<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Türkiyenin En iyi Haber Sitesi</title>
                      <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sat, 17 Oct 2026 21:13:12 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Türkiyenin En iyi Haber Sitesi - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Türkiyenin En iyi Haber Sitesi</copyright><item><title><![CDATA[16 Kişi Hastanelik Oldu; Botoksta Denetim Uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-16-kisi-hastanelik-oldu-botoksta-denetim-uyarisi-20014.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-16-kisi-hastanelik-oldu-botoksta-denetim-uyarisi-20014.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’da botoks uygulamalarının ardından 16 kişinin hastaneye kaldırılması, hasta güvenliği ve sağlık turizminin itibarı konusunu yeniden gündeme taşıdı. ASYADER Başkanı Dr. Neslihan Üstün Yüksel, “Sorun botoksta değil, kimin ve nasıl uyguladığında” diyerek yetkisiz ve denetimsiz işlemlere karşı uyarıda bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA – Antalya’da botoks uygulamaları sonrasında 16 kişinin hastaneye kaldırılması, estetik işlemlerde hasta güvenliği ve denetim konusunu gündemin ilk sıralarına taşıdı. Akdeniz Sağlıklı Yaş Alma Derneği (ASYADER) Başkanı Dr. Neslihan Üstün Yüksel, yaşanan olayın yalnızca bireysel sağlık açısından değil, Türkiye’nin uluslararası alanda kazandığı sağlık turizmi itibarı bakımından da ciddi bir uyarı olduğunu söyledi.

Türkiye’nin nitelikli hekimleri, modern sağlık kuruluşları ve gelişmiş sağlık altyapısıyla sağlık turizminde önemli bir konuma ulaştığını belirten Yüksel, bu başarının korunmasının ortak sorumluluk olduğunu vurguladı. Yetkisiz kişilerin gerçekleştirdiği ve gerekli denetimlerden uzak uygulamaların hem insan sağlığını tehlikeye attığını hem de sektöre duyulan güveni zedeleyebileceğini ifade etti.

- SAĞLIK TURİZMİNDE MİLYAR DOLARLIK BAŞARI

Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ (USHAŞ) verilerine göre Türkiye, 2025 yılında sağlık hizmeti almak amacıyla gelen 1 milyon 398 bin 580 kişiyi ağırladı. Aynı yıl sağlık turizmi gelirleri 3 milyar 22 milyon dolara ulaştı. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise 302 bin 487 uluslararası hastaya hizmet sunulurken 761,5 milyon dolar gelir elde edildi.

Estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri ve göz hastalıkları, Türkiye’nin sağlık turizminde öne çıkan alanlar arasında yer alıyor. Yüksel, yılların emeğiyle kazanılan bu güvenin korunması için mesleki etik ilkelerden ve hasta güvenliğinden taviz verilmemesi gerektiğini belirtti.

- “SORUN BOTOKSTA DEĞİL, UYGULAYANDA”

Botulinum toksininin tıpta uzun yıllardır kullanılan bir ilaç olduğunu hatırlatan Yüksel, doğru hasta seçimi, uygun doz ve yetkin sağlık profesyonelleri tarafından gerçekleştirilen uygulamaların önemine dikkat çekti.

Yüksel, “Sorun ilacın kendisinde değil; kimin, hangi ürünle, hangi dozda ve hangi koşullarda uyguladığındadır” ifadelerini kullandı. Hekimlerin mesleki yetkinlik sınırları içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirten Yüksel, ticari beklentilerin hasta güvenliğinin önüne geçemeyeceğini vurguladı.

Antalya’daki olayla ilgili gündeme gelen iddiaların titizlikle incelenmesi gerektiğini kaydeden Yüksel, yetkisiz uygulamalara karşı denetimlerin kararlılıkla yürütülmesi çağrısında bulundu.

- VATANDAŞLARA “İŞLEM ÖNCESİ ARAŞTIRIN” UYARISI

Botoks yaptırmayı düşünen vatandaşlara da uyarılarda bulunan Yüksel; işlemi gerçekleştirecek kişinin yetkinliğinin, sağlık kuruluşunun ruhsatının ve kullanılacak ürünün güvenilirliğinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Ürünün ruhsatı, menşei ve parti numarası hakkında bilgi alınmasının, işlem öncesinde olası riskler ve yan etkiler konusunda bilgilendirme yapılmasının önemini vurguladı.

Sağlıklı yaş almanın yalnızca genç görünmekten ibaret olmadığını belirten Yüksel, insan sağlığının ve yaşam kalitesinin korunmasının temel öncelik olması gerektiğini ifade etti.

Yüksel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kozmetik kaygılar, hasta güvenliğinin önüne geçe
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[16 Kişi Hastanelik Oldu; Botoksta Denetim Uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/16-kisi-hastanelik-oldu-botoksta-denetim-uyarisi-094640-20261017.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/16-kisi-hastanelik-oldu-botoksta-denetim-uyarisi-094640-20261017.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/16-kisi-hastanelik-oldu-botoksta-denetim-uyarisi-094640-20261017.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KİLİT GRUP’TAN SAĞLIK VE TURİZMDE YENİ ADIM: 7 OTEL ESENLİK SERTİFİKASI ALDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kilit-gruptan-saglik-ve-turizmde-yeni-adim-7-otel-esenlik-sertifikasi-aldi-19998.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kilit-gruptan-saglik-ve-turizmde-yeni-adim-7-otel-esenlik-sertifikasi-aldi-19998.html</link>
                    <description><![CDATA[Kilit Grup bünyesindeki Crystal Hotels ve Nirvana Hotels’in yedi tesisi, Esenlik Merkezi sertifikalarını Antalya’da düzenlenen törenle aldı. Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan’ın katıldığı törende, sağlık ve turizmin bir arada yürütüldüğü yeni hizmet modeli öne çıktı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA - Antalya turizmi, misafirlerin konaklama deneyimini sağlık ve esenlik hizmetleriyle buluşturan yeni bir uygulamayla dikkat çekiyor. Kilit Grup bünyesinde faaliyet gösteren Crystal Hotels ve Nirvana Hotels’in yedi tesisi, Esenlik Merkezi sertifikasyon sürecini tamamlayarak belgelerini aldı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

14 Ekim 2026 tarihinde Nirvana Cosmopolitan’da gerçekleştirilen sertifika takdim törenine Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kilit Grup Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Kilit, Crystal Hotels COO’su Alper Karakaş, Nirvana Hotels CEO’su Ali Uçaş, otel yöneticileri ve çalışanlar katıldı.

- YEDİ OTEL SERTİFİKA ALMAYA HAK KAZANDI



&nbsp;

Sağlık Bakanlığının 4 Temmuz’da yayımladığı Esenlik Merkezi Yönetmeliği kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda Crystal Waterworld, Crystal Sunset, Crystal De Luxe, Crystal Admiral, Nirvana Dolce Vita, Nirvana ME ve Nirvana Cosmopolitan sertifika almaya hak kazandı.

&nbsp;

Sertifikalar, tesislerin ilgili mevzuatta belirlenen fiziki koşullar ve çalışma kadrolarına ilişkin kriterleri karşıladığını ortaya koyuyor. Uygulamayla birlikte otellerde yalnızca dinlenme ve spor hizmetlerinin değil, koruyucu ve önleyici sağlık yaklaşımının da ön plana çıkarılması hedefleniyor.

- PELİN KİLİT: SAĞLIK VE TURİZM BİRLEŞİYOR

Törende konuşan Kilit Grup Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Kilit, yedi tesisin sertifikasyon sürecini tamamlamasının kendileri için önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Kilit, sağlık ve turizm sektörlerinin birlikte çalışmasının hem ülke ekonomisi hem de nitelikli istihdam açısından yeni fırsatlar oluşturacağını ifade etti.



Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ise esenlik merkezlerinin koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasında önemli rol üstleneceğini vurguladı. Özkan, bu merkezlerde yapılacak değerlendirmelerle kişilerin sağlık ihtiyaçlarının erken aşamada belirlenmesinin ve gerekli durumlarda ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesinin amaçlandığını kaydetti.

&nbsp;

&nbsp;

Crystal Hotels COO’su Alper Karakaş, uygulamanın Türk turizminin sürdürülebilir geleceği açısından önemli bir model olduğunu dile getirirken, Nirvana Hotels CEO’su Ali Uçaş da sertifikasyon sürecinin tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti.

- ANTALYA TURİZMİNDE YENİ HİZMET ANLAYIŞI

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

Sağlık ve turizmi bir araya getiren esenlik merkezi uygulaması, misafirlerin tatil deneyimlerini koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleriyle desteklemeyi amaçlıyor. Kilit Grup, tamamlanan sertifikasyon süreciyle birlikte Crystal Hotels ve Nirvana Hotels markalarında esenlik odaklı hizmet anlayışını geliştirmeyi ve misafir deneyimine yeni bir boyut kazandırmayı hedefliyor.

Antalya’da hayata geçirilen bu uygulamanın, turizm sektöründe sağlık odaklı hizmet modellerinin gelişimine nasıl katkı sağlayacağı ise önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KİLİT GRUP’TAN SAĞLIK VE TURİZMDE YENİ ADIM: 7 OTEL ESENLİK SERTİFİKASI ALDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 14:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kilit-gruptan-saglik-ve-turizmde-yeni-adim-7-otel-esenlik-sertifikasi-aldi-210040-20261014.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kilit-gruptan-saglik-ve-turizmde-yeni-adim-7-otel-esenlik-sertifikasi-aldi-210040-20261014.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kilit-gruptan-saglik-ve-turizmde-yeni-adim-7-otel-esenlik-sertifikasi-aldi-210040-20261014.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Başkan Kocagöz’den Pembe Balonlarla Meme Kanseri Farkındalığı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-baskan-kocagozden-pembe-balonlarla-meme-kanseri-farkindaligi-19942.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-baskan-kocagozden-pembe-balonlarla-meme-kanseri-farkindaligi-19942.html</link>
                    <description><![CDATA[Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinlikte erken tanının önemine dikkat çekti; program sonunda gökyüzüne bırakılan pembe balonlar farkındalık mesajını simgeledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

ANTALYA&nbsp; - Antalya’nın Kepez ilçesinde, Belediye Başkanı Mesut Kocagöz öncülüğünde Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Belediye binası önünde kurulan Sağlık Tırı’nda düzenlenen programa belediye meclis üyeleri ve belediye personeli katıldı. Etkinlikte, meme kanserinde erken tanının tedavi sürecinde hayati rol oynadığı vurgulandı.

- Sağlık Hizmetleri Vatandaşın Ayağına Geliyor

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi bünyesinde hizmet veren Sağlık Tırı’nda farklı yaş gruplarına yönelik kanser taramaları yapılıyor. 30-65 yaş grubuna HPV, 40-69 yaş grubuna mamografi, 50-70 yaş grubuna ise kolorektal kanser taraması ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerinin önemi konusunda bilgilendirme yapılıyor.

- Pembe Balonlarla Anlamlı Mesaj



&nbsp;

Programın sonunda Başkan Mesut Kocagöz, belediye meclis üyeleri ve personel, meme kanserine yönelik farkındalık mesajını simgeleyen pembe balonları gökyüzüne bıraktı. Balonların yükselişi, erken tanının önemine dikkat çekilen etkinliğin duygusal finali oldu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Başkan Kocagöz’den Pembe Balonlarla Meme Kanseri Farkındalığı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/baskan-kocagozden-pembe-balonlarla-meme-kanseri-farkindaligi-213710-20261003.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/baskan-kocagozden-pembe-balonlarla-meme-kanseri-farkindaligi-213710-20261003.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/baskan-kocagozden-pembe-balonlarla-meme-kanseri-farkindaligi-213710-20261003.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi'nde 2,5 Yılda Aort Damarı Yırtılan 55 Hasta Tedavi Edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalya-sehir-hastanesinde-25-yilda-aort-damari-yirtilan-55-hasta-tedavi-edildi-19932.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalya-sehir-hastanesinde-25-yilda-aort-damari-yirtilan-55-hasta-tedavi-edildi-19932.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi'nde son 2,5 yılda aort damarı yırtılması nedeniyle tedavi edilen 55 hasta, uygulanan cerrahi müdahalelerle sağlıklarına kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA - Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı ve Antalya Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Nevzat Erdil,&nbsp; eylül ayının Aort Hastalıkları Farkındalık Ayı olduğunu söyledi.

Aort yırtılmasının acil müdahale gerektiren ciddi bir durum olduğunu belirten Erdil, bu tablonun farklı rahatsızlıklarla karıştırılabildiğini ifade etti.

Yırtılmanın genellikle şiddetli göğüs ve sırta vuran ağrıyla kendini gösterdiğini anlatan Erdil, bu tablonun geliştiği hastaların önemli bölümünün erken dönemde hayatını kaybedebildiğine dikkati çekti.

Erken tanı ve müdahalenin önemini vurgulayan Erdil, "Herhangi bir organ bozukluğu, yani komplikasyon gelişmeden hastalar bize yetişebilirse çoğu hastayı şifayla eve gönderiyoruz." dedi.

Aort damarındaki genişleme, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıkların aort yırtılması riskini artırabildiğini belirten Erdil, düzenli sağlık kontrollerinin önem taşıdığını söyledi.

Aort yırtılması ameliyatlarının deneyimli ekip ve donanımlı hastanelerde yapılması gerektiğini ifade eden Erdil, Antalya Şehir Hastanesi'nde yılda yaklaşık 500-600 açık kalp ameliyatı gerçekleştirildiğini kaydetti.

Erdil, "Hastanemizde 2,5 yıldan beri aort yırtılması ve tıbbi olarak 'aort diseksiyonu' dediğimiz hastalıktan 55 hastamıza şifa verdik." diye konuştu.

- Ağırlık kaldıranlara kardiyoloji kontrolü uyarısı

Antalya Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gökhan Özerdem de aort yırtılmasına karşı özellikle tansiyon kontrolünün önemli olduğunu söyledi.

Ağırlık kaldırarak spor yapanlara egzersiz öncesinde kardiyoloji muayenesinden geçmelerini öneren Özerdem, ağır yük kaldırmanın göğüs ve karın içindeki basıncı artırabildiğini belirtti.

Özerdem, bazı hastaların ağır bir şey kaldırdıktan sonra ani sırt veya karın ağrısı yaşadığını aktararak, bu tür belirtilerin dikkate alınması gerektiğine vurgu yaparak, "Özellikle ağırlık kaldıranların, son zamanlarda bir moda var ya bodybuilding, bunu yapanların mutlaka öncesinde bir kardiyoloji muayenesinden geçmeleri lazım." diye konuştu.

Aort yırtılması vakalarında tedavinin gecikmesinin felç ve diğer organlarda kanlanma bozukluğu riskini artırabildiğini kaydeden Özerdem, belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini bildirdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi'nde 2,5 Yılda Aort Damarı Yırtılan 55 Hasta Tedavi Edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 05:22:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalya-sehir-hastanesinde-25-yilda-aort-damari-yirtilan-55-hasta-tedavi-edildi-082700-20260929.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalya-sehir-hastanesinde-25-yilda-aort-damari-yirtilan-55-hasta-tedavi-edildi-082700-20260929.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalya-sehir-hastanesinde-25-yilda-aort-damari-yirtilan-55-hasta-tedavi-edildi-082700-20260929.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAĞLIKTA ALTIN ÇAĞ; YAŞAM HASTANELER GRUBU’NA ULUSLARARASI KALİTE ONAYI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-saglikta-altin-cag-yasam-hastaneler-grubuna-uluslararasi-kalite-onayi-19916.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-saglikta-altin-cag-yasam-hastaneler-grubuna-uluslararasi-kalite-onayi-19916.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’da 30 yıldır sağlık sektörünün öncülerinden olan Yaşam Hastaneler Grubu, TÜSKA denetimlerini en üst düzey başarıyla tamamlayarak “Altın Akreditasyon Belgesi”nin sahibi oldu. Düzenlenen görkemli törende, sağlıkta kalitenin tesadüf olmadığı bir kez daha tescillendi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA – Kentte 30 Yıldır kesintisiz sağlık hizmeti sunan Yaşam Hastaneler Grubu, başarı zincirine dev bir halka daha ekledi. Gruba bağlı Antalya, Alanya ve Akdeniz Sağlık Vakfı (ASV) Yaşam Hastaneleri, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından gerçekleştirilen kapsamlı denetimlerden tam not aldı. Mükemmellik standardını yakalayan üç hastane, düzenlenen törenle “TÜSKA Altın Akreditasyon Belgesi” ile ödüllendirildi.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

ASV Yaşam Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen belge takdim törenine; TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, ASV Başkanı Dr. Cemal Özkan, hastane yöneticileri ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.

- 30 Yıllık Tecrübe Altın Standartla Taçlandı



&nbsp;

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törenin açılış konuşmasını yapan ASV Başkanı Dr. Cemal Özkan, Türkiye'nin sağlık sistemindeki güçlü konumuna dikkat çekti. 

&nbsp;

&nbsp;

Sağlıkta kalite kültürünü benimsemenin önemini vurgulayan Dr. Özkan, "Eskiden sadece yönetim odaklı bir anlayış vardı ancak bugün sağlıkta kalite kültürünü kurumun her kademesine yaymak hayati önem taşıyor. Belirlenen standartları adım adım uygulamak; hastamıza, çalışanımıza ve misafirlerimize en doğru yaklaşımla hizmet vermemizi sağlıyor. Alınan bu Altın Akreditasyon, kurumumuzun yalnızca bugünkü başarısını değil; kaliteli, güvenli ve hasta odaklı hizmet anlayışındaki kararlılığını temsil etmektedir" dedi.

- "Standart Hizmet, Güvenli Tedavi"

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ise bağımsız bir kuruluş tarafından verilen bu ödülün Antalya turizmi ve sağlık sektörü açısından gurur verici olduğunu belirtti. Sağlıkta standartlaşmanın hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden yabancı misafirler için büyük bir güven kaynağı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özkan, "İyi sağlık hizmeti denildiğinde akla güven ve nitelik gelir. Standartları belirlenmiş bir sağlık hizmeti sayesinde hastalarımız nerede olursa olsun en doğru tedaviye ulaşacağını bilir. Bu başarının elde edilmesinde emeği geçen tüm ekibi ve Sağlık Bakanlığımızı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

- "Hatasız Sistem, Güvenli Gelecek"



&nbsp;

TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir, tıp tarihinden örnekler vererek başladığı konuşmasında, akreditasyon süreçlerinin insan hatasını en aza indiren sistemler üzerine kurulduğunu belirtti. 

&nbsp;

TÜSKA’nın kâr amacı gütmeyen, uluslararası geçerliliğe sahip bir kamu kuruluşu olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:"Tıpta Hipokrat’tan günümüze kadar 'önce zarar vermeme' prensibi esastır. Hata yapmak insana mahsustur ancak sağlıkta bireysel hataları önlemenin yolu güçlü sistemler kurmaktan geçer. Akreditasyon tam olarak bu sistematik yapıyı sağlar. Antalya’da 800’e yakın personeli ve 400’e yakın yatak kapasitesiyle hizmet veren Yaşam Hastaneler Grubu’nun bu başarısı, sadece kurum için değil kentimiz ve ülkemiz için büyük bir gurur kaynağıdır. Liderlik göstererek bu süreci sahiplenen tüm çalışanları ve yönetimi yürekten kutluyorum."

