hem zor hem de keyifli bir yanı olduğunu düşünüyorum. Kitap dolusu kelimeler şiirle bir dörtlüğe sığıyor ve sonrasında tanıyıp tanımadığın kalplere dokunuyor. Bu duyguyu yaşamak benim için en büyük şiir yazma sebebi denilenebilir. Tutkuyla örülmüş cümleler şiir yoluyla çiçekler açıyor ve yorumu sadece okuyucuya bırakıyor.

- Ülkemizde edebiyat türleri arasında şiirin yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Giderek şiirin daha fazla ilgi duyulabileceğine inanıyorum. Şiir konusunda birikmiş bir ön yargı var. Romandaki tüm sayfaları bazen bir heceye sığdırmak gibi yaşanmışlık katan bir maceradır şiir. Bunu anlamak da okuyucunun tercihine kalıyor. Bu duyguyla okunan tüm şiirler de içimizdeki yangınları birer birer söndürüyor.

- Yazma serüveninizde öğrenmenin ve keşfetmenin size nasıl bir katkısı oldu?
Öğrenmek ve keşfetmek, öncelikle hayal ederek başlamama, gizemli ve derinleşen tarafımı görmeme fazlasıyla yardımcı oldu. Mutlu ve pes etmeyen kelimeleri dopdolu, ağız dolusu yaşadım.

- Yaşadığınız coğrafyanın sanat yolculuğunuza etkisi var mı?
Elbette var. İzmir’de yaşamak, şehrin sokaklarında özgürce dolaşmak, anı yaşamak, sanatın bir avuç şehrinde olmak ve bunun gibi birçok faktörün ruhumu besleyen bir tarafı olduğuna inanıyorum. İzmir hiç bitmeyen bir aşktır bende.

- İlk eseriniz ‘‘Hayatın Tonu’’ ile nasıl bir başlangıç oldu?&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Hayatın Tonu (2019) yaklaşık olarak en az 10 yıllık şiirlerdeki seçkilerden oluşan benim için çok kıymetli bir kitabımdır. Hayalimi gerçekleştirdiği için yeri apayrıdır. Yaşadığımız duyguları renklere bulayarak edebiyat aracılığıyla anlatabilmek yada yazabilmek başladığım heyecanın en önemli kısmıdır.


- Son dönemlerin popüler ve sevilen eseriniz ‘‘Dudaklarında Mevsimler’’ hayatınıza neler kattı?
Ağzımızdan çıkan kelimelerin ne kadar önemli olduğunu, uslubün ve tavrın bizleri hem mutlu hem de bir o kadar da mutsuz edebileceğini bir kez daha hatırlattı diyebilirim. Her zaman olumlu yönde düşünürsek kelimelerin bir büyüsü vardır. Evren umutla onları size verir. İnandığım hayat felsefesi de her zaman bu oldu. Benim için okuyucularımdan aldığım övgü dolu yorumlar ve beğeniler bu felsefemi de destekledi.

- ‘‘Hayatın Tonu’’ ve ‘‘Dudaklarında Mevsimler’’ okuyucuya neler kattı ve ne mesajlar alındı?
Kelimelerin sihirli yolculuğunu doyasıya yaşadıklarını düşünüyorum. Bir o kadar da düşündüklerini de. Hayatın Tonu ve Dudaklarında Mevsimler genel olarak edebi tarafı yoğunlukta ve çok derin anlamlar ifade eden kitaplardır. Aldığım yorumlar ve mesajlarda bu düşüncelerimi kanıtladı. Başarmak istediğim tam olarak fark yaratmaktı. Kitaplara başladığınız gibi o hissi yoğun bir şekilde yaşıyorsunuz. Geri dönüşler olumlu olarak okuyucularım tarafından dile geldi. Mutluluk ansızın kulağıma fısıldadı.

- İlham kaynağınız nelerdir?
Genel olarak şundan ilham alıyorum diyebileceğim bir şey yok. Okuduğum bir kitap, izlediğim bir film yada anlık gözlemlediğim her şey sanatla birleşip ilham olarak sonuçlanıyor. O an da bambaşka umut dolu şiirler yazıyorum. Çünkü mürekkebi kalbimden damlıyor.

- Şiirin,&nbsp;şairin aynası olduğunu düşünüyor musunuz?Kesinlikle düşünüyorum. Hissedilen kıymetli düşünceler yıllara döküldüğü vakit, ayna misali duygulara tercüman oluyor. Birebir ruhlara üflüyor ve kendiliğinden bir hikâyenin yazılmasına sebep oluyor.


- Karakalem çizimleriniz çok harika! Bu yolculuğa nasıl başladınız ve nasıl gidiyor?
Eskiden çiziyordum sonrasında iş yoğunluğu derken istemeden ara vermek durumunda kaldım. Bu yolculuğun en büyük sebebi Pandemi oldu. Pandemi hayatımızı çok değiştirdi. Ben de o süre zarfında sorarak, araştırarak ve en önemlisi çizerek karakaleme tekrar başladım. Üst üste çizerek kendimi geliştirdim ve nerede eksik gördüysem o tarafa doğru yöneldim. Beğendiğim her şeyi çiziyorum. Bu aralar Anime çizimlerim çok hoşuma gidiyor.Yeni çalışmalarımın daha da etkili olacağını düşünüyorum. Sanat bu sefer de resim olarak sayıklıyor içimde.

- Sanat aşığı bir insan olarak resim, şiir ve tiyatro ile ilgileniyorsunuz. Sanatın üzerinizdeki etkisini nasıl tanımlarsınız?
Sanatın her konuda iyileştirici bir gücünün olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla yazdığım, okuduğum ve çizdiğim, her zaman benim için ayrı bir dünyanın kapılarını aralıyor. Edebiyatın sokaklarında umutla ve özgürce gezinmek tekrardan nefes almamı sağlıyor. Sanat, her açıdan ruhumu besleyen bir melodi gibi aralıksız durmadan bedenimde çalıyor, diyebilirim.

- Yeni yazmaya başlayanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?
Yeni yazar adayları yazmaktan asla vazgeçmesinler. Bu konu hakkında çok fazla araştırsınlar ve bol bol kitap okusunlar. İçlerindeki tutkuyu kaybetmesinler ve en önemlisi hayal etsinler. Kendilerine güvendikleri en doğru zamanda cesaret edip kendi yolculuklarına başlasınlar diyebilirim

- Son olarak yeni yıl için söylemek istedikleriniz nelerdir?
Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Keyifli ve samimi bir röportaj olduğunu düşünüyorum. Sanatın bize her dokunuşunda bambaşka renklerimiz ortaya çıkıyor. Yazdıkça da içimizdeki sızlayan mevsimler hayatımıza birer birer ekleniyor. Yayınevim Luna Yayınları’na da çok teşekkür ederim. Emeği geçen herkese sonsuz Sevgilerle...Yeni yılda herkese sağlık, huzur, neşe ve edebiyat kokan yıllar diliyorum. Kendim için ise; yeni kitabımın ve yeni projelerimin filizlendiği bol gezmeli bir yıl istiyorum. İyi ki sanat var! diyerek son sözümü söylüyorum…

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/roportaj-haberleri">RÖPORTAJ</category><dc:creator><![CDATA[UFUK SEZER İLE SANAT ÜZERİNE SOHBET - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 Dec 2023 18:37:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ufuk-sezer-ile-sanat-uzerine-sohbet-214833-20231231.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ufuk-sezer-ile-sanat-uzerine-sohbet-214833-20231231.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ufuk-sezer-ile-sanat-uzerine-sohbet-214833-20231231.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>