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Konuşmaların ardından, TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir tarafından “Altın Akreditasyon Belgeleri” Yaşam Hastaneler Grubu yöneticilerine ve yönetim kurulu üyelerine törenle takdim edildi. Tören, tüm sağlık çalışanlarının bu büyük gururu birlikte kutladığı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SAĞLIKTA ALTIN ÇAĞ; YAŞAM HASTANELER GRUBU’NA ULUSLARARASI KALİTE ONAYI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/saglikta-altin-cag-yasam-hastaneler-grubuna-uluslararasi-kalite-onayi-172315-20260922.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/saglikta-altin-cag-yasam-hastaneler-grubuna-uluslararasi-kalite-onayi-172315-20260922.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/saglikta-altin-cag-yasam-hastaneler-grubuna-uluslararasi-kalite-onayi-172315-20260922.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[“Prostat Kanseri Gençleri de Tehdit Ediyor; Erken Tanı Hayat Kurtarıyor”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prostat-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-erken-tani-hayat-kurtariyor-19909.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prostat-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-erken-tani-hayat-kurtariyor-19909.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: Prostat kanseri yalnızca yaşlı erkeklerin değil, ailesinde kanser öyküsü olan gençlerin de karşılaşabileceği bir hastalık. PSA testi ile erken teşhis mümkün.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA - Ankara’da düzenlenen basın toplantısında Türk Tıbbi Onkoloji Derneği,prostat kanseri farkındalığına dikkat çekti. Johnson&amp;Johnson’ın koşulsuz desteğiyle gerçekleştirilen toplantıda, hastalığın güncel verileri, tarama yöntemleri ve doğru bilinen yanlışlar ele alındı.

- Genç Yaşlarda da Görünebilir



Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, prostat kanserinin Türkiye’de erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser olduğunu belirtti. 

&nbsp;

Eren, “Prostat kanseri sadece yaşlı erkeklerin hastalığı değildir, gençlerde de görülebilir. Ailesinde prostat kanseri veya meme, yumurtalık, pankreas kanseri öyküsü olanların 45 yaşından itibaren tarama programına girmesi gerekir” dedi.

- Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Eren, PSA testi ile erken teşhisin mümkün olduğunu vurgulayarak, “Ulusal tarama programında prostat kanseri yer almıyor. Ancak yüksek riskli hastalarda ve 50 yaş üzerindeki semptomlu erkeklerde mutlaka doktora başvurulmalı. Erken tanı bütün kanserlerde olduğu gibi prostat kanserinde de hayat kurtarır” ifadelerini kullandı.

- Tedavide Yeni Yaklaşımlar

Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler, erken evrede cerrahi ve radyoterapinin öne çıktığını, ileri evrede ise hormonal tedaviler, kemoterapi ve yeni nesil radyoligand tedavilerin uygulandığını aktardı. Gürler, “Doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedavi uygulanmalı. Genetik değişiklikler saptandığında kişiye özel ilaçlar kullanılabiliyor” dedi.

- Bilimsel Olmayan Yöntemlere Dikkat

Gürler ayrıca, sosyal medyada sıkça karşılaşılan “mucize tedavi” ve bitkisel ürünlere karşı uyarıda bulundu: “Bilimsel dayanağı olmayan yöntemler tedaviyi geciktiriyor, hatta organ bozukluklarına yol açabiliyor. Hastalarımızın bu tür önerilere karşı dikkatli olması gerekiyor.”

Toplantının sonunda uzmanlar, prostat kanserinin ileri yaş hastalığı olarak görülmemesi gerektiğini, gençlerde de ortaya çıkabileceğini ve erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu bir kez daha vurguladı.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[“Prostat Kanseri Gençleri de Tehdit Ediyor; Erken Tanı Hayat Kurtarıyor” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 07:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prostat-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-erken-tani-hayat-kurtariyor-110144-20260921.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prostat-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-erken-tani-hayat-kurtariyor-110144-20260921.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prostat-kanseri-gencleri-de-tehdit-ediyor-erken-tani-hayat-kurtariyor-110144-20260921.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[12 Yıl Kaçtı, 8 Saatte Kurtuldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-12-yil-kacti-8-saatte-kurtuldu-19788.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-12-yil-kacti-8-saatte-kurtuldu-19788.html</link>
                    <description><![CDATA[Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Hastanesi'nde gerçekleştirilen yaklaşık 8 saatlik operasyonla, 48 yaşındaki Ülkü Gökşahan'ın rahminden 30 santimetre büyüklüğünde ve 6 kilogram ağırlığında miyom çıkarıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
ISPARTA - Uzun yıllardır rahminde miyom bulunan Gökşahan, kitleye bağlı ağrı, basınç ve kanama şikayetlerinin artması üzerine SDÜ Hastanesine başvurdu.

Yapılan tetkik ve değerlendirmelerin ardından ameliyata alınan Gökşahan'ın rahminde yaklaşık 30 santimetre büyüklüğe ulaşan kitle, cerrahi operasyonla çıkarıldı.

SDÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Bayhan, AA muhabirine, hastanın karın bölgesinde basınç ve ağrı şikayetleriyle kendilerine başvurduğunu söyledi.

Kitleyi cerrahi prensiplere uygun şekilde çıkardıklarını belirten Bayhan, hastanın tedavisinin tamamlandığını ifade etti.

Bayhan, bu tür kitlelerin iyi veya kötü huylu olabileceğine işaret ederek, "Karnın içerisinde basınç hissi ve ağrı şikayetiyle devam ediyor, hastayı rahatsız ediyor. Mide ve bağırsak şikayetleriyle olabildiği gibi komşu organlara bası yaparak idrar şikayetleri veya kabızlık gibi bağırsak şikayetlerine, hatta daha yukarıya bası yaparak mide şikayetlerine neden olabiliyor. Kanama şikayeti de olabiliyor." dedi.

Kitlelerin iyi veya kötü huylu olduğunun ayırt edilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Bayhan, özellikle menopoz dönemindeki kadınların sağlık kuruluşlarına ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına başvurmaları gerektiğini kaydetti.

- "12 yıl boyunca ameliyattan kaçtım"

Ülkü Gökşahan da 2004 yılında bebeğini kaybettiğini, yapılan değerlendirmelerde düşük nedeninin miyom olduğunun belirlendiğini söyledi.



Daha sonra bir miyom ameliyatı geçirdiğini ve bu operasyonda 70 miyomun çıkarıldığını anlatan Gökşahan, doktorunun rahmin alınmasını önerdiğini ancak yeniden çocuk sahibi olma ihtimalini düşündüğü için yalnızca miyomların alınmasını tercih ettiğini belirtti.

Gökşahan, geride kalan miyomun takip edilmesi gerektiğinin kendisine söylendiğini ifade ederek, "O takipten ben kaçtım 12 sene boyunca ve o 15 santimlik miyom zaman içerisinde 30 santime ulaştı." dedi.

2014'te bir ameliyat daha geçirdiğini ve sonrasında rahminde kitle bulunduğunu bildiğini aktaran Gökşahan, ameliyattan çekindiği için uzun süre tedaviyi ertelediğini söyledi.

Son dönemde şikayetlerinin artması üzerine SDÜ Hastanesine başvurduğunu belirten Gökşahan, "Burada sadece bir istişare edecektim nasıl yapabiliriz, ne yaparız diye. Ama doktor Elif Nur hocamın beni cesaretlendirmesiyle süreci başlattık. Düğmeye bastık. Her şey çok güzel ve düzgün gitti." ifadelerini kullandı.

Kitlenin iyi huylu olduğunu öğrenmelerinin kendileri açısından en önemli gelişme olduğunu dile getiren Gökşahan, miyom nedeniyle aşırı kanama yaşadığını, bunun günlük yaşamını olumsuz etkilediğini anlattı.

Gökşahan, "Benim yaşam konforum ciddi anlamda engelleniyordu. Şu an kendime o konuda da çok kızıyorum. Neden 12 sene kaçtın? Ama bu güzel ekibi gördükten sonra diyorum ki keşke 12 gün bile beklemeseydim." diye konuştu.

Kadınlara sağlıklarını ertelememeleri çağrısında bulunan Gökşahan, "Keşke böyle bir şey yapmasa kadınlarımız. Keşke sağlığımızı ertelemesek. Korkmasınlar. Rahim denilince utanmasınlar." dedi.

&nbsp;



&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[12 Yıl Kaçtı, 8 Saatte Kurtuldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 05:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/12-yil-kacti-8-saatte-kurtuldu-103643-20260822.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/12-yil-kacti-8-saatte-kurtuldu-103643-20260822.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/12-yil-kacti-8-saatte-kurtuldu-103643-20260822.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[EVDE SAĞLIKTA DEVRİM GİBİ MODEL; SAĞLIK ORDUSU KAPINIZA GELİYOR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-evde-saglikta-devrim-gibi-model-saglik-ordusu-kapiniza-geliyor-19759.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-evde-saglikta-devrim-gibi-model-saglik-ordusu-kapiniza-geliyor-19759.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez Devlet Hastanesi’nin Türkiye’ye örnek gösterilen multidisipliner evde sağlık hizmeti modelini yerinde inceledi. Hekimden fizyoterapiste, diyetisyenden psikoloğa dev kadroyla bakımı üstlenilen 89 yaşındaki Safiye Kaplan’ı ziyaret eden Özkan, “Gönüllere dokunan, insanı merkeze alan bir hizmet anlayışıyla sahadayız” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA – Antalya’da kamu hastaneleri arasında dikkat çeken model bir sağlık uygulaması, evde bakım ihtiyacı olan kronik ve yaşlı hastaların yüzünü güldürmeye devam ediyor. Kepez Devlet Hastanesi tarafından yürütülen ve kamuda "iyi uygulama örneği" olarak gösterilen bütüncül evde sağlık hizmeti, sağlık ekiplerini sadece bir iğne veya pansuman için değil, eksiksiz bir sağlık ordusu olarak vatandaşın ayağına götürüyor.

- 89 Yaşındaki Safiye Teyze’ye Bütüncül Dokunuş



İleri yaşa bağlı hareket kısıtlılığı ve kronik rahatsızlıkları bulunan 89 yaşındaki Safiye Kaplan, bu örnek uygulamanın en canlı tanıklarından biri. Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, beraberindeki heyetle birlikte Kaplan ailesinin evine konuk oldu.

Ziyarette Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ramazan Gürkan, Kepez İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şadiye Çakmaklı Küçük ve evde sağlık ekibi de hazır bulundu.

Safiye Kaplan’ın genel sağlık durumu yerinde incelenirken; hekiminden hemşiresine, fizyoterapistinden psikoloğuna ve diyetisyenine kadar tüm ekibin katkısıyla hazırlanan tedavi, rehabilitasyon ve beslenme planı tek tek gözden geçirildi. Hasta ve yakınlarının taleplerini dinleyen İl Sağlık Müdürü Özkan, devletin şefkat elinin her an vatandaşın yanında olduğunu vurguladı.

2 Bin 606 Hastaya 5 Ayrı Ekiple Kesintisiz Hizmet

Kepez Devlet Hastanesi’nin sunduğu modelin detaylarını aktaran Başhekim Op. Dr. Ramazan Gürkan, birimin devasa hizmet ağını rakamlarla gözler önüne serdi. Halen 2 bin 606 kayıtlı hastaya hizmet verdiklerini belirten Gürkan, sahadaki 5 aktif ekibin yanı sıra uzaktan sağlık uygulamalarını da devreye soktuklarını ifade etti.

Gürkan, “Hastanemiz bünyesindeki iki görüntülü muayene polikliniği sayesinde hastalarımızı gerektiğinde ekran başından da anlık olarak değerlendirebiliyoruz. 2026 yılı başından bu yana gerçekleştirdiğimiz 8 bin 180 ev ziyareti ile sağlık hizmetini hızlı, etkin ve yerinde ulaştırmanın gururunu yaşıyoruz. 

&nbsp;

Amacımız hastamızın sadece tıbbi tedavisini yapmak değil; fiziksel, psikolojik ve sosyal tüm gereksinimlerini aynı anda karşılamaktır” diye konuştu.

“Teknoloji ve Şefkat Bir Arada”

Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ise evde sağlık hizmetlerinin sadece bir tedavi süreci değil, yaşam kalitesini doğrudan artıran insani bir dokunuş olduğunun altını çizdi.

Kepez Devlet Hastanesi’nin multidisipliner modelinin Türkiye genelinde örnek teşkil ettiğini söyleyen Prof. Dr. Özkan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yatağa bağımlı, yaşlı ve kronik hastalığı olan tüm vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırıyoruz. Farklı uzmanlık alanındaki arkadaşlarımızın aynı hedef doğrultusunda tek bir hastaya odaklanması, sağlıkta geldiğimiz vizyonun en güzel örneğidir. Yüz yüze sunulan bu hizmetleri teknolojinin imkânlarıyla, yani uzaktan sağlık uygulamalarıyla destekleyerek hem takip kalitemizi hem de vatandaşlarımızın memnuniyetini en üst seviyeye çıkarıyoruz.”

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[EVDE SAĞLIKTA DEVRİM GİBİ MODEL; SAĞLIK ORDUSU KAPINIZA GELİYOR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/evde-saglikta-devrim-gibi-model-saglik-ordusu-kapiniza-geliyor-183314-20260809.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/evde-saglikta-devrim-gibi-model-saglik-ordusu-kapiniza-geliyor-183314-20260809.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/evde-saglikta-devrim-gibi-model-saglik-ordusu-kapiniza-geliyor-183314-20260809.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesinde Türkiye'nin Üçüncü Rahim Nakli Gerçekleştirildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-akdeniz-universitesinde-turkiyenin-ucuncu-rahim-nakli-gerceklestirildi-19690.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-akdeniz-universitesinde-turkiyenin-ucuncu-rahim-nakli-gerceklestirildi-19690.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'nin kadavradan üçüncü rahim nakli operasyonu, Akdeniz Üniversitesinde başarıyla yapıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
ANTALYA - Antalya'da yaşayan hasta M.B. (36), 11 yıl önce rahim nakli ameliyatı olmak için Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvurdu.

Kentte beyin ölümü gerçekleşen kişinin bağışlanan organları arasında rahim de yer alınca M.B. hastaneye davet edildi.

Türkiye'nin ilk yüz, çift kol ve dünyanın ilk kadavradan rahim nakli ameliyatını gerçekleştiren Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ile Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve ekibi, M.B'yi operasyon hakkında bilgilendirdi.

Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan koordinesindeki yaklaşık 20 kişilik ekip dün sabah 09.00'da operasyona başladı.

Yaklaşık 14 saat süren operasyon sonucu rahim nakli başarıyla gerçekleştirildi.

Durumu iyi olduğu öğrenilen M.B. yoğun bakıma alındı.

- İlk rahim nakli Derya Sert'e yapılmıştı

Rahmi olmadığı için hamile kalamayan Derya Sert'e 23 yaşındayken, Prof. Dr. Ömer Özkan'ın başkanlığındaki ekip tarafından 8 Ağustos 2011'de 7 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti. Sert, tedavilerin ardından 26 Haziran 2020'de hamileliğinin 28. haftasında "Ömer Özkan" adını verdikleri erkek bebek dünyaya getirmişti.

Türkiye'nin ikinci rahim nakli ise Havva Erdem'e, 27 Temmuz 2021'de Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yine Rektör Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekiple, 8,5 saat süren operasyonla yapılmış, Erdem, 29 Eylül 2022'de "Özlenen" adını verdiği kız çocuğunu kucağına almıştı.

&nbsp;



&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Akdeniz Üniversitesinde Türkiye'nin Üçüncü Rahim Nakli Gerçekleştirildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 06:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/akdeniz-universitesinde-turkiyenin-ucuncu-rahim-nakli-gerceklestirildi-121013-20260719.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/akdeniz-universitesinde-turkiyenin-ucuncu-rahim-nakli-gerceklestirildi-121013-20260719.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/akdeniz-universitesinde-turkiyenin-ucuncu-rahim-nakli-gerceklestirildi-121013-20260719.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KANSER TEDAVİSİNDE "AKILLI SERUM" DEVRİ: SAÇ DÖKÜLMESİ TARİH OLUYOR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanser-tedavisinde-akilli-serum-devri-sac-dokulmesi-tarih-oluyor-19367.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanser-tedavisinde-akilli-serum-devri-sac-dokulmesi-tarih-oluyor-19367.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya’da düzenlenen 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde uzmanlar, immünoterapi yönteminin kanserle mücadelede ezber bozduğunu açıkladı. Geleneksel kemoterapinin aksine yan etkileri son derece düşük olan bu yöntem, hastaların yaşam kalitesini artırırken, "mutlak başarı" umudunu güçlendiriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA – Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından Belek Turizm Merkezi'nde gerçekleştirilen ve onkoloji dünyasının nabzını tutan 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi, kanser tedavisindeki bilimsel gelişmelere ışık tuttu. Yaklaşık 1500 katılımcının yer aldığı, 60 bilimsel oturumun düzenlendiği ve 91 sözel, 107 poster bildirinin sunulduğu dev organizasyon, "kanserle mücadelede yeni ufuklar" temasıyla başladı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

Kongrenin açılışını takiben düzenlenen basın toplantısında, Dernek Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ile Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, tedavi süreçlerindeki devrim niteliğindeki gelişmeleri detaylandırdı.

"Vücudun Jandarmaları" Yeniden Görev Başında



Kongre Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, immünoterapilerin kanser tedavisinde sunduğu konfora dikkat çekti. Bu yöntemi "akıllı serumlar" olarak niteleyen Karadurmuş, şu detayları paylaştı: "Vücudumuzun jandarmaları dediğimiz, kanserle savaşan lenfositlerin bu hastalık sürecinde uyuduğunu kabul ediyoruz. İmmünoterapi, işte bu uyuyan lenfositleri uyandıran, onlara 'düşmana yeniden savaş aç ve vücudu kurtar' emrini veren tedavilerdir."

&nbsp;

Karadurmuş, immünoterapinin 45-50 dakikalık kısa seanslarla uygulandığını belirterek, "Hastalarımızın korkulu rüyası saç dökülmesi bu tedavide yok. Bulantı ve yorgunluk gibi etkiler ise yüzde 10 gibi son derece nadir görülüyor. Bu yöntem, yaşam süresini uzatırken yaşam kalitesini de koruyor" ifadelerini kullandı. Ayrıca, SGK’nın beş farklı immünoterapi ajanını 25 kanser türünde geri ödeme kapsamına almasının, tedaviye erişimde büyük bir devrim olduğunu vurguladı.

- Beş Yıllık Yaşam Süresi İkiye Katlandı



Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, son otuz yılda kanser farkındalığının dünyada ve Türkiye'de büyük bir ivme kazandığını belirtti. Hedefli tedavilerin ardından immünoterapi ile başarının taçlandırıldığını ifade eden Şendur, "Son çalışmalar, kanserde beş yıllık yaşam süresinin net olarak ikiye katlandığını gösteriyor. Kişiye özel tedaviler ve Kovid-19 döneminden tanıdığımız mRNA teknolojilerinin immünoterapi ile kombinasyonu, ilk sonuçlarda oldukça pozitif veriler sunuyor" dedi.

- Yapay Zeka: Destekçi mi, Karar Verici mi?



&nbsp;

Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, yapay zekanın sağlıkta kullanımı üzerine önemli uyarılarda bulundu. Yapay zekanın radyoloji gibi alanlarda detayları yakalamada kritik bir destekçi olduğunu belirten Karabulut, şunları kaydetti: "Yapay zeka modelleme yapar, fikir verir ama hastanın hikayesinin sonucunu belirleyemez. 

&nbsp;

Hekimliğin temelinde Hipokrat’tan bu yana değişmeyen bilimsel kanıt ve etik sorumluluk vardır. En gelişmiş yapay zekalar bile bir hekimin fark edeceği detayları atlayabilir. Yapay zeka bir destek aracıdır, asla karar verici değildir."

- "Obezite Sigara Kadar Tehlikeli"



&nbsp;

Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu ise kanserin önlenebilir tarafına odaklanarak yaşam tarzı değişikliklerinin önemini vurguladı. Kanserin sadece genetik olmadığını belirten İmamoğlu, "Obezite, meme, rahim ve kolon kanseri başta olmak üzere birçok türde riski artırıyor. Neredeyse sigara kadar tehlikeli bir risk faktörü.

&nbsp;

Akdeniz diyeti, fiziksel aktivite ve zararlı alışkanlıklardan kaçınmak riski ciddi oranda düşürüyor" dedi. İmamoğlu, erken teşhis için tarama programlarının (meme, rahim ağzı ve kolon kanseri) ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Erken tanı konulduğunda hastalık tamamen iyileşebilir" mesajını verdi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KANSER TEDAVİSİNDE "AKILLI SERUM" DEVRİ: SAÇ DÖKÜLMESİ TARİH OLUYOR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanser-tedavisinde-akilli-serum-devri-sac-dokulmesi-tarih-oluyor-123512-20260426.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanser-tedavisinde-akilli-serum-devri-sac-dokulmesi-tarih-oluyor-123512-20260426.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanser-tedavisinde-akilli-serum-devri-sac-dokulmesi-tarih-oluyor-123512-20260426.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hematolojide Yeni Ufuklar: CAR-T ve Kök Hücre Tedavilerinde Yeni Dönem]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-hematolojide-yeni-ufuklar-car-t-ve-kok-hucre-tedavilerinde-yeni-donem-19335.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-hematolojide-yeni-ufuklar-car-t-ve-kok-hucre-tedavilerinde-yeni-donem-19335.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Hematoloji Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi, 300’ü aşkın bilim insanının katılımıyla kemik iliği nakli ve gen tedavilerindeki son gelişmeleri gündeme taşıdı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA - Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap,&nbsp;bağışıklık sistemini kanserle savaşacak şekilde yeniden programlayan, kişiye özel "CAR-T Hücre Tedavisi" hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Mehtap, özellikle dirençli kan kanserlerinde umut veren bu yöntemin Türkiye’deki güncel durumuna dikkat çekti.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; 

- Kanserle Mücadelede Yeni Dönem: CAR-T Hücre Tedavisi Türkiye’de Yaygınlaşıyor

​Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini kanseri tanıyıp yok etmek üzere eğiten ve kişiye özel bir immünoterapi türü olan CAR-T hücre tedavisi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Bu yöntemin, özellikle diğer tedavilerin yanıt vermediği zorlu kan kanseri vakalarında güçlü bir seçenek olduğunu ifade eden Mehtap, sürecin hücre temelli bir gen tedavisi niteliği taşıdığını vurguladı.



&nbsp;

Prof. Dr. Özgür Mehtap, tedavinin çalışma prensibini bağışıklık sistemindeki T hücreleri ile yabancı hücrelerdeki antijenler arasındaki ilişki üzerinden açıkladı. Bu etkileşimi bir kilit ve anahtar uyumuna benzeten Mehtap, kanser hücrelerinin ancak uygun bir reseptör varlığında bağışıklık sistemi tarafından tanınabildiğini belirtti.

&nbsp;

Eğer vücutta uygun reseptör yoksa bağışıklık hücrelerinin kanseri yok edemediğini hatırlatan Mehtap, CAR-T tedavisinde hastanın kanından alınan T hücrelerine laboratuvar ortamında genetik müdahale ile "kimerik antijen reseptörü" (CAR) eklendiğini dile getirdi.

​Her kanser türünün farklı antijenlere sahip olması nedeniyle tedavinin tamamen hedefe yönelik ve kişiye özel tasarlandığını aktaran Prof. Dr. Mehtap, örneğin CD19 antijenini hedef alan bir tedavinin, bu proteini taşımayan kanser türlerinde etkili olmayacağını sözlerine ekledi. Tedavi sürecinin; hücrelerin toplanması, genetik olarak değiştirilip çoğaltılması için gereken birkaç haftalık laboratuvar aşaması ve ardından hastaya geri verilerek yakın takibe alınması şeklinde ilerlediğini kaydetti.

​Dünyada bu tedavinin önündeki en büyük engelin yüksek maliyet ve teknolojiye erişim zorluğu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özgür Mehtap, Türkiye’deki son gelişmelere dair müjdeli haberler verdi. Sağlık Bakanlığı'nın girişimleriyle son bir yıl içerisinde Türkiye’de bu tedaviye erişim noktasında kritik adımlar atıldığını belirten Mehtap, Mart ayı itibarıyla Türkiye’nin CAR-T üretebilecek kapasiteye ulaştığını ve bazı hastaların tedaviye eriştiğini bildirdi. Mehtap, bu yenilikçi yöntemin önümüzdeki yıllarda ülke genelinde giderek yaygınlaşacağını öngördüklerini ifade etti.

- Kök Hücre Naklinde Bağışçılık



&nbsp;

&nbsp;

Türk Hematoloji Derneği Kongre Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ise toplantıda, kök hücre nakli türleri ve donör bulma süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı.

&nbsp;

Elif Birtaş Ateşoğlu, allojeneik kök hücre naklinin akut lösemiler ve lenfomalar gibi malign hastalıkların yanı sıra aplastik anemi, bazı genetik hastalıklar ve bağışıklık sistemi bozukluklarında kalıcı iyileşme sağlayabilen en önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu söyledi. Nakil sayesinde hastaya sağlıklı bir kemik iliği kazandırıldığını belirten Ateşoğlu, bu tedavinin birçok hastalıkta tek kalıcı çözüm olabildiğine dikkat çekti.

Naklin, HLA doku grubu uyumu bulunan sağlıklı donörlerden alınan kök hücrelerle yapıldığını vurgulayan Ateşoğlu, en uygun donörün hastayla tam uyumlu kardeş olduğunu, ancak bunun olasılığının yüzde 25 civarında kaldığını ifade etti. Uygun kardeş donör bulunamadığında ulusal doku bankası TÜRKÖK üzerinden tarama yapıldığını, gerekirse uluslararası donör veritabanlarının da devreye girdiğini belirtti. Ayrıca yarı uyumlu akrabalardan yapılan “haploidentik” naklin de önemli bir alternatif olduğunu dile getirdi.
Kök hücre donörlüğünün gönüllülük esasına dayandığını hatırlatan Ateşoğlu, 18–35 yaş aralığında sağlıklı bireylerin donör olabileceğini, kök hücrelerin çoğunlukla koldan alınan kan yoluyla toplandığını ve donöre zarar vermeyen bir ilaç uygulamasıyla bu işlemin gerçekleştirildiğini söyledi. Ateşoğlu, “Uygun donör bulunması birçok hasta için hayati önem taşımaktadır. Donör olmak, bir insana yeni bir yaşam şansı vermektir” dedi.

- Türkiye Nakil Haritası: 115 Merkezde Uluslararası Standartlar



&nbsp;

​Türkiye’nin son 40 yılda katettiği mesafeyi rakamlarla özetleyen Türk Hematoloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Oral Nevruz, Türkiye’nin bölgedeki lider konumuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"1984’te başlayan nakil yolculuğumuz, bugün dünya standartlarında 115 merkezle devam ediyor.


- Hücresel Tedavilerde Gelişmeler



​Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu&nbsp;yaptığı konuşmada, kanser tedavisinde bağışıklık sistemini yeniden programlayan immünoterapilerin geldiği noktayı değerlendirdi. CAR-T hücre tedavilerinin özellikle nüks veya dirençli hematolojik kanserlerde çarpıcı başarılar sağladığını vurgulayan Alacacıoğlu, bu tedavilerin artık bazı hasta gruplarında standart yaklaşımların önüne geçtiğini ifade etti.

Nüks akut lenfoblastik lösemi, dirençli büyük B hücreli lenfoma ve çoklu tedavi sonrası nüks eden multiple myeloma hastalarında CAR-T uygulamalarıyla yüksek yanıt oranları ve uzun süreli sağkalım elde edildiğini belirten Alacacıoğlu, özellikle büyük B hücreli lenfomada CAR-T tedavisinin otolog kök hücre nakline üstünlüğünün klinik çalışmalarla gösterildiğini aktardı.Prof. Dr. Alacacıoğlu, doğru hasta seçimi ve tedavilere erişimin artırılmasıyla birlikte CAR-T hücre tedavilerinin önümüzdeki yıllarda daha fazla hastaya uzun süreli yaşam ve hatta iyileşme umudu sunacağını vurguladı. Her hasta için özel üretim yerine, "raftan hemen alınıp kullanılabilecek" allojenik (evrensel) CAR-T hücreleri üzerinde çalışmaların devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hematolojide Yeni Ufuklar: CAR-T ve Kök Hücre Tedavilerinde Yeni Dönem - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/hematolojide-yeni-ufuklar-car-t-ve-kok-hucre-tedavilerinde-yeni-donem-121250-20260419.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/hematolojide-yeni-ufuklar-car-t-ve-kok-hucre-tedavilerinde-yeni-donem-121250-20260419.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/hematolojide-yeni-ufuklar-car-t-ve-kok-hucre-tedavilerinde-yeni-donem-121250-20260419.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[30 Mart Dünya Bipolar Günü: Önyargıya değil, anlayışa el ver!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-30-mart-dunya-bipolar-gunu-onyargiya-degil-anlayisa-el-ver-19252.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-30-mart-dunya-bipolar-gunu-onyargiya-degil-anlayisa-el-ver-19252.html</link>
                    <description><![CDATA[Toplumda sıkça yanlış anlaşılan bipolar bozukluk, doğru tedavi ve destekle kontrol altına alınabiliyor. Uzmanlar, damgalamanın değil dayanışmanın güç kazandığı bir gelecek için çağrıda bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA - 30 Mart Dünya Bipolar Günü’nde, Türkiye’deki ruh sağlığı dernekleri ortak bir açıklama yaparak bipolar bozukluk konusunda farkındalık çağrısında bulundu. Açıklamada, hastalığın tedavi edilebilir olduğuna, ancak toplumdaki önyargıların bireylerin yaşamını zorlaştırdığına dikkat çekildi.

- “Bipolar bozukluk bir kimlik değil”

Uzmanlar, bipolar bozukluğun mani ve depresyon dönemleriyle seyreden bir ruhsal hastalık olduğunu, düzenli tedavi ve izlemle kontrol altına alınabildiğini vurguladı. Açıklamada, “Unutulmamalıdır ki yaşanan şey çoğu zaman bir hastalık dönemidir; kişinin bütünü değildir. Bipolar bozukluk, bir insanı tanımlayan tek özellik olamaz” denildi.

- Damgalama en büyük engel

Dernekler, toplumdaki yanlış yargılar ve damgalayıcı tutumların bireylerin sosyal yaşamını zorlaştırdığını belirtti. Damgalamanın yalnızca hastaları değil, ailelerini ve tedavi sürecinde emek veren sağlık çalışanlarını da olumsuz etkilediği ifade edildi. Bu durumun yardım arayışını geciktirdiği ve tedaviye uyumu azalttığına dikkat çekildi.

- Dayanışma çağrısı

Lityum Derneği, Bipolar Bozukluklar Derneği, Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin imzasını taşıyan açıklamada, “Dünya Bipolar Günü, doğru bilgiyi yaygınlaştırmak ve damgalamaya karşı ortak bir duruş geliştirmek açısından önemli bir gündür. Daha çok anlamak, daha dikkatle dinlemek, daha az yargılamak ve daha güçlü dayanışma göstermek çağrımızdır” ifadelerine yer verildi.
Toplumun her kesimine seslenen dernekler, “Önyargının değil dayanışmanın güç kazandığı, bipolar bozukluğu olan bireylerin eşit ve saygın bir yaşam sürebildiği günleri birlikte inşa edelim” mesajıyla açıklamalarını sonlandırdı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[30 Mart Dünya Bipolar Günü: Önyargıya değil, anlayışa el ver! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 20:21:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/30-mart-dunya-bipolar-gunu-onyargiya-degil-anlayisa-el-ver-232805-20260331.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/30-mart-dunya-bipolar-gunu-onyargiya-degil-anlayisa-el-ver-232805-20260331.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/30-mart-dunya-bipolar-gunu-onyargiya-degil-anlayisa-el-ver-232805-20260331.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fiziksel Tıp Uzmanları Antalya’da Bilimsel Buluşmada!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-fiziksel-tip-uzmanlari-antalyada-bilimsel-bulusmada-19249.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-fiziksel-tip-uzmanlari-antalyada-bilimsel-bulusmada-19249.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye’nin dört bir yanından 1200 uzman, 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi için Antalya Belek’te bir araya geliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan

ANTALYA - Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, 2-5 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya Belek’te gerçekleştirilecek. “Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan” ana temasıyla planlanan kongre, uluslararası katılımla bilimsel düzeyi yüksek bir program sunacak.

- 1200 Uzman, 65 Panel, 239 Poster Bildiri

Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrede riskli bebek ve doğumsal sorunlardan serebral palsiye, spor yaralanmalarından omurilik hasarına, osteoporozdan kanser rehabilitasyonuna kadar geniş bir yelpazede konuların ele alınacağını belirtti. Üç gün sürecek kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum, 16 sözel bildiri oturumu, 132 sözel bildiri ve 239 poster bildiri sunulacak.

- Bilimsel Zenginlik ve Mesleki Dayanışma

BURKON organizasyonuyla gerçekleştirilecek kongreye Türkiye’nin farklı illerinden 1200 fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı katılacak. Doç. Dr. Erdem, “Branşımızın köklü birikimini korurken uluslararası bilimsel eğilimlerle uyumlu, vizyoner ve klinik pratiğe katkı sunan bir program hazırladık. Meslektaşlarımızın katkılarıyla kongremizin daha da zenginleşeceğine inanıyoruz” dedi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Fiziksel Tıp Uzmanları Antalya’da Bilimsel Buluşmada! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 18:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/fiziksel-tip-uzmanlari-antalyada-bilimsel-bulusmada-090335-20260331.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/fiziksel-tip-uzmanlari-antalyada-bilimsel-bulusmada-090335-20260331.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/fiziksel-tip-uzmanlari-antalyada-bilimsel-bulusmada-090335-20260331.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Ayşegül Karalezli: “Elektronik Sigara Masum Değil, Akciğeri Ağır Tabloya Sürükleyebilir”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-aysegul-karalezli-elektronik-sigara-masum-degil-akcigeri-agir-tabloya-surukleyebilir-19230.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-aysegul-karalezli-elektronik-sigara-masum-degil-akcigeri-agir-tabloya-surukleyebilir-19230.html</link>
                    <description><![CDATA[Sigara bırakma polikliniğinde son dönemde dikkat çeken bir değişime işaret eden Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, geçmişte sigara içen hastalara “elektronik sigara kullanıyor musunuz?” sorusuna neredeyse hiç “evet” yanıtı alınmadığını, bugün ise elektronik sigara kullanımının belirgin biçimde arttığını söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA - ​Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından Antalya'da düzenlenen Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi'nde (UASK 2026),&nbsp;Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, elektronik sigara kullanımına ilişkin gazetemize dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Elektronik sigaraların “daha masum” olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Karalezli, özellikle likit içeriklerin ciddi riskler barındırdığını belirtti. Bu likitlerin hazır satılabildiğini, bazı kullanıcıların ise kendi karışımlarını hazırladığını ifade eden Karalezli, kendi hazırladığı likidi kullanan ve zatürre tablosuyla başvuran bir hastayı örnek gösterdi.&nbsp;Yakın zamanda bir sağlık çalışanının elektronik sigara kullanımının ardından ağır bir akciğer hasarı tablosu ile hastaneye başvurduğunu aktaran Karalezli, bu durumun hayati risk taşıdığını söyledi.

- "İçerikteki Kimyasallar Endişe Verici"

Elektronik sigara buharında bulunan bazı maddelerin klasik sigaraya kıyasla daha yüksek oranlarda saptandığını belirten Karalezli, özellikle şu bileşenlere dikkat çekti:&nbsp;Formaldehit: Kanserojen olduğu 1985’ten bu yana biliniyor. Bazı ölçümlerde sigaradan daha yüksek düzeylerde.
Propilen glikol: Sahne dumanı oluşturmakta kullanılan ve solunduğunda öksürüğe yol açabilen madde.
Gliserol (gliserin): Isıtıldığında formaldehitle etkileşip farklı kanserojen türevler oluşturabiliyor.
Nikel: Elektronik sigara aerosolünde, sigaraya kıyasla daha yüksek oranlarda saptanabiliyor.

“Konserlerde sahne dumanı insanı nasıl öksürtüyorsa, bu maddeler de doğrudan akciğere çekiliyor.”

- Prof. Dr. Ayşegül Karalezli’den Elektronik Sigara Uyarısı: “Gençler İçin Ciddi Bağımlılık Riski”

Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, özellikle gençler arasında yaygınlaşan tek kullanımlık elektronik sigaralar konusunda aileleri uyardı. “Kullan-at” olarak bilinen bu ürünlerin 8–10 bin nefes (puf) kapasitesine sahip olduğunu, bittiğinde çöpe atıldığını ve yeniden dolum gerektirmediğini belirten Karalezli, bu pratikliğin gençler için erişimi ve kullanım sıklığını artırdığına dikkat çekti.



&nbsp;

Karalezli, elektronik sigaraların Türkiye’de satışının yasak olmasına rağmen internet üzerinden kolaylıkla temin edilebildiğini vurguladı. “Çok iyi kanunlarımız var ancak internet üzerinden bu ürünlere ulaşılabiliyor. Üstelik bazı ürünlerin içeriğinde nikotin dışında yasaklı ya da farklı bağımlılık yapıcı maddeler de bulunabiliyor” dedi.

&nbsp;

Nikotin bağımlılığına özellikle dikkat çeken Karalezli, gençlerin nikotine alışmasının ilerleyen dönemde klasik sigaraya geçiş riskini ciddi ölçüde artırdığını belirtti:&nbsp;“Nikotin güçlü bir bağımlılık yapıcıdır. Elektronik sigara kullanan gençlerin normal sigaraya başlama oranlarının, kullanmayanlara göre yaklaşık 4 kat fazla olduğu gösterilmiş durumda” dedi.

Ailelerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Karalezli, internet alışverişlerinin ve kredi kartı hareketlerinin takip edilmesinin önemine değindi. Çocuk hastanelerine elektronik sigara kullanımına bağlı başvuruların arttığına dair bilgiler aldıklarını söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın Covid-19 sonrası dönemde sigarayla mücadele çalışmalarını yeniden yoğunlaştırdığını hatırlatan Karalezli, bu sürecin elektronik sigara ve benzeri ürünleri de kapsayacak şekilde daha etkin yürütülmesi gerektiğini ifade ederek:&nbsp;Bu ürünlerin masum olmadığını, gençleri nikotin bağımlılığına sürükleyen, farklı maddelere maruz bırakabilen ve ileride sigara kullanımına kapı aralayan ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu sözlerine ekledi.”

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ayşegül Karalezli: “Elektronik Sigara Masum Değil, Akciğeri Ağır Tabloya Sürükleyebilir” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 08:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-aysegul-karalezli-elektronik-sigara-masum-degil-akcigeri-agir-tabloya-surukleyebilir-220130-20260327.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-aysegul-karalezli-elektronik-sigara-masum-degil-akcigeri-agir-tabloya-surukleyebilir-220130-20260327.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-aysegul-karalezli-elektronik-sigara-masum-degil-akcigeri-agir-tabloya-surukleyebilir-220130-20260327.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[UYKUSUZLUK MODERN ÇAĞIN GİZLİ PANDEMİSİ: “İYİ UYUMAK BİR TERCİH DEĞİL, ERTELENEMEZ BİR İHTİYAÇTIR”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-uykusuzluk-modern-cagin-gizli-pandemisi-iyi-uyumak-bir-tercih-degil-ertelenemez-bir-ihtiyactir-19229.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-uykusuzluk-modern-cagin-gizli-pandemisi-iyi-uyumak-bir-tercih-degil-ertelenemez-bir-ihtiyactir-19229.html</link>
                    <description><![CDATA[ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 13 Mart Dünya Uyku Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada; dijital ekran bağımlılığı ve uyku apnesinin toplum sağlığını tehdit ettiğini vurgulayarak, yetersiz uykunun kalp hastalıklarından trafik kazalarına kadar geniş bir risk yelpazesi oluşturduğuna dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ​Uyku Sadece Dinlenme Değil, Biyolojik Bir Onarımdır

ANTALYA -&nbsp;​Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi'nde (UASK 2026) basın mensuplarıyla bir araya gelen Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun hayati önemine değindi. 2026 yılı temasının "İyi Uyu, Daha İyi Yaşa" olduğunu belirten Karadağ, kaliteli uykunun fiziksel ve zihinsel sağlığın temel taşı olduğunu ifade etti. Karadağ, "İyi uyumak bir tercih değil, ertelenemez bir ihtiyaçtır; uykunun süresi kadar kesintisiz ve derin olması da vücudun kendini yenilemesi için kritiktir," dedi.

- ​Dijital Ekranlar Yaşam Ritmini Tehdit Ediyor

​Modern çağın getirdiği alışkanlıkların uyku kalitesini bozduğuna dikkat çeken Karadağ, özellikle dijitalleşmenin yarattığı tehlikeye vurgu yaptı. Uzun süre ekran kullanımının, çocuk ve ergenlerde biyolojik uyku ritmini altüst ettiğini belirten Karadağ, bu durumun dikkat eksikliği ve davranış sorunlarını tetiklediğini söyledi. Sağlıklı bir yetişkinin her gece ortalama 7 ila 9 saat kesintisiz uyuması gerektiğini hatırlatan Karadağ, uykunun enerji, üretkenlik ve duygusal denge üzerindeki belirleyici rolüne işaret etti.

- ​"Uyku Apnesi Sadece Horlama Değildir"



&nbsp;

​Uyku bozuklukları arasında en riskli grubun uyku apnesi olduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, bu durumu "modern çağın gizli pandemisi" olarak tanımladı. Dünya genelinde nüfusun %10-15'inin bu sorundan etkilendiğini kaydeden Karadağ, şu uyarılarda bulundu:
​

&nbsp;

"Uyku apnesi gece boyunca nefesin durmasına neden olarak kandaki oksijen seviyesini düşürür. Bu durum; hipertansiyon, diyabet, obezite ve ani kalp durması riskini artırır. Aynı zamanda gün içindeki dikkat kaybı nedeniyle iş ve trafik kazalarının en büyük nedenlerinden biridir."

- ​Sürücüler İçin Yasal Zorunluluk: Uyku Testi

​Uyku apnesinin trafik güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Karadağ, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne dikkat çekti. Uyku apnesi teşhisi konulan sürücülerin tedavi olmadan direksiyon başına geçmelerinin yasal olarak mümkün olmadığını hatırlatan Karadağ, özellikle vücut kitle indeksi yüksek bireylerin şikayetleri olmasa dahi mutlaka uyku testi yaptırmaları gerektiğini savundu.

- ​Bağışıklık Sisteminin Sigortası: Kaliteli Uyku

​Araştırmaların, yetişkinlerin %35'inin yetersiz uyuduğunu gösterdiğini belirten Karadağ, uyku eksikliğinin bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara karşı direnci düşürdüğünü vurguladı. Karadağ, kaliteli bir uyku için şu kritik önerilerde bulundu:
​- Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterilmeli.
- ​Uykudan en az bir saat önce telefon ve tablet kullanımı bırakılmalı.
​- Akşam saatlerinde kafein tüketiminden kaçınılmalı.
- ​Yatak odası karanlık, sessiz ve serin tutulmalı.

​Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sabahları yorgun uyanan veya gün içinde aşırı uyku hali yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir uyku uzmanına başvurması gerektiğini belirterek sözlerini noktaladı.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[UYKUSUZLUK MODERN ÇAĞIN GİZLİ PANDEMİSİ: “İYİ UYUMAK BİR TERCİH DEĞİL, ERTELENEMEZ BİR İHTİYAÇTIR” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/uykusuzluk-modern-cagin-gizli-pandemisi-iyi-uyumak-bir-tercih-degil-ertelenemez-bir-ihtiyactir-214331-20260327.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/uykusuzluk-modern-cagin-gizli-pandemisi-iyi-uyumak-bir-tercih-degil-ertelenemez-bir-ihtiyactir-214331-20260327.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/uykusuzluk-modern-cagin-gizli-pandemisi-iyi-uyumak-bir-tercih-degil-ertelenemez-bir-ihtiyactir-214331-20260327.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kepez'de Meme Kanseri Farkındalık Eğitimi Düzenlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kepezde-meme-kanseri-farkindalik-egitimi-duzenlendi-18998.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kepezde-meme-kanseri-farkindalik-egitimi-duzenlendi-18998.html</link>
                    <description><![CDATA[Kepez Belediyesi tarafından Yaşlı Dostu Kepez Projesi kapsamında Meme Kanseri Farkındalık Eğitimi düzenlendi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
ANTALYA - Belediyeden yapılan açıklamaya göre, eğitim, Zübeyde Hanım Kadın Eğitim ve Sosyal Tesisi'nde gerçekleştirildi.

Eğitim programında meme kanserinin risk faktörleri, erken tanının önemi, düzenli tarama yöntemleri ve hastalıktan korunma yolları ele alındı. Katılımcılar, merak ettikleri konular hakkında birebir bilgi alma imkanı buldu.

Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, programa ilişkin yaptığı açıklamada, toplum sağlığını önceleyen projelere büyük önem verdiklerini belirtti.

Bu doğrultuda sağlık alanında önemli programlar gerçekleştirdiklerini aktaran Kocagöz, "Amacımız, büyüklerimizin yalnızca daha uzun değil, daha sağlıklı ve nitelikli bir yaşam sürmelerini sağlamaktır. Meme kanseri gibi erken teşhisle kontrol altına alınabilen hastalıklarda bilgi, en güçlü korunma aracıdır." ifadelerini kullandı.

&nbsp;



&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kepez'de Meme Kanseri Farkındalık Eğitimi Düzenlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 15:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kepezde-meme-kanseri-farkindalik-egitimi-duzenlendi-013147-20260211.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kepezde-meme-kanseri-farkindalik-egitimi-duzenlendi-013147-20260211.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kepezde-meme-kanseri-farkindalik-egitimi-duzenlendi-013147-20260211.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya’da “Hasta Okulu”na Yoğun İlgi: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalyada-hasta-okuluna-yogun-ilgi-erken-tani-hayat-kurtariyor-18741.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalyada-hasta-okuluna-yogun-ilgi-erken-tani-hayat-kurtariyor-18741.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği’nin düzenlediği “Kanser Tedavisinde Radyoterapi ve Doğru Beslenmenin Gücü” başlıklı program, Antalya Şehir Hastanesi’nde geniş katılımla gerçekleşti. Uzmanlar erken tanının, doğru tedavinin ve sağlıklı yaşam tarzının önemini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
ANTALYA - Antalya Şehir Hastanesi Konferans Salonu, 26 Aralık Cuma günü önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) tarafından düzenlenen “Hasta Okulu” programı, akademisyenler, hasta ve hasta yakınları ile halkın yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi.

Etkinliğin açılışında Antalya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nedim Ongun ve hastane yöneticileri hazır bulunurken, TROD Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar kanserle mücadelede erken tanı ve hasta eğitiminin kritik rolüne dikkat çekti. Programın koordinatörlüğünü TROD Genel Sekreteri Prof. Dr. Didem Çolpan Öksüz üstlenirken, ev sahipliğini Antalya Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eda Küçüktülü yaptı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

- Kanserin Riskleri ve Radyoterapinin Gücü

İlk sunumu gerçekleştiren Prof. Dr. Vildan Kaya, kanserin günümüzde en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olduğunu belirtti. Kaya, sigara, alkol, sağlıksız beslenme, obezite ve çevresel faktörlerin değiştirilebilir riskler arasında yer aldığını, genetik faktörlerin ise değiştirilemeyen riskler olduğunu vurguladı. “Uzun süre geçmeyen öksürük ve açıklanamayan kilo kaybı erken tanı için kritik belirtilerdir” diyen Kaya, modern radyoterapinin tümörde maksimum etki yaratırken sağlıklı dokuları koruyabildiğini ifade etti.

- Radyoterapi Sürecinde Bilmeniz Gerekenler

Prof. Dr. Gamze Aksu ise radyoterapinin hastalığı tamamen tedavi etme, ameliyat öncesi tümörü küçültme ve ameliyat sonrası tekrarlama riskini azaltma gibi amaçlarla uygulandığını anlattı. Aksu, tedavi sürecinde gelişmiş cihazların kullanıldığını ve yan etkilerin genellikle geçici olduğunu belirtti. Yorgunluk, cilt reaksiyonları ve mukozit gibi yan etkilerin görülebileceğini söyleyen Aksu, hijyen, uygun giyim ve düzenli kontrollerin önemine dikkat çekti.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

- Beslenme Tedavi Başarısını Artırıyor

Son sunumda Doç. Dr. Eda Küçüktülü, kanser hastalarında beslenmenin tedaviye uyum ve iyileşme sürecindeki rolünü anlattı. Malnütrisyonun hastaların yüzde 15-40’ında görülebildiğini belirten Küçüktülü, protein kaynaklarının bağışıklık sistemi için kritik olduğunu vurguladı. Sağlıklı yağlar, fermente gıdalar ve yeterli sıvı alımının bağırsak sağlığına katkı sağladığını ifade etti.

Program, Dr. Halis Işık, Hüsamettin Işık ve Serhat Fırat’ın müzik dinletisiyle sona erdi. Katılımcılar, hem bilimsel bilgi hem de kültürel bir deneyimle Antalya’dan ayrıldı.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Antalya’da “Hasta Okulu”na Yoğun İlgi: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 15:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalyada-hasta-okuluna-yogun-ilgi-erken-tani-hayat-kurtariyor-090129-20251227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalyada-hasta-okuluna-yogun-ilgi-erken-tani-hayat-kurtariyor-090129-20251227.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalyada-hasta-okuluna-yogun-ilgi-erken-tani-hayat-kurtariyor-090129-20251227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OBEZİTE TEDAVİSİNDE YENİ DÖNEM: PROF. DR. CİNDORUK YENİ İLAÇLARIN ETKİNLİĞİNİ VE SİNDİRİM SİSTEMİ RİSKLERİNİ AÇIKLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-obezite-tedavisinde-yeni-donem-prof-dr-cindoruk-yeni-ilaclarin-etkinligini-ve-sindirim-sistemi-risklerini-acikladi-18620.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-obezite-tedavisinde-yeni-donem-prof-dr-cindoruk-yeni-ilaclarin-etkinligini-ve-sindirim-sistemi-risklerini-acikladi-18620.html</link>
                    <description><![CDATA[​Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, çağımızın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan obeziteye ve son yıllarda büyük ilgi gören yeni nesil anti-obezite ilaçlarına dair önemli bilgilendirmeler yaptı. Bu çığır açan tedavilerin etkinliğini ve özellikle gastrointestinal sistem üzerindeki potansiyel yan etkilerini kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
- Obezite: Artık Yalnızca Estetik Değil, Küresel Bir Hastalık

​ANTALYA - Prof. Dr. Cindoruk, obezitenin artık yalnızca görünümle ilgili bir mesele olmadığını, kronik bir hastalık olduğunu ve kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi pek çok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını vurguladı.
​“Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde 1 milyardan fazla insan obezdir ve bu sayı giderek artmaktadır. Türkiye’de ise erişkinlerin yaklaşık %30’unda obezite görülmektedir” diyen Cindoruk, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı bu tabloda, son 10 yılda geliştirilen yeni antiobezite ilaçlarının önemine dikkat çekti.

- ​Yeni İlaçlar: Yüksek Kilo Kaybı Oranları Sunuyor



&nbsp;

​Son yıllarda gündeme gelen ve GLP-1 reseptör agonistleri ile GIP/GLP-1 çift etkili ajanları içeren yeni nesil ilaçların obezite tedavisinde çığır açan sonuçlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Cindoruk, bu ilaçların neden bu kadar konuşulduğunu şöyle özetledi:

&nbsp;

&nbsp;

*Kilo kaybı oranları çok yüksek: Klinik çalışmalarda %12–22 arasında kalıcı kilo kaybı sağlanabiliyor.
*Diyabet riskini azaltıyorlar, tansiyon ve kolesterol üzerinde olumlu etkiler görülmekte
*Birçok hastada yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirmektedir.
*Liraglutide: Günlük enjeksiyon, GLP-1 reseptör agonisti.
*Semaglutide: Haftalık enjeksiyon, GLP-1 agonistleri içinde en güçlü kilo kaybı sağlayanlardan biri.
*Tirzepatide: Hem GLP-1 hem GIP reseptörlerine etki eden çift inkretin agonisti; kilo kaybı potansiyeli en yüksek olan ajanlardan biridir.

Bu ilaçlar iştahı azaltır, doygunluk hissini artırır, mide boşalmasını yavaşlatır ve insülin duyarlılığını düzeltmektedir.
​
-​ Gastrointestinal Yan Etkiler Gündemde

​Güçlü kilo kaybı mekanizmalarına sahip bu ilaçların sindirim sistemi üzerindeki yan etkilerinin kaçınılmaz olarak gündeme geldiğini belirten Cindoruk, kamuoyunda en çok merak edilen konuya açıklık getirdi.
​En sık görülen bulgular arasında bulantı, kusma, karın ağrısı veya şişkinlik, konstipasyon (kabızlık) ve diyare (ishal) olduğunu kaydetti.

​Bu yan etkilerin temel nedenini açıklayan Cindoruk, “İlaçlar mide boşalmasını yavaşlatır ve bağırsak hareketlerini yavaşlatır. Bu durum, özellikle hassas bireylerde bulantı ve şişkinliğe yol açabilir,” dedi. Bu etkilerin ilacın ana etki mekanizmasının bir parçası olduğunu, ancak doğru yönetildiğinde zamanla azaldığını bildirdi.

​Daha az bilinen ancak önemli risklere de dikkat çeken Prof. Dr. Cindoruk, hızlı kilo kaybının safra kesesi taşları riskini artırabileceğini ve nadir de olsa pankreatit riski olduğunu, bu nedenle yakından takip önerildiğini vurguladı.

​- Yan Etkilerin Yönetimi ve Yanlış Bilinenler

​

Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, hastaların çoğunda yan etkilerin kontrol edilebilir ve geçici olduğunu ancak şiddetli ve sürekli kusma, dayanılmaz karın ağrısı gibi belirtilerde mutlaka bir gastroenteroloğa başvurulması gerektiğini söyledi.

Yan Etkilerin Yönetimi için kritik noktaları paylaşan Cindoruk şunları söyledi:&nbsp;"​Doz artırımı yavaş yapılmalı (Hızlı titrasyon yan etki oranını artırır).&nbsp;Yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı.&nbsp;Öğünler küçük ve sık olmalı."


​Toplumsal algıdaki bazı yanlışları da düzelten Cindoruk, “Bu ilaçlar bağımlılık yapıyor,” iddiasının yanlış olduğunu, bıraktırıldığında iştahın normale döndüğünü açıkladı. Ayrıca “Herkes kullanabilir” algısının da kesinlikle yanlış olduğunu, bu ilaçların tıbbi endikasyonlara göre ve hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı.


​Sonuç olarak, Prof. Dr. Cindoruk, bu yeni nesil ilaçların doğru kullanıldığında son derece etkili olduğunu ve sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve davranışsal destek ile birlikte kullanıldığında en etkili sonuçları verdiğini belirterek sözlerini tamamladı. Obezitenin bir “irade sorunu” değil, karmaşık bir hastalık olduğunu ve tedavisinin bütüncül olması gerektiğini dile getirdi.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[OBEZİTE TEDAVİSİNDE YENİ DÖNEM: PROF. DR. CİNDORUK YENİ İLAÇLARIN ETKİNLİĞİNİ VE SİNDİRİM SİSTEMİ RİSKLERİNİ AÇIKLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 19:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/obezite-tedavisinde-yeni-donem-prof-dr-cindoruk-yeni-ilaclarin-etkinligini-ve-sindirim-sistemi-risklerini-acikladi-231122-20251202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/obezite-tedavisinde-yeni-donem-prof-dr-cindoruk-yeni-ilaclarin-etkinligini-ve-sindirim-sistemi-risklerini-acikladi-231122-20251202.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/obezite-tedavisinde-yeni-donem-prof-dr-cindoruk-yeni-ilaclarin-etkinligini-ve-sindirim-sistemi-risklerini-acikladi-231122-20251202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Dilek Oğuz: Siroz Riskine Dikkat! Karaciğer Yağlanması Tedavi Edilmezse Kalıcı Hasara Yol Açıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-dilek-oguz-siroz-riskine-dikkat-karaciger-yaglanmasi-tedavi-edilmezse-kalici-hasara-yol-aciyor-18612.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-dilek-oguz-siroz-riskine-dikkat-karaciger-yaglanmasi-tedavi-edilmezse-kalici-hasara-yol-aciyor-18612.html</link>
                    <description><![CDATA[​Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Oğuz, tüm dünyada obezite ile birlikte hızla yayılan ve toplum sağlığını tehdit eden Karaciğer Yağlanması (NAFLD) tehlikesine dikkat çekti.​Prof. Dr. Oğuz, erken dönemde hiçbir belirti vermeden yıllarca sessizce ilerleyen bu hastalığın, fark edilmediğinde siroz gibi kalıcı ve ciddi karaciğer hasarlarına yol açabileceğini vurguladı.

Günümüzde her 4 yetişkinden 1’inde karaciğer yağlanması bulunduğunun tahmin edildiğini belirten Oğuz, bunun hastalığın büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü açıkça gösterdiğini söyledi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Risk Faktörleri ve Tehlikeli İlerleyiş

ANTALYA - ​Prof. Dr. Oğuz, karaciğer yağlanmasının başlıca risk faktörlerini obezite, yüksek kalorili beslenme, işlenmiş gıdalar, şekerli içecekler, hareketsizlik ve stres olarak sıraladı. Çocukluk çağındaki obezite artışıyla birlikte karaciğer yağlanmasının artık çocuk ve gençleri de etkilemesinin, gelecekte karaciğer hastalıklarının daha erken yaşlarda başlayabileceğine işaret ettiğini kaydetti.



&nbsp;

​Hastalığın sinsi ilerleyişine değinen Oğuz, erken teşhisin kritik olduğunu vurguladı. Hastalığın basit kan testleri ve ultrasonografi ile tespit edilebileceğini açıkladı ve özellikle fazla kilolu, bel çevresi artmış, insülin direnci veya tip 2 diyabeti olan bireylerin mutlaka düzenli hekim kontrolü altında olması gerektiğine dikkat çekti.

&nbsp;

- Tedavinin Temeli: Yaşam Tarzı Değişiklikleri

​Prof. Dr. Dilek Oğuz, karaciğer yağlanması tedavisinin temelini yaşam tarzı değişikliklerinin oluşturduğunu belirtti.
​Kilo Kaybı: Toplam vücut ağırlığının %7–10 oranında azaltılmasının karaciğer yağlanmasını önemli ölçüde geriletebileceğini söyledi.

​Fiziksel Aktivite: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz önerildiğini aktardı. ​Akdeniz Tipi Beslenme: Zeytinyağı, taze sebze ve meyve, tam tahıllar, balık ve baklagillerin ağırlıkta olduğu bu beslenme modelinin, işlenmiş gıdalar ve rafine şekerin sınırlandırılmasıyla karaciğer yağlanmasını azaltmada en etkili bilimsel yöntemlerden biri olduğunu vurguladı.

​Oğuz ayrıca, kan şekeri, insülin direnci, kolesterol ve trigliserit düzeylerinin düzenlenmesinin (Metabolik risk faktörlerinin kontrolü) karaciğer hasarının ilerlemesini durdurmada kritik rol oynadığını sözlerine ekledi.

​ - Karaciğer Yağlanmasının En Ciddi Sonucu: Siroz

​Uzun yıllar fark edilmeden ilerleyen hastalığın, tedavi edilmediğinde siroz gelişimine yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Oğuz, sirozun karaciğer dokusunun kalıcı olarak hasarlanması, sertleşmesi ve işlev kaybına uğraması anlamına geldiğini açıkladı.

​

Sirozun olası sonuçları arasında karaciğer yetmezliği, karın sıvısı birikimi (asit), kanama riski ve karaciğer kanseri gelişme olasılığında artışın bulunduğunu vurguladı.

&nbsp;

​Prof. Dr. Oğuz, karaciğer yağlanmasına bağlı siroz gelişiminin dünya genelinde artması nedeniyle, alkol dışı nedenlerin artık karaciğer nakil endikasyonları arasında üst sıralara yükseldiğine dikkat çekti. Bu durumun, hastalığın erken evrede tespit edilip tedavi edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.



&nbsp;

​Prof. Dr. Dilek Oğuz, son olarak, karaciğer yağlanmasının zamanında müdahale edildiğinde büyük ölçüde önlenebilir ve geri döndürülebilir bir hastalık olduğunu belirterek, sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi ve Akdeniz tipi beslenme modelinin yaygınlaştırılmasının karaciğer hastalıklarının önüne geçilmesinde kritik rol oynadığını vurguladı ve toplumu bilinçli olmaya çağırdı.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Dilek Oğuz: Siroz Riskine Dikkat! Karaciğer Yağlanması Tedavi Edilmezse Kalıcı Hasara Yol Açıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 08:03:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-dilek-oguz-siroz-riskine-dikkat-karaciger-yaglanmasi-tedavi-edilmezse-kalici-hasara-yol-aciyor-111903-20251202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-dilek-oguz-siroz-riskine-dikkat-karaciger-yaglanmasi-tedavi-edilmezse-kalici-hasara-yol-aciyor-111903-20251202.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-dilek-oguz-siroz-riskine-dikkat-karaciger-yaglanmasi-tedavi-edilmezse-kalici-hasara-yol-aciyor-111903-20251202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[22. Ulusal Vasküler Cerrahi Kongresi'de "Güçlü Bağlar, Ortak Hedefler"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-22-ulusal-vaskuler-cerrahi-kongreside-guclu-baglar-ortak-hedefler-18474.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-22-ulusal-vaskuler-cerrahi-kongreside-guclu-baglar-ortak-hedefler-18474.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Vasküler ve Endovasküler Cerrahi alanının en kapsamlı bilimsel etkinliği olan 22. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi ile 13. Ulusal Fleboloji Kongresi, 6–9 Kasım 2025 tarihleri arasında Antalya Kundu'da bir otelde düzenlendi. Kongrenin bu yılki teması, sektördeki iş birliğine vurgu yaparak “Damar Cerrahisinde Güçlü Bağlar, Ortak Hedefler” olarak belirlendi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Güçlü Bilimsel Program ve Halka Yönelik Farkındalık Vurgusu

ANTALYA - ​Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevzat ERDİL ve yönetimi, kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.&nbsp;Prof. Dr. Nevzat ERDİL, kongrenin sadece bir bilgi paylaşım platformu olmadığını belirterek şunları söyledi:​"Ulusal Kongremiz, aynı zamanda bir arayış, bir keşif, bir yeniden tanımlama yolculuğu olarak tasarlandı. Damar cerrahisinin sınırlarını zorlayan nitelikli uzmanlarla buluşacağımız, deneyimin süzgecinden geçirilmiş sunumlar ve tartışmalar ışığında geleceğin damar cerrahisine doğru bir yolculuğa çıkacağız."

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; 

​Prof. Dr. ERDİL, damar hastalıklarıyla mücadelede erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti. Kongrenin en büyük hedeflerinden birinin de halkın bilinç düzeyini ve farkındalığını artırmak olduğunu vurguladı:&nbsp;​"Bacak ağrısı gibi sanılan birçok farklı şikayetler aslında zamanında mücadele gerektiren ciddi bir damar hastalığı belirtisi olabilmekte. Bu farkındalığı artırmayı amaçladık" dedi.

- ​Geniş Yelpazede Güncel Yaklaşımlar Tartışılacak

​

Geniş bir bilimsel yelpazeye sahip olan kongrede; geleneksel açık cerrahi tekniklerinden, minimal invaziv endovasküler yöntemlere, venöz ve lenf hastalıklardan, aort anevrizmalarına kadar güncel yaklaşımlar detaylıca tartışılacak. Prof. Dr. ERDİL, kongrenin aynı zamanda genç meslektaşların bilgi ve becerilerini geliştirecek eğitim ve pratik uygulamaların da merkezi olacağını ifade etti.
​

&nbsp;

Organizasyonun, alanında dünya çapında kabul görmüş uluslararası konuşmacıları ağırlayarak en yeni teknikler ve çığır açan araştırmalar hakkında katılımcıları bilgilendireceğini, ifade etti.

- ​1500 Katılımcı ve Önleme Odaklı Yaklaşım



Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Emrah Oğuz ise kongreye yaklaşık 1500 civarında katılımcı beklediklerini açıkladı. Prof. Dr. Oğuz, kongrenin amacının yalnızca hastalıkların tedavi yöntemlerini konuşmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda hastalıkların nasıl önlenebileceğini de meslektaşları ve halkla paylaşmak olduğunu dile getirdi. Kongre, atardamar, toplardamar ve lenf damar hastalıkları hakkında kapsamlı konuşmalar ve kursların olacağını sözlerine ekledi.
&nbsp;

- ​Yaşam Süresi Uzadı, En Etkili İlaç: Yürüyüş



&nbsp;

&nbsp;

​Prof. Dr. Adil Polat, Türkiye'de yaşam beklentisinin 80 yaşa yaklaşmasının getirdiği damar yaşlanması riskine dikkat çekti.&nbsp;​Yaşlanmak Güzel Ama Damarlar da Yaşlanıyor: Polat, "Yaşlanmak güzel ama damarlarımız da bizimle birlikte yaşlanıyor. Damar hastalıklarının görülme olasılığı bu nedenle giderek artıyor," dedi.
​

&nbsp;

Hareketsizlik En Büyük Sorun: Şehir yaşamındaki hareketsizliğin damarları zorladığını belirten Prof. Dr. Polat, "Pahalı spor salonlarına gerek yok, her gün 20-30 dakikalık yürüyüş bile damarlarımız için büyük kazançtır. İlaçtan önce hareketi artırmalıyız," tavsiyesinde bulundu.

- Cinsiyet Farkı ve Sigaranın Olumsuz Etkisi



&nbsp;

&nbsp;

​Prof. Dr. Ünal Aydın, damar sağlığında hormonal, genetik ve yaşam tarzı etkilerinin büyük rol oynadığını kaydetti.&nbsp;​Menopoz Sonrası Risk Artıyor: Kadınların östrojen sayesinde menopoz öncesi dönemde daha korunaklı olduğunu belirten Aydın, 50 yaş sonrası kadınların damar riskine karşı daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.

&nbsp;

​Türkiye'de Sosyal Farkındalık Eksikliği: Türkiye'de damar hastalıklarının tedavi altyapısının Amerika ile benzer seviyede olduğunu ancak Avrupa ile karşılaştırıldığında sosyal farkındalık ve motivasyon eksikliği olduğunu dile getirdi.&nbsp;​Sigara Bırakmanın Önemi: Sigara kullanımının damar hastalıkları üzerindeki olumsuz etkilerini açıklayarak, "Sigara bırakan kişiler, damar hastalıkları riskini azaltır; içmeyenlerde risk çok daha düşüktür," diye ekledi.

- COVID Etkisi: Bilimsel Artış Yok



&nbsp;

​Prof. Dr. Erdal Aslım, Covid sonrası damar hastalıklarında bilimsel olarak anlamlı bir artış saptanmadığını, ancak halkın farkındalığının önemli ölçüde yükseldiğini söyledi.
Vatandaşların artık beslenme, egzersiz ve düzenli kontrol konularında daha duyarlı olmasının, hastalıkların ilerlemesini engellemede en büyük kazanç olduğunu ifade etti.

&nbsp;

&nbsp;

- ​Bilimsel Bilginin Paylaşımı ve Toplumsal Sorumluluk

​Kongre Başkanı Prof. Dr. Nevzat Erdil ve Prof. Dr. Dilek Erer, bilimsel çalışmaların sadece ulusal değil, küresel düzeyde paylaşılmasının gerekliliğini ve derneklerin toplumsal sorumluluk rolünü vurguladı.
​Küresel Sorumluluk: Prof. Dr. Erdil, "Bilimsel bilgi birikimini halkımızın sağlığıyla buluşturmak, genç bilim insanlarını yetiştirmek ve uluslararası camiada Türkiye'nin saygın yerini güçlendirmek istiyoruz," dedi ve bilimsel dayanışmanın Cumhuriyet mirası olduğunu sözlerine ekledi.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Sürekli Eğitim ve Sosyal Projeler: Prof. Dr. Dilek Erer ise derneklerinin sadece belirli dönemlerde değil, yıl boyunca şehirlerde eğitim ve toplantılar düzenleyen, sahada çalışan bir yapı olduğunu belirterek, "Koruyucu hekimlikte toplumsal farkındalık en güçlü tedbirdir," dedi. Erer, basınla ortak hareket etmenin halk sağlığı bilincini güçlendirmede kritik rol oynadığının altını çizdi.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[22. Ulusal Vasküler Cerrahi Kongresi'de "Güçlü Bağlar, Ortak Hedefler" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 09:56:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/22-ulusal-vaskuler-cerrahi-kongreside-guclu-baglar-ortak-hedefler-133132-20251107.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/22-ulusal-vaskuler-cerrahi-kongreside-guclu-baglar-ortak-hedefler-133132-20251107.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/22-ulusal-vaskuler-cerrahi-kongreside-guclu-baglar-ortak-hedefler-133132-20251107.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bel Ve Ayak Ağrısı Çeken Hasta, Boy Uzatma Ameliyatıyla Sağlığına Kavuştu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-bel-ve-ayak-agrisi-ceken-hasta-boy-uzatma-ameliyatiyla-sagligina-kavustu-18212.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-bel-ve-ayak-agrisi-ceken-hasta-boy-uzatma-ameliyatiyla-sagligina-kavustu-18212.html</link>
                    <description><![CDATA[Bel ve ayak ağrısı çeken hasta, Isparta'daki Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde gerçekleştirilen boy uzatma ameliyatıyla sağlığına kavuştu.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ ISPARTA -&nbsp; Aydın'dan kente gelen Uğur Can Yaşar, bel ve ayak ağrısı şikayetiyle hastanenin Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Sefa Erdem Karapınar'a başvurdu.

Tetkikler sonucunda manyetik çivi yöntemiyle Yaşar'a boy uzatma ameliyatı yapıldı. Başarılı ameliyatın ardından Yaşar, yaşadığı rahatsızlıktan kurtuldu.

Opr. Dr. Karapınar, boy uzatma işleminin bölgede ilk olduğunu söyledi.

Boy uzatma ameliyatlarının kozmetik amaçlı olduğu gibi tıbbi zorunluluk halinde de uygulanabildiğini belirten Karapınar, şunları dile getirdi:

"Biz, hastamızda daha önce cerrahi müdahale gerektirdiğini düşündüğümüz bir rahatsızlık nedeniyle bu operasyonu yaptık. Bu ameliyatta manyetik çivi kullandık. Avantajı, tamamen kapalı bir cerrahi işlem olması. Son derece başarılı bir operasyon gerçekleştirdik, hastamız da memnun. Bu tür cerrahilerin üniversitede yapılabiliyor olması, hastanemizin teknik altyapısı ve yöneticilerimizin desteği sayesinde mümkün oldu." diye konuştu.

Hastanın sağ bacağının soldakine göre daha kısa olduğunu ifade eden Karapınar, Yaşar'ın operasyonla sağlığına kavuştuğunu anlattı.

- "Ayağımın yere tam basması çok güzel bir duygu"

Yaşar, ameliyattan sonraki ilk dönemin zor olduğunu ve 40 gün ayağının üzerine basamadığını söyledi.

Doktorun 4 santimetrelik uzama için manyetik cihaz kullandığını dile getiren Yaşar, "Şimdi ağrılarım azaldı, işime geri döndüm. Tabanlık kullanmadan ayağımın yere tam basması, çok güzel bir duygu." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bel Ve Ayak Ağrısı Çeken Hasta, Boy Uzatma Ameliyatıyla Sağlığına Kavuştu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 12:27:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/bel-ve-ayak-agrisi-ceken-hasta-boy-uzatma-ameliyatiyla-sagligina-kavustu-153239-20250913.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/bel-ve-ayak-agrisi-ceken-hasta-boy-uzatma-ameliyatiyla-sagligina-kavustu-153239-20250913.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/bel-ve-ayak-agrisi-ceken-hasta-boy-uzatma-ameliyatiyla-sagligina-kavustu-153239-20250913.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anne Sütü Hayattır: Her Annelik Değerlidir, Her Emzirme Yolculuğu Desteklenmelidir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-anne-sutu-hayattir-her-annelik-degerlidir-her-emzirme-yolculugu-desteklenmelidir-17951.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-anne-sutu-hayattir-her-annelik-degerlidir-her-emzirme-yolculugu-desteklenmelidir-17951.html</link>
                    <description><![CDATA[Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, Emzirme Haftası’nda anne sütünün yaşamsal önemine dikkat çekerek, her annenin bu eşsiz besinle buluşmasının bir halk sağlığı hedefi olduğunu vurguladı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Aile Sağlığı Merkezleri: Emzirmeye Bedensel ve Duygusal Hazırlık Süreci

Türkiye genelindeki Aile Sağlığı Merkezlerinde yürütülen gebelik ve lohusalık takipleri, anneleri emzirmeye sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda duygusal olarak da hazırlıyor. Aile hekimleri, gebelere doğum öncesinden itibaren emzirmenin faydalarını anlatıyor; lohusalık döneminde karşılaşabilecekleri zorluklara karşı onları bilinçlendiriyor ve destekliyor. Emzirme, yalnızca bir refleks değil; öğrenilen, gelişen ve destekle güçlenen bir süreçtir. Bu süreçte aile hekimleri, annelerin en yakın yol arkadaşı olarak kilit bir rol üstleniyor.

- Anne Sütü: Canlı Hücrelerle Dolu, Koruyucu ve Onarıcı Bir Doğa Mucizesi

Anne sütü, yalnızca besleyici bir gıda değil; aynı zamanda bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren, enfeksiyonlara karşı koruyan ve ruhsal gelişimini destekleyen eşsiz bir canlı besindir. İçeriğindeki antikorlar, hormonlar, enzimler ve canlı hücreler sayesinde bebekleri hastalıklardan korur, sağlıklı büyümelerine katkı sağlar. Aynı zamanda anne için de doğum sonrası toparlanmayı hızlandırır, bazı hastalık risklerini azaltır. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı, ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesini ve emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmesini bir halk sağlığı standardı olarak önermektedir.

- Her Annelik Kıymetlidir: Sevgiyle Kurulan Bağ, Sütün Ötesinde Bir Güçtür

Emzirme süreci sadece fizyolojik değil, aynı zamanda psikososyal bir deneyimdir. Prolaktin ve oksitosin hormonları, annenin bebekle kurduğu temas ve sevgiyle artar. Bilimsel çalışmalar, doğurmamış kadınların bile belirli protokollerle süt üretmeye başlayabildiğini ve bebeklerini emzirebildiğini gösteriyor. Bu durum, anneliğin yalnızca biyolojik değil; aynı zamanda bağ kurma temelli bir olgu olduğunu ortaya koyuyor. Süt üretiminin bazı durumlarda sınırlı olabileceğini hatırlatan uzmanlar, annelerin bu süreçte desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Her annenin çabası, sevgisi ve teması değerlidir. Her annelik kıymetlidir, her yol saygıyı hak eder.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Anne Sütü Hayattır: Her Annelik Değerlidir, Her Emzirme Yolculuğu Desteklenmelidir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 11:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/anne-sutu-hayattir-her-annelik-degerlidir-her-emzirme-yolculugu-desteklenmelidir-124027-20250805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/anne-sutu-hayattir-her-annelik-degerlidir-her-emzirme-yolculugu-desteklenmelidir-124027-20250805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/anne-sutu-hayattir-her-annelik-degerlidir-her-emzirme-yolculugu-desteklenmelidir-124027-20250805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ANNE SÜTÜ HAYATTIR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-anne-sutu-hayattir-17946.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-anne-sutu-hayattir-17946.html</link>
                    <description><![CDATA[DÜNYA EMZİRME HAFTASI: ANNE SÜTÜ HAYATTIR
Anne Sütü, Bebek ve Anne İçin Hayati Önem Taşıyor
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Dr. Esra Nur Kapukaya, Dünya Emzirme Haftası kapsamında yaptığı açıklamalarda, anne sütünün anne-bebek bağına, bebek sağlığına ve annenin doğum sonrası iyileşme sürecine olan katkılarına dikkat çekti.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası, anne sütünün önemini bir kez daha gündeme getirdi. İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Dr. Esra Nur Kapukaya, emzirmenin yalnızca bir beslenme yöntemi olmadığını, aynı zamanda anne ve bebek arasında güçlü bir bağ kurduğunu vurguladı. Kapukaya, "Sevgi hormonu" olarak bilinen oksitosin hormonunun emzirme sırasında salgılandığını ve bu hormonun anne ile bebek arasındaki duygusal bağı pekiştirdiğini belirtti.

- Kolostrum: Bebeğin İlk Kalkanı

Dr. Kapukaya, doğumdan sonra gelen ve halk arasında "ağız sütü" olarak bilinen kolostrumun hayati önemine değindi. Kolostrumun, enfeksiyonlara ve alerjilere karşı koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü, beyin gelişimini desteklediğini ve bebeğin ilk dışkısını (mekonyum) atmasına yardımcı olarak sarılığı önlemede etkili olduğunu ifade etti. Bazı annelerin kolostrumun rengi nedeniyle bu ilk sütü atma eğiliminde olduğunu belirten Dr. Kapukaya, bu davranışın yanlış olduğunu ve bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde mutlaka emzirilmeye başlanması gerektiğini vurguladı.

- Sık Emzirme, Süt Üretimini Artırır

Emzirme sürecinin başarılı olması için anne ve bebeğin aynı odada kalmasının önemine dikkat çeken Kapukaya, bebek emdikçe "süt hormonu" prolaktinin salgılandığını ve bu sayede süt miktarının arttığını söyledi. Bebeklerin sadece aç olduklarında değil, aynı zamanda güven ve rahatlama hissi için de emme ihtiyacı duyabileceklerini belirten Dr. Kapukaya, bu nedenle bebeklerin her istediklerinde emzirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin hem anne hem de bebeğin emzirmeyi öğrenmesini kolaylaştırdığını ekledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ANNE SÜTÜ HAYATTIR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 07:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/anne-sutu-hayattir-103555-20250805.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/anne-sutu-hayattir-103555-20250805.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/anne-sutu-hayattir-103555-20250805.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni Kenevir Yasası Tartışılıyor: Uzmanlardan Uyarılar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-yeni-kenevir-yasasi-tartisiliyor-uzmanlardan-uyarilar-17871.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-yeni-kenevir-yasasi-tartisiliyor-uzmanlardan-uyarilar-17871.html</link>
                    <description><![CDATA[Meclis'te kabul edilen yeni kanun teklifiyle kenevir ürünlerinin eczane satışı mümkün hale gelirken, Türkiye Psikiyatri Derneği Alkol Madde Kullanım Bozuklukları Çalışma Birimi, bu düzenlemenin potansiyel risklerine dikkat çekiyor ve daha kapsamlı bir bilimsel tartışma talep ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda 3 Temmuz 2025'te kabul edilen "Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" içerisinde yer alan kenevir düzenlemesi gündemdeki yerini koruyor. Bu düzenleme, kenevir üretimi, işlenmesi ve pazarlaması ile elde edilecek tıbbi, sağlık, destek ve kişisel bakım ürünlerinin eczanelerde satışını öngörüyor.

- Kenevirin Tıbbi Potansiyeli

Aslında Eylül 2024'te çıkarılan "İLAÇ ETKİN MADDESİ ÜRETİMİ AMAÇLI KENEVİR YETİŞTİRİCİLİĞİ VE KONTROLÜNE DAİR YÖNETMELİK" ile kenevirin ilaç araştırmaları için kontrollü üretimi başlamıştı. Yeni kanun teklifi ise satışın eczanelerde yapılacağı belirtilse de, kenevirden elde edilecek ilaç dışı ürünlere de erişim sağlayacak.
Türkiye Psikiyatri Derneği Alkol Madde Kullanım Bozuklukları Çalışma Birimi'nin, basın açıklamasına göre, kenevir hammaddeli ilaçlar modern tıpta epilepsi, kronik ağrı, multipl skleroz, kemoterapiye bağlı bulantı-kusma gibi durumlarda kullanılıyor. Bu ilaçlar, hem tıbbi hem de psikoaktif etkileri olan tetrahidrokannabinol (THC) ve sadece tıbbi etki gösteren kannabidiol (CBD) bileşenlerini içeriyor. Dernek, modern tıbbın gelişiminde her türlü tedavi imkanının desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

- Endişeler ve Belirsizlikler

Ancak dernek, kabul edilen yasa taslağının bazı belirsizlikler ve potansiyel endişeler içerdiğini belirtiyor:
* Ürün Nitelikleri ve İçerik Belirsizliği: Kenevir mamullerinin niteliği, içereceği THC ve CBD oranları ile ruhsat endikasyonları henüz net değil.
* Denetim ve Suistimal Riski: Ürünlerin eczanelerde denetimli satılacağı ifade edilse de, kayıt dışı ve sahte ürünlere karşı denetim mekanizması ile yasal yaptırımlar belirsizliğini koruyor. Dernek, bu durumun yasadışı psikoaktif bileşenleri içeren maddelere ilgiyi artırabileceği ve özellikle gençlerde esrarın zararsız veya faydalı olduğu algısını yaratabileceği konusunda uyarıyor.
* Yanlış Algı Oluşumu: Kenevir mamullerinin eczanelerde satılmasının toplumda bu ürünlerin zararsız olduğu yönünde yanlış bir algı oluşturabileceği ve kamuoyunun bilimsel veriler ışığında bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
* THC Oranı ve Bağımlılık Riski: Yüksek THC içeren preparatların "medikal esrar" adı altında suistimal edilme potansiyeli olduğuna dikkat çekiliyor. Bağımlılık geliştirmiş veya yasal denetim altında olan kişiler için karmaşıklık yaratabileceği ve toksikolojik analizlerde ihtilaflara yol açabileceği belirtiliyor.
* Psikiyatrik Etkiler: Kenevir ve türevlerinin özellikle ergenlik döneminde psikotik bozuklukları tetikleyebileceği ve mevcut psikiyatrik hastalıkları kötüleştirebileceği için reçetelenmede psikiyatrik değerlendirme ve izlem şartının getirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

- Kapsamlı Değerlendirme Çağrısı

Türkiye Psikiyatri Derneği, yasa tasarısının hazırlanma sürecinde kendileri gibi uzman hekim örgütlerinin ve bilimsel kuruluşların görüşlerinin alınmamasının bir eksiklik olduğunu dile getiriyor. Ayrıca, bahsedilen endikasyonlarda kullanım için kanıt düzeyinin sınırlı olması ve risk-yarar dengesinin ülke düzeyinde tartışılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu belirtiliyor.

Sonuç olarak, dernek, yasa taslağının belirsizlikler içerdiğini ve pratikte sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Kenevir mamullerinin reçetelenmesi ve kullanımı ile bağımlılık ve suistimal riskinin izlenebilmesi için merkezi bir veri tabanında kaydedilmesi ve düzenli olarak analiz edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Ayrıca, yasa uygulamaya geçmeden önce başta psikiyatri olmak üzere ilgili tüm uzmanlık alanlarının görüşlerinin alınması ve multidisipliner bir izleme ve değerlendirme sistemi kurulması çağrısında bulunuluyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yeni Kenevir Yasası Tartışılıyor: Uzmanlardan Uyarılar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 20 Jul 2025 11:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/yeni-kenevir-yasasi-tartisiliyor-uzmanlardan-uyarilar-140905-20250720.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/yeni-kenevir-yasasi-tartisiliyor-uzmanlardan-uyarilar-140905-20250720.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/yeni-kenevir-yasasi-tartisiliyor-uzmanlardan-uyarilar-140905-20250720.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Ev Hemodiyalizi" Böbrek Hastalarının Hayatını Kolaylaştırdı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-ev-hemodiyalizi-bobrek-hastalarinin-hayatini-kolaylastirdi-17784.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-ev-hemodiyalizi-bobrek-hastalarinin-hayatini-kolaylastirdi-17784.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının ev hemodiyalizi hizmeti, haftanın büyük bölümünü hastane geçirmek zorunda kalan böbrek hastalarına hem konfor hem zamandan tasarruf sağlıyor.

Evde hemodiyaliz uygulaması özellikle yatağa bağımlı hastalar ile kanser hastaları, nörolojik rahatsızlıkları bulunan, küçük çocukları olan ya da hastaneye uzak mesafede oturanların da hayatını kolaylaştırıyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu kapsamda Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen teorik, uygulamalı ve simülasyon eğitimlerini tamamlayan böbrek hastaları, evlerinde de hemodiyalize girebiliyor.

Bazıları haftanın 4, bazıları ise 3 gününü hastanede geçirmek zorunda kalan hastalar, evlerine kurdurdukları ünitelerde istediği saatte istediği sürede diyaliz alabiliyor.

Diyaliz alırken herhangi bir sorun yaşandığında gece veya gündüz her saat nöbetçi hemşireyi arayarak destek alınabiliyor. Hemodiyaliz ekipleri, hastaları evlerinde rutin ziyaret ederek, kontrollerini de sağlıyor.

- "Daha özgürlükçü bir uygulama"

İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Antalya'da 600 civarında hastanın diyalize girdiğini, bunlardan 10'unun evinde hemodiyaliz aldığını söyledi.

Hastanın evinde diyalize girerek daha özgür hissettiğini belirten Özkan, şöyle konuştu:

"Çok iyi ekibimiz var. Evde diyaliz için hastanın istekli olması, üç aylık eğitimi tamamlaması gerekiyor. Evinde gerekli altyapı sağlandıktan sonra uygulamaya geçebilir. Çok daha konforlu, hijyeni daha iyi sağlayan, hastaneye bağlı olmadan daha özgürlükçü bir uygulama. Bunun sayısını artırmak istiyoruz. Evinde diyalize giriyor ama ekibimizi gece gündüz her saatte görüntülü arayabiliyor. Hastanede 3-4 saatlik diyaliz seansı oluyor ancak evinde 7-8 saat diyalizde kalabiliyor. Bu kandaki toksik moleküllerin daha iyi temizlenmesini sağlıyor, daha dinç olmasını sağlıyor."

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Orhan Aras da güçlü kadrosuyla öncü sağlık kuruluşlarından olduklarını, evde diyaliz hizmetiyle hastaların özgürlüklerini geri kazandığını kaydetti.

- "Diyaliz sonrasında daha dinç hissediyorum"

Kepez ilçesinde 1,5 yıldır evinde hemodiyaliz alan Ahmet Cengiz de 25 yıldır Tip1 diyabet olduğunu, 5 yıldır da böbrek yetmezliği çektiğini anlattı.

Annesinden 3,5 yıl önce böbrek nakli yapıldığını, nakilden 28 gün sonra enfeksiyon sonucu böbreğin iflas ettiğini dile getiren Cengiz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tekrar diyalize girmeye başladım. Tip1 diyabet olduğumdan haftanın 4 günü hastaneye gidiyordum. Çok zor oluyordu. Hastanede üç ay kadar eğitim aldım. Sonra Sağlık Bakanlığının anlaşmalı olduğu firmalar, evime hemodiyaliz cihazlarını, bunun için su ve elektrik sistemini kurdu. Tüm tıbbi malzemeleri de Bakanlık sağlıyor. Bana hiçbir maddi külfeti olmadı. Ev konforunda diyalize girmek ayrıcalık. Düğün, cenaze, toplantı olduğunda diyalizi istediğim saate erteliyorum."

Diyaliz süresini uzun tuttuğunda kanın daha iyi temizlendiğini vurgulayan Cengiz, "Diyaliz sonrasında daha dinç hissediyorum. Gece uyurken de diyalize girebilmek büyük konfor. Diyalizdeyken kitabımı okuyorum, televizyon izliyorum, sosyal medyaya bakıyorum." ifadelerini kullandı.

Cengiz, cihaz kullanmak zorunda kalan tüm engelliler için elektrikte de indirim olması gerektiğini sözlerine ekledi.

- "Gözüm arkada kalmıyor"

Annesi Gülnaz Cengiz ise oğlu hastaneden eve gelinceye kadar yolunu gözlediğini belirterek, "Hastaneye gittiğinde aklım onda kalıyordu, artık gözüm arkada kalmıyor. Evde sürekli yanındayım, çok rahat." dedi.

Evde hemodiyaliz alanlardan Alev Gülveren ise kırsalda oturduğunu, hastaneye üç otobüs değiştirerek geldiğini, dönüşte de aynı sorunu yaşadığını söyledi.

Haftanın büyük bölümünü yolda geçirdiğini belirten Gülveren, "Evliyim, 3 çocuğum var. Gündüz çocuklarımla ilgileniyorum, akşam diyalize giriyorum." diye konuştu.

Ahmet Altınok da eşiyle sohbet ederek ev rahatlığında diyalize girdiğini ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA["Ev Hemodiyalizi" Böbrek Hastalarının Hayatını Kolaylaştırdı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 14:02:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ev-hemodiyalizi-bobrek-hastalarinin-hayatini-kolaylastirdi-171240-20250709.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ev-hemodiyalizi-bobrek-hastalarinin-hayatini-kolaylastirdi-171240-20250709.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ev-hemodiyalizi-bobrek-hastalarinin-hayatini-kolaylastirdi-171240-20250709.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeme Bozukluklarında Bilgi Hayat Kurtarır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-yeme-bozukluklarinda-bilgi-hayat-kurtarir-17661.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-yeme-bozukluklarinda-bilgi-hayat-kurtarir-17661.html</link>
                    <description><![CDATA[Son günlerde genç bir yurttaşın yeme bozukluğu nedeniyle yaşamını yitirmesi, hem medyada hem de sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, yaşanan bu trajik olayın ardından, toplumda sıkça yanlış anlaşılan yeme bozukluklarına dair doğru bilgilerin yaygınlaştırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Sadece Diyet Değil, Ciddi Bir Ruhsal Hastalık

Uzmanlara göre anoreksiya nervoza; bireyin yeme davranışları, beden algısı ve kilo ile ilgili düşüncelerinde ciddi bozulmalar yaratan, fiziksel sağlığı doğrudan tehdit eden psikiyatrik bir hastalık. Halk arasında çoğu zaman "zayıflama isteği" ya da "iradesizlik" gibi yüzeysel yaklaşımlarla açıklanan bu durum, aslında kişinin ruhsal dünyasında yaşadığı derin çatışmalarla ilişkilidir.

Psikiyatri uzmanları, “Yeme bozukluğu belirtileri fark edildiğinde zaman kaybetmeden profesyonel yardım alınmalı. Bu rahatsızlık, bireyin sadece bedenini değil, benlik saygısını, duygularını ve sosyal yaşamını da etkiliyor” diyerek erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor.

- Medya ve Sosyal Medyada Sorumluluk Zamanı

Uzmanlar, medyada yer alan haber ve yorumların hem yaşamını kaybeden bireylerin hatırasına hem de bu zorlukla mücadele eden insanların mahremiyetine saygılı bir dille hazırlanması gerektiğini belirtiyor. Özellikle spekülatif bilgiler, beden ölçüleri ve tedavi süreciyle ilgili detayların haberleştirilmesi, hem etik dışı hem de tetikleyici olabiliyor.

Sosyal medyada “ideal beden” algısını yücelten, sağlıksız yeme davranışlarını normalleştiren içerikler de dikkatle ele alınması gereken bir başka konu. Bu tür paylaşımların özellikle genç bireyler üzerinde baskı yarattığı, yeme bozukluklarını körüklediği ifade ediliyor.

- Herkes Risk Altında

Yeme bozukluklarının yalnızca genç kadınları etkilediği yönündeki yaygın inanış da yanlış. Bu hastalık, her yaştan, her cinsiyetten ve her sosyoekonomik düzeyden insanı etkileyebiliyor. Dahası, bir kişinin görünümü ya da kilosu, bu hastalığın varlığını dışarıdan anlamak için yeterli değil.

Uzmanlar, toplumda damgalayıcı yaklaşımlardan uzak, destekleyici ve kapsayıcı bir dilin benimsenmesini öneriyor. Yeme bozuklukları konusunda farkındalığı artırmak ve tedavi sürecini desteklemek, hem bireylerin hem de toplumsal sağlığın korunması açısından kritik önem taşıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yeme Bozukluklarında Bilgi Hayat Kurtarır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 17:32:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/yeme-bozukluklarinda-bilgi-hayat-kurtarir-204814-20250623.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/yeme-bozukluklarinda-bilgi-hayat-kurtarir-204814-20250623.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/yeme-bozukluklarinda-bilgi-hayat-kurtarir-204814-20250623.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BİR TEST, BİR HAYAT]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-bir-test-bir-hayat-17603.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-bir-test-bir-hayat-17603.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlendiği Akdeniz Anemisi Talasemi Önleme Konferansı’nda Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı (AKHAV) Başkanı Prof. Dr. Duran Canatan hastalığın önüne geçmek için evlilik öncesi yapılacak tarama testlerinin önemine vurgu yaptı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Belediye kültür salonunda düzenlenen konferansta, halk arasında "Akdeniz Anemisi" olarak bilinen talaseminin önlenebilir bir genetik hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Canatan, özellikle evlilik öncesi taşıyıcılık tarama testlerinin yaygınlaştırılmasının hastalığın önüne geçilmesinde kritik rol oynadığını vurguladı.



&nbsp;

Katılımcılara hastalığın genetik geçişi, belirtileri ve tedavi süreci hakkında kapsamlı bilgiler sunan Canatan, “Hastalığın erken tanısı, doğru yönlendirme ve zamanında tedavi hastalığın önlenebilmesi açısından ciddi ölçüde önem taşımaktadır. Asıl amacımız ise hasta bireyler doğmasını önlemektir. Bunu da evlilik öncesi yapılacak taşıyıcı tarama testlerini yaygınlaştırarak başarabiliriz” diye konuştu.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[BİR TEST, BİR HAYAT - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 15 Jun 2025 07:32:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/bir-test-bir-hayat-103221-20250615.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/bir-test-bir-hayat-103221-20250615.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/bir-test-bir-hayat-103221-20250615.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanserle Savaşta Umut Veren Gelişmeler: Akıllı İlaçlar, Aşılar ve Yapay Zeka Umudu Artırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanserle-savasta-umut-veren-gelismeler-akilli-ilaclar-asilar-ve-yapay-zeka-umudu-artiriyor-17353.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanserle-savasta-umut-veren-gelismeler-akilli-ilaclar-asilar-ve-yapay-zeka-umudu-artiriyor-17353.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'da düzenlenen 12. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde kanser alanındaki son gelişmeler masaya yatırıldı. 1500 bilim insanının katılımıyla gerçekleşen kongrede, akıllı ilaçlar, immünoterapiler, umut vadeden aşı çalışmaları ve yapay zekanın kanserle mücadeledeki potansiyeli öne çıktı. Uzmanlar, erken teşhisin önemini vurgularken, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının kanser riskini azaltabileceğine dikkat çekti.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ - Onkologlardan Kanserle Mücadelede Yeni Umutlar

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği'nin Antalya'da düzenlediği 12. kongre, kanser alanındaki çarpıcı gelişmeleri gözler önüne serdi. Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Dinçer, kanserin hala ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtirken, Dernek Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş sistemik tedavilerdeki ilerlemelere dikkat çekti. Karadurmuş, halkın korktuğu kemoterapinin artık akıllı ilaçlar ve immünoterapilerle birlikte daha etkili bir tedavi aracı haline geldiğini vurguladı. Evde kullanılabilen akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin hastaların yaşam kalitesini artırdığı ve en kritik hastalarda bile yaşam süresini uzattığı ifade edildi. Bu tedavilerin yaklaşık 23 farklı kanser tipinde kullanılabildiği belirtildi.

- Kanser, Kalp Hastalıklarıyla Yarışıyor

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aytuğ Üner, gelecekte kanser vakalarının artabileceği uyarısında bulundu. Kardiyovasküler hastalıklarla kanserin adeta bir yarış içinde olduğunu belirten Üner, kalp hastalıklarındaki tedavi gelişmelerine rağmen kanserin yükselişte olduğunu söyledi. Erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Üner, halkın bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

- Meme ve Rahim Ağzı Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

Dünyada ve Türkiye'de en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu belirten Prof. Dr. Aytuğ Üner, 40 yaşından itibaren mamografi ve ultrason taramalarının önemine dikkat çekti. Kadınların kendi kendine muayenesinin ve vücuttaki herhangi bir kitlenin ciddiye alınarak doktora başvurulmasının kritik olduğunu vurguladı. Rahim ağzı kanserinde ise HPV virüsünün etkili olduğunu belirten Üner, müjdeli bir haber vererek HPV aşısının çocukluk çağından itibaren kız ve erkek çocuklarına uygulanması gerektiğini söyledi.

- Yapay Zeka Kanserle Mücadelede Yeni Bir Çağ Açıyor

Kongrede yapay zekanın (YZ) kanserle mücadeledeki potansiyeli de önemli bir yer tuttu. Prof. Dr. Bülent Karabulut, YZ'nın erken teşhis, doğru tanı, kişiye özel tedavi planlaması ve tedavi takibinde çığır açan fırsatlar sunduğunu belirtti. YZ destekli görüntüleme sistemlerinin teşhis doğruluğunu %90'ın üzerine çıkardığı, kişiye özel tedavi döneminde akıllı rehberlik sağladığı ve onkologların karar süreçlerine destek olduğu vurgulandı. Ayrıca YZ'nın klinik araştırmaların hızını artırdığına dikkat çekildi.

- Tümörleri Hedef Alan Aşılarla Gelecek Daha Güçlü

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, kanser aşıları alanındaki umut verici gelişmeleri aktardı. Özellikle mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılmaya başlanmasıyla tümör hücrelerini hedef alan yeni nesil aşıların heyecan yarattığını belirtti. Melanom, pankreas ve prostat kanseri için geliştirilen mRNA tabanlı aşıların klinik denemelerde olumlu sonuçlar verdiğini söyleyen Şendur, bu aşıların bağışıklık sistemini tümöre karşı eğittiğini ve kanserin tekrarını önleme potansiyeli taşıdığını vurguladı.

- Sağlıklı Yaşam Tarzı Kanser Riskini Azaltıyor

Doç. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, bilimsel araştırmaların kanser vakalarının yaklaşık üçte birinin önlenebilir olduğunu gösterdiğini belirtti. Sağlıklı ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımından kaçınma, güneşten korunma ve düzenli tarama programlarına katılımın kanser riskini önemli ölçüde azaltabileceği vurgulandı. İmamoğlu, küçük ama sürekli değişikliklerle daha uzun ve sağlıklı bir yaşamın mümkün olduğunu ifade etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kanserle Savaşta Umut Veren Gelişmeler: Akıllı İlaçlar, Aşılar ve Yapay Zeka Umudu Artırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 12:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserle-savasta-umut-veren-gelismeler-akilli-ilaclar-asilar-ve-yapay-zeka-umudu-artiriyor-090038-20250429.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserle-savasta-umut-veren-gelismeler-akilli-ilaclar-asilar-ve-yapay-zeka-umudu-artiriyor-090038-20250429.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserle-savasta-umut-veren-gelismeler-akilli-ilaclar-asilar-ve-yapay-zeka-umudu-artiriyor-090038-20250429.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Kanserden Değil, Geç Kalmaktan Korkun!" Ulusal Kanser Haftası'nda Erken Tanının Hayati Önemi Vurgulandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanserden-degil-gec-kalmaktan-korkun-ulusal-kanser-haftasinda-erken-taninin-hayati-onemi-vurgulandi-17226.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanserden-degil-gec-kalmaktan-korkun-ulusal-kanser-haftasinda-erken-taninin-hayati-onemi-vurgulandi-17226.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar, Ulusal Kanser Haftası'nda yaptığı açıklamalarla erken tanının kanserle mücadeledeki kritik rolüne dikkat çekti. Atalar, "Erken tanı bazı kanser türlerinde %90'a varan tedavi başarısı sağlayabilir," diyerek tarama programlarına katılımın ve düzenli kontrollerin önemini vurguladı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ulusal Kanser Haftası'nda Erken Tanı Çağrısı

Her yıl 1-7 Nisan tarihleri arasında kutlanan Ulusal Kanser Haftası, bu yıl da kanser konusunda farkındalık oluşturmak ve erken teşhisin hayat kurtarıcı potansiyelini hatırlatmak amacıyla çeşitli etkinliklere sahne oluyor. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar, hafta dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında kanserle mücadelenin temel taşlarını sıraladı.

"Her Yıl 20 Milyondan Fazla Yeni Vaka"

Dünya genelinde her yıl 20 milyondan fazla kişiye kanser teşhisi konulduğunu belirten Prof. Dr. Atalar, erken tanının bu hastalıkla mücadelede en güçlü koz olduğunu ifade etti. "Erken tanı, kanserle mücadelede elimizdeki en güçlü silahlardan biridir," diyen Atalar, vatandaşları tarama programlarına katılmaya ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye çağırdı.

Radyoterapinin Tedavideki Kritik Yeri

Kanser tedavisinde cerrahi müdahale, sistemik tedaviler ve radyoterapinin önemli seçenekler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Atalar, kanser hastalarının %60-70'inin tedavi sürecinde radyoterapiye ihtiyaç duyduğunun altını çizdi. Radyoterapinin erken evre kanserlerde tam iyileşme sağlayabildiğini, ileri evrelerde ise hastalığın kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılmasında hayati bir rol oynadığını söyledi.

Teknolojik İlerlemeler Umut Veriyor

Prof. Dr. Atalar, radyoterapi alanındaki teknolojik gelişmelere de değinerek, stereotaktik radyoterapi (SRS/SBRT), yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT), proton tedavisi ve FLASH radyoterapi gibi modern tekniklerle kanserli dokulara milimetrik hassasiyetle müdahale edilebildiğini müjdeledi. Bu yöntemlerin tedavi başarısını artırırken sağlıklı dokuların korunmasına da yardımcı olduğunu belirtti.

TROD'dan Bilimsel ve Etik Yaklaşım Vurgusu

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği olarak kanserle mücadelede bilimsel verilere dayalı, etik ve hasta odaklı bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Prof. Dr. Atalar, toplumun doğru ve güncel bilgilere ulaşmasının önemini vurguladı. "Kanser konusunda doğru bilgiye ulaşmak, tedaviye zamanında ve eşit şekilde erişmek her bireyin hakkıdır," dedi.

Prof. Dr. Atalar'dan Hayati Hatırlatmalar

Prof. Dr. Banu Atalar, Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle vatandaşlara şu önemli hatırlatmalarda bulundu:


	"Kanserden değil, geç kalmaktan korkun."
	Tarama programlarına katılın, düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın.
	Sigara ve alkolden uzak durarak, dengeli beslenerek ve fiziksel olarak aktif olarak sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinin.
	Her belirtiyi önemseyin ve zamanında sağlık kuruluşlarına başvurun.


"Birlikte Mücadeleyle Başarı Mümkün"

Kanserle mücadelenin sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atalar, "Bilinçli, kararlı ve dayanışma içinde olduğumuz sürece, erken tanı ve etkin tedavilerle bu mücadeleden başarıyla çıkmak kaçınılmazdır," ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA["Kanserden Değil, Geç Kalmaktan Korkun!" Ulusal Kanser Haftası'nda Erken Tanının Hayati Önemi Vurgulandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Apr 2025 19:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserden-degil-gec-kalmaktan-korkun-ulusal-kanser-haftasinda-erken-taninin-hayati-onemi-vurgulandi-220839-20250406.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserden-degil-gec-kalmaktan-korkun-ulusal-kanser-haftasinda-erken-taninin-hayati-onemi-vurgulandi-220839-20250406.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserden-degil-gec-kalmaktan-korkun-ulusal-kanser-haftasinda-erken-taninin-hayati-onemi-vurgulandi-220839-20250406.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi'nde Ebe Polikliniği Açıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalya-sehir-hastanesinde-ebe-poliklinigi-acildi-16923.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalya-sehir-hastanesinde-ebe-poliklinigi-acildi-16923.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi'nde, gebelerin bütün süreçlerinin sağlıklı takip edilebilmesi için ebe polikliniği hizmet vermeye başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Saniye Mervegül Kara, anne adaylarının gebelik sürecinde çok fazla fizyolojik değişiklikler yaşadığını söyledi.

Gebelerin akıllarında birçok soru olduğunu belirten Kara, "Polikliniğimiz sayesinde gebelerimize ayırdığımız süre artacak. Onlarla daha fazla ilgilenebileceğiz ve akıllarındaki tüm soruları cevaplayacağız." dedi.

Gebelere ilk başvurularından itibaren normal doğum süreçleriyle ilgili bilgi verdiklerini anlatan Kara, anne adaylarına normal doğuma nasıl hazırlanacakları, beslenme ve spor etkinlikleri gibi konularda destek olacaklarını kaydetti.

Kara, poliklinikte 20 kişilik ekiple çalıştıklarını dile getirdi.

Ebe Rojda Geyik ise poliklinikte anne adaylarına gebelik, doğum süreçleri ve acil durumlar hakkında detaylı bilgi verdiklerini söyledi.



Gebelere doğum eyleminin nasıl başladığı, emzirme ve riskli durumlarda nelere dikkat etmeleri gerektiğini de anlattıklarını aktaran Geyik, "Gebelerimizin konforu planlanarak dizayn edilmiş odalarımız mevcut. Bunun dışında annenin korkusu ve endişesi varsa burada onların üstesinden nasıl gelebileceği yönünde eğitimler veriyoruz. Gebelerimizin doğumları başladığında en azından aşina oldukları yüzlerle karşılaşıyorlar. Böylece güven bağı kurulmuş oluyor." diye konuştu.

&nbsp;

&nbsp;

Ebe Merve Akkaş da gebelik öncesi dönemden itibaren anne adaylarına bütün aşamalarında birebir danışmanlık ve rehberlik yaptıklarını vurgulayarak, "Aile hekimliğimizle eş zamanlı çalışıyoruz. Hekimlerimiz gebeleri ebe polikliniğine yönlendiriyor ve burada gebelerimizi karşılıyoruz." ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi'nde Ebe Polikliniği Açıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 22:20:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalya-sehir-hastanesinde-ebe-poliklinigi-acildi-012405-20250213.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalya-sehir-hastanesinde-ebe-poliklinigi-acildi-012405-20250213.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalya-sehir-hastanesinde-ebe-poliklinigi-acildi-012405-20250213.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ KANSERLE SAVAŞTA YENİ BİR DÖNEM: "BENZERSİZ BİRLİK"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanserle-savasta-yeni-bir-donem-benzersiz-birlik-16889.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kanserle-savasta-yeni-bir-donem-benzersiz-birlik-16889.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), erken teşhisin kanserle mücadeledeki önemine dikkat çekerken, Dünya Kanser Günü'nün 2025-2027 temasının 'Benzersiz Birlik' olduğunu açıkladı. Dünya genelinde her yıl 19.9 milyon kişinin kansere yakalandığı ve 9.7 milyonunun hayatını kaybettiği belirtilerek, düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama testlerinin önemi vurgulandı. 
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Derneğin yazılı açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Dünya Kanser Günü 2025-2027 teması ’’Benzersiz Birlik’’ olarak belirlenmiştir ve kanserle mücadelenin odağına insanları koyarak, her bireyin farklılıklarıyla bu mücadelede ne denli güçlü bir bütün oluşturabileceği amaçlanmıştır. Kanser bir medikal tanıdan çok daha ötesidir. Hastalığın ötesine baktığımız ve hastadan önce insanı gördüğümüz bir dünya yaratmamız önemlidir. Kanser hem dünyada hem ülkemizde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Dünyada her yıl yaklaşık 19.9 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.7 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. En sık görülen kanser türleri sırası ile meme, akciğer, prostat, kolorektal ve mide olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye Kanser İstatistikleri Raporuna göre, bir yıl içerisinde 223 bin kişiye kanser tanısı konulmuştur. Kanser, sadece bireyleri değil, aynı zamanda aileleri, yakın çevreyi ve toplumları da etkileyen bir hastalıktır.”

ETKİLİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ GELİŞTİRİLİYOR

“Bilim, tıp ve teknoloji sayesinde daha etkili tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artırmak için yeni çözümler geliştirilmektedir” diye belirtilen açıklamada, “Erken teşhis kanserle mücadelede en etkili silahımızdır. Kanserde erken teşhis, hastalığın daha tedavi edilebilir ve yönetilebilir olmasını sağlamak açısından büyük önem taşır. Erken teşhis ve tedavi ile kanserli hastalarda önemli oranda iyileşme mümkün olabilmektedir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve tarama testlerine katılmak bireyler için hayat kurtarıcı olabilir. Kadınlar meme ve rahim ağzı kanseri konusunda bilinçlendirilmelidir. Cinsel aktif dönem başladıktan sonra düzenli rahim ağzı örnek alma yani smear kontrolleri ve 40 yaşından sonra düzenli mammografi taramaları yaptırılmalıdır. 45 yaşından sonra kadın erkek ayırmaksızın kolon kanserinde erken tanıya yönelik kolonoskopi periyodik olarak yapılmalıdır.” İfadeleri yer aldı.

&nbsp;

SAĞLIKLI YAŞAM TARZI İLE KANSER RİSKİNİ AZALTIN!

Sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemenin, düzenli sağlık kontrollerinin, sigara ve alkolsüz bir yaşamı benimsemenin kanserin riskini azaltabileceği belirtilerek, “Ayrıca, kanserle mücadelede bilgi paylaşımı ve destek grupları gibi kaynaklar da önemlidir. Dünya Kanser Günü, kanserle savaşan herkes için bir umut günüdür. Unutmayalım ki, birlikte mücadele ederek, bilinçlenerek ve destek vererek kanseri yenebiliriz. Biz de Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak kansere karşı mücadelede en ön saflarda gelecekte daha sağlıklı ve kansersiz bir dünya için bilimin ışığında çaba sarf etmeye devam ediyoruz.” denildi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ KANSERLE SAVAŞTA YENİ BİR DÖNEM: "BENZERSİZ BİRLİK" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 05 Feb 2025 19:03:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserle-savasta-yeni-bir-donem-benzersiz-birlik-221044-20250205.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserle-savasta-yeni-bir-donem-benzersiz-birlik-221044-20250205.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kanserle-savasta-yeni-bir-donem-benzersiz-birlik-221044-20250205.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Manavgat Şefika Turan Aile Sağlığı Merkezi Hizmete Açıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-manavgat-sefika-turan-aile-sagligi-merkezi-hizmete-acildi-16624.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-manavgat-sefika-turan-aile-sagligi-merkezi-hizmete-acildi-16624.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'nın Manavgat ilçesinde inşa edilen Manavgat Şefika Turan Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Valilikten yapılan açıklamaya göre, ilçede gerçekleştirilen sağlık yatırımlarına bir yenisi daha eklendi.

Hayırsever Fuat Turan'ın katkılarıyla Kızılağaç Mahallesi'nde inşa edilen Manavgat Şefika Turan Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete başladı.

Antalya&nbsp;Valisi Hulusi Şahin, törende yaptığı konuşmada, hayırseverliğin sadece maddiyatla sınırlı olmadığını ifade etti.

Bir insanın değerinin, başkalarına yaptığı katkılar ve iyiliklerle ölçüleceğini belirten Şahin, Turan ve ailesine aile merkezinin inşasına katkıları dolayısıyla teşekkür etti.

İlçedeki sağlık hizmetlerini güçlendirilmeye yönelik çalışmaların devam edeceğini belirten Şahin, "Aile hekimliği çok kıymetli bir meslek. Bu sağlık merkezinde hekimlerimiz binlerce Manavgatlıya kaliteli bir ortamda hizmet verecek. Manavgat'a daha fazla aile hekimliği yapısı kurmak için çalışıyoruz. İnşallah yeni hastaneler de gelecek. Bunları gerçekleştirdiğimizde, Manavgat'a sağlık yönünden çok daha iyi hizmetler sunmuş olacağız. Bu güzel şehre daha fazla hizmet etmek için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.



Konuşmaların ardından Vali Şahin, iş insanı Turan'a katkılarından dolayı plaket verdi.

Katılımcılarla birlikte açılış kurdelesini kesen Şahin, daha sonra beraberindekilerle binayı gezerek incelemelerde bulundu.

Törene Manavgat Kaymakamı Adil Karataş, Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tarık Hekimoğlu, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Manavgat Müftüsü Abdullah Eroğlu da katıldı.

&nbsp;



&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Manavgat Şefika Turan Aile Sağlığı Merkezi Hizmete Açıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 23:24:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/manavgat-sefika-turan-aile-sagligi-merkezi-hizmete-acildi-022959-20241211.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/manavgat-sefika-turan-aile-sagligi-merkezi-hizmete-acildi-022959-20241211.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/manavgat-sefika-turan-aile-sagligi-merkezi-hizmete-acildi-022959-20241211.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Isparta'da 10 Yataklı Entegre Devlet Hastanesi Temeli Atıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-ispartada-10-yatakli-entegre-devlet-hastanesi-temeli-atildi-16600.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-ispartada-10-yatakli-entegre-devlet-hastanesi-temeli-atildi-16600.html</link>
                    <description><![CDATA[ Isparta'nın Aksu ilçesinde 10 yataklı entegre Devlet Hastanesi temel atma töreni gerçekleştirildi.

Vali Abdullah Erin, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Devlet Hastanesi'nin ilçede özlenen bir hizmet olduğunu söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son 20 yılda memleketin dört bir tarafına büyük sağlık hizmetlerinin yapıldığını belirten Erin, "Sağlık sektöründe de Isparta'mız alabileceği hizmetlerin en güzelini aldı. İlimizde, birçok ile örnek olabilecek seviyede ve kalitede sağlık hizmeti sunuluyor. Bunun Isparta'mıza kazandırılmasında emeği olan ve talimatları olan başta sayın Cumhurbaşkanı'mız ve sağlık bakanlarımız olmak üzere bütün emeği geçen milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza ve idarecilerimize hepinizin huzurunda çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Aksu'nun hak ettiği bir sağlık tesisine kavuşacağını dile getiren Erin, "Aksu ilçemizden çok kıymetli bacılarımız, hemşehrilerimiz törene yoğun ilgi gösteriyorlar. Bu da bu hizmetin Aksu ilçemize yapılmasının ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyorum, ilçemize hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

Ardından dualar eşliğinde hastanenin temeline beton dökme işlemi gerçekleştirildi.

Temel atma törenine; Vali Abdullah Erin, Isparta Milletvekilleri Mehmet Uğur Gökgöz ve Av. Osman Zabun, Aksu Kaymakamı Saltuk Buğrahan Açıkbaş, Aksu Belediye Başkanı Veli Kahraman, İl Genel Meclisi Başkanı Av. Mehmet Ali Ertuğrul, İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Serhat Küçükcoşkun ile vatandaşlar katıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Isparta'da 10 Yataklı Entegre Devlet Hastanesi Temeli Atıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Dec 2024 21:37:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ispartada-10-yatakli-entegre-devlet-hastanesi-temeli-atildi-004033-20241207.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ispartada-10-yatakli-entegre-devlet-hastanesi-temeli-atildi-004033-20241207.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/ispartada-10-yatakli-entegre-devlet-hastanesi-temeli-atildi-004033-20241207.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[IRRITABL BAĞIRSAK SENDROMU (IBS) İLE İLGİLİ EN ÇOK MERAK EDİLENLER]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-irritabl-bagirsak-sendromu-ibs-ile-ilgili-en-cok-merak-edilenler-16592.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-irritabl-bagirsak-sendromu-ibs-ile-ilgili-en-cok-merak-edilenler-16592.html</link>
                    <description><![CDATA[Irritabl bağırsak sendromu'nun(IBS), hayatı tehdit eden bir hastalık olmadığını, ancak kişilerin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebileceğine dikkat çeken Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin; "tekrarlayan karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal veya kabızlık gibi semptomlar bireylerin sosyal ve iş hayatını zorlaştırabilir. Bu nedenle, hastalığı küçümsememek ve semptomları kontrol altına almak için profesyonel yardım almak son derece önemlidir" dedi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya'da düzenlenen 41. Ulusal Gastroenteroloji Haftası kapsamında düzenlenen basın toplantısında&nbsp;Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri
Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, irritabl bağırsak sendromu(IBS) ile ilgili en çok merak edilen konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

IBS Tamamen İyileşir Mi?



IBS'nin kronik, yani uzun süreli bir durum olduğunu ancak bu, semptomların her zaman devam edeceği anlamına gelmediğini ifade eden Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin; "Doğru bir tedavi planı, sağlıklı bir yaşam tarzı ve semptomları tetikleyen faktörlerden kaçınmak, semptomları büyük ölçüde azaltabilir. Bazı hastalar uzun süre semptomsuz bir yaşam sürebilir. Yani IBS'yi tamamen ortadan kaldırmak zor olabilir, ancak belirtileri kontrol altına almak kesinlikle mümkündür" dedi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Hangi Yiyecekler IBS’yi Tetikler?

Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin;&nbsp;"IBS'de yiyeceklerin etkisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Ancak genel olarak süt ürünleri, gluten içeren gıdalar (ekmek, makarna gibi), baklagiller (fasulye, mercimek), soğan, sarımsak ve gazlı içecekler gibi yiyecekler semptomları tetikleyebilir. Ayrıca, kızartmalar ve baharatlı yiyecekler de rahatsızlık yaratabilir. Bu yüzden hastalarıma bir "beslenme günlüğü" tutmalarını öneriyorum. Böylece hangi yiyeceklerin kendilerinde sorun yarattığını tespit edebiliriz" açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, açıklamalarını şöyle sürdürdü;

&nbsp;Stres IBS’yi Nasıl Etkiler?

"IBS'nin temelinde, beyin ve bağırsak arasındaki iletişimdeki hassasiyet yatmaktadır. Stres, bu hassasiyeti artırarak bağırsak hareketlerini hızlandırabilir ya da yavaşlatabilir. Bu da ishal, kabızlık, şişkinlik gibi semptomlara yol açabilir. Bu nedenle stres yönetimi, IBS tedavisinin önemli bir parçasıdır. Yoga, meditasyon, nefes egzersizleri ve hatta hobi edinmek gibi yöntemlerle stresin olumsuz etkilerini azaltmak mümkündür.

&nbsp;IBS İle Gaz Veya Şişkinlik Arasındaki İlişki Nedir?

IBS'de bağırsaklar, normalde rahatsızlık vermemesi gereken gaz birikimine bile aşırı duyarlı hale gelir. Bunun sonucunda şişkinlik hissi ve gaz şikayetleri daha yoğun yaşanır. Ayrıca, bazı yiyecekler sindirilirken bağırsaklarda gaz üretimini artırabilir. Bu tür semptomları azaltmak için düşük FODMAP diyeti gibi özel beslenme programları etkili olabilir.

&nbsp;IBS’nin Kansere Dönüşme Riski Var Mı?

Hayır, IBS’nin kansere dönüşme riski yoktur. IBS, yapısal bir hastalık değildir; yani bağırsaklarda herhangi bir doku hasarı ya da anormal bir büyüme söz konusu değildir. Ancak IBS belirtileri başka hastalıklarla karışabileceğinden, kesin tanı koymak için bir uzman değerlendirmesi önemlidir. Bu, hem hastanın içini rahatlatır hem de gereksiz endişelerin önüne geçer.

&nbsp;IBS Tanısı Nasıl Konulur?

IBS tanısı, hastanın şikayetlerinin dikkatle değerlendirilmesiyle ve altta yatan ciddi bir hastalığın olmadığının gösterilmesiyle konur. Öncelikle detaylı bir öykü alırız ve fizik muayene yaparız. Eğer gerekirse kan testleri, dışkı analizi veya kolonoskopi gibi tetkiklerle diğer hastalıkları ekarte ederiz. IBS tanısı, diğer sorunlar dışlandığında konur. Bu süreçte hastanın iş birliği ve anlayışı çok değerlidir.

&nbsp;Kabızlık ve İshal IBS'nin Bir Parçası Mı?

Evet, IBS’nin farklı alt tipleri vardır. Bazı hastalarda kabızlık ön planda olabilirken, bazılarında ise ishal daha yaygındır. Hatta bazı hastalar bu iki durumu dönüşümlü olarak yaşayabilir. Her bir alt tipin tedavi planı farklıdır, bu yüzden hastanın semptomlarını ayrıntılı olarak aktarması önemlidir.

Probiyotikler IBS’ye İyi Gelir Mi?

Evet, probiyotikler bazı IBS hastalarında semptomları hafifletebilir. Ancak, her probiyotik türü IBS’ye etkili değildir. Bağırsak mikrobiyotasını düzenlemeyi hedefleyen doğru probiyotik seçimi, hastanın durumuna göre yapılmalıdır. Bunun için bir doktor rehberliğinde hareket edilmesi önemlidir.

&nbsp;IBS’yi Önlemek Mümkün Mü?

IBS’yi tamamen önlemek mümkün olmasa da, sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek semptomların ortaya çıkmasını azaltabilirsiniz. Dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, stresle başa çıkmayı öğrenmek ve bağırsak sağlığını destekleyen bir diyet uygulamak bu konuda faydalı olabilir.

&nbsp;Spor Yapmak IBS’ye İyi Gelir Mi?

Kesinlikle evet. Düzenli egzersiz, bağırsak hareketlerini düzenler ve stresi azaltır. Yürüyüş, yüzme, yoga gibi hafif ve orta düzeyde aktiviteler IBS semptomlarını hafifletebilir. Ancak, çok yoğun egzersiz bazı hastalarda semptomları artırabilir. Bu nedenle, dengeli bir egzersiz planı tercih edilmelidir.

&nbsp;IBS Psikolojik Bir Hastalık Mı?

IBS sadece psikolojik bir hastalık değildir. Hem biyolojik hem de psikolojik faktörlerin bir arada rol oynadığı bir durumdur. Beyin ile bağırsak arasındaki iletişimdeki aksaklıklar semptomların temelinde yatar. Stres gibi psikolojik etkenler bu durumu kötüleştirebilir, ancak hastalığın tek nedeni değildir.

&nbsp;İlaç Tedavisi Her Zaman Gerekli Midir?

Hayır, IBS tedavisi her zaman ilaç gerektirmez. Hafif semptomları olan hastalarda, beslenme düzenlemeleri ve yaşam tarzı değişiklikleri genellikle yeterlidir. Ancak, şiddetli semptomları olan hastalarda, semptomları kontrol altına almak için ilaç tedavisi uygulanabilir. Bu karar, hastanın durumuna göre doktor tarafından verilmelidir.

&nbsp;
IBS Kadınlarda Neden Daha Sık Görülür?

Kadınlarda hormonal değişikliklerin bağırsaklar üzerindeki etkisi daha belirgin olabilir. Özellikle adet dönemleri gibi hormonal dalgalanmalar, bağırsak hassasiyetini artırabilir. Ayrıca, kadınların stres ve ağrıya karşı daha duyarlı olabileceği düşünülmektedir.

Çocuklarda IBS Olur Mu?

Evet, IBS çocuklarda da görülebilir. Çocuklar genellikle karın ağrısı, ishal veya kabızlık gibi şikayetlerle gelir. Ancak çocuklarda IBS tanısı koyarken çok dikkatli olmak gerekir, çünkü belirtiler başka hastalıklarla karışabilir. Tedavi, çocuğun yaşına uygun olarak planlanır."

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[IRRITABL BAĞIRSAK SENDROMU (IBS) İLE İLGİLİ EN ÇOK MERAK EDİLENLER - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 09:14:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/irritabl-bagirsak-sendromu-ibs-ile-ilgili-en-cok-merak-edilenler-122913-20241202.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/irritabl-bagirsak-sendromu-ibs-ile-ilgili-en-cok-merak-edilenler-122913-20241202.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/irritabl-bagirsak-sendromu-ibs-ile-ilgili-en-cok-merak-edilenler-122913-20241202.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KOLON POLİPLERİ VE KOLON KANSERİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kolon-polipleri-ve-kolon-kanseri-16591.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kolon-polipleri-ve-kolon-kanseri-16591.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Şebnem Gürsoy, Kolon kanserinin önceden tespit edilebilen ve önlenebilen nadir kanserlerden biri olduğunu belirtti. Erken tanının önemine dikkat çekti. "Erken teşhis kolon kanseri ile mücadelede en önemli faktördür" diyen Gürsoy, Türkiye'de ve dünyada kolon kanserlerinin, 3. sırada ölüm sebebi olduğunu kaydetti, "bu yüzden çok dikkat etmemiz gerekiyor" dedi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya'da düzenlenen 41. Ulusal Gastroenteroloji Haftası kapsamında düzenlenen basın toplantısında&nbsp;Prof. Dr. Şebnem Gürsoy, çok önemli toplumsal bir problem olan kolon polipleri ve kolon kanseriyle ilgili bilgiler aktardı.

Bulgular:

Prof. Dr. Şebnem Gürsoy;&nbsp;"Kolon polipleri, kolon veya rektumun iç yüzeyinde gelişen küçük genellikle zararsız büyümelerdir. Çoğu polip iyi huyludur, ancak bazıları zamanla kansere dönüşebilir. Polipler genellikle belirti vermezler, bu nedenle rutin taramalar önerilir. Büyük polipler bazen kanama, dışkıda kan, karın ağrısı veya bağırsak alışkanlıklarında değişikliklere neden olabilir" dedi.

&nbsp;Nedenleri ve Öneriler:

&nbsp;Kolon kanserinin genetik faktörlerden, çevresel faktörlerden ve yaşam tarzlarından etkilendiğini söyleyen Prof. Dr. Şebnem Gürsoy;&nbsp;Ailede polip veya kolon kanseri olanlarda risk artar.&nbsp;50 yaş üstü bireylerde görülme sıklığı artmıştır.&nbsp;Yüksek yağlı, düşük lifli diyet, obezite, sigara ve alkol tüketimi riskleri artırır.&nbsp;50 yaş ve üstündekiler için kolonoskopik taramalar gereklidir.&nbsp;Kolonoskopi yapılarak tespit edilen polipler çeşitli endoskopik yöntemlerle çıkarılarak tedavi edilir.&nbsp;Düzenli taramalar özellikle risk grubundaki kişiler için erken teşhis ve tedavi açısından çok önemlidir" açıklamalarına yer verdi.

&nbsp;Gürsoy, kolon kanserinden korunmak için:

"Sağlıklı beslenin, yüksek lifli gıdalar meyve sebze ve tam tahıllı gıdalar tüketin, düzenli egzersiz yapın, Sigarayı bırakın ve alkol tüketimini azaltın, aşırı kilo varsa, kilo verin, stresi azaltın, var olan diyabetinizi yönetin" önerisinde bulundu.

&nbsp;KOLON KANSERİ ÖNLENEBİLİR

"Kolon kanseri önceden tespit edilebilen ve önlenebilen nadir kanserlerden biridir. Erken tanı hayat kurtarır. Erken teşhis kolon kanseri ile mücadelede en önemli faktördür" diye konuşan Prof. Dr. Şebnem Gürsoy;&nbsp;"Kolon kanseri erkeklerde akciğer ve prostat, kadınlarda ise akciğer ve meme kanserlerinden sonra en sık görülen kanser türüdür ve erkeklerde görülme sıklığı kadınlardan biraz daha fazladır.&nbsp; Yaşam tarzı, çevresel etkenlerdeki değişiklikler ve kalıtsal genetik faktörler nedeniyle oluşabilir. % 85 poliplerden kaynaklanır. Kolon kanserinin nedenlerinin bir kısmı önlenebilirken bir kısmı önlenemez niteliktedir" ifadelerini kullandı.

Bulgular:

Prof. Dr. Şebnem Gürsoy;Kolon kanseri belirtilerini şöyle sıraladı:
-Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, örneğin daha sık ishal veya&nbsp;kabızlık,
-Makattan kanama veya dışkıda kan,
-Karın bölgesinde kramp, gaz veya ağrı gibi devam eden rahatsızlıklar,
-Dışkılama sırasında bağırsağın tamamen boşalmadığı hissi,
-Halsizlik veya yorgunluk,
-Çabalamadan kilo vermek,
-Dışkının kalem gibi ince ve uzun olması.

&nbsp;Kolon kanseri&nbsp;nasıl teşhis edilir?

Kalın bağırsak kanserinin erken evrede saptamanın en etkili yolu düzenli olarak yapılan kolonoskopi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şebnem Gürsoy;
Kolonoskopi, hem mevcut bir tümörü erken evrede belirleme hem de kansere yol açabilecek polip ve benzeri sorunları daha kanserleşmeden tespit edip kişiyi kanser gelişiminden koruyabilecek özellikte bir işlemdir. 45 yaşına gelmiş her bireyin kolonoskopi yapılarak taranması gerekir" sözlerine yer verdi.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[KOLON POLİPLERİ VE KOLON KANSERİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 02 Dec 2024 07:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kolon-polipleri-ve-kolon-kanseri-110328-20241202.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kolon-polipleri-ve-kolon-kanseri-110328-20241202.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kolon-polipleri-ve-kolon-kanseri-110328-20241202.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[CİNDORUK: OBEZİTE İÇİN ADIM ATIN!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-cindoruk-obezite-icin-adim-atin-16586.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-cindoruk-obezite-icin-adim-atin-16586.html</link>
                    <description><![CDATA[Obezitenin küresel bir sağlık sorunu olduğunu belirten
 Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Cindoruk: "Obezite sadece fiziksel görünümle ilgili değil, sağlık üzerinde çok ciddi etkileri olan bir durumdur. Obezite kolon kanseri, meme kanseri, rahim ağzı kanseri gibi kanser türlerinin yanı sıra; kalp hastalıkları, eklem problemleri, depresyon ve sosyal izolasyon gibi pek çok olumsuz duruma yol açmaktadır" dedi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından düzenlenen 41. Ulusal Gastroenteroloji Haftası (UGH), Belek-Antalya’da yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Sindirim sistemiyle ilgili güncel ve ilgi çekici konu başlıklarını kapsayan zengin bilimsel programda; gastroenteroloji biliminin en temel konuları, en yeni teknolojiler birbirinden değerli Türk ve yabancı bilim insanları tarafından sunuldu. Bu yıl kongrede “Doğu-Batı Sentezi” konsepti ile&nbsp;Asya-Avrupa-Amerika görüşlerinin karşılaştırılarak, gastroenterolojide Doğu-Batı buluşmasının sağlanması amaçlandı.&nbsp;Kongre bilimsel programında; 56 oturum, 12 konferans, 4 panel, 1 video oturumu, 15 uydu sempozyumu ve 18 kahvaltı oturumu yoğun ilgi ile tamamlandı. 285 konuşmacı ve oturum başkanının görev aldığı kongremizde 1400’e yakın katılımcı yer aldı. Ayrıca 73 sözlü bildiri, 223 poster bildirisi sunuldu.&nbsp;Dünyanın farklı ülkelerinden alanlarında otör olan 12 yabancı konuşmacı, bilgi paylaşımında bulundular.

KÜRESEL BİR SAĞLIK SORUNU OBEZİTE!

41. Ulusal Gastroenteroloji Haftası kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, Obezitenin dünya genelinde hızla artan toplumsal sağlığı tehdit eden ciddi bir sağlık sorunu haline geldiğini belirterek, Obeziteye karşı bilinçlenmemiz gerektiğini söyledi.

&nbsp;"Dünya Sağlık Örgütü (WHO)&nbsp; tarafından salgın boyutuna ulaşan obezite, sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda kalp hastalıkları, Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, solunum problemleri, eklem sorunları ve psikolojik problemler gibi birçok ciddi hastalığın temelinde yatan önemli bir risk faktörüdür" diye konuşan&nbsp;Prof. Dr. Mehmet Cindoruk,&nbsp;Sindirim sistemi ve obezite arasındaki ilişki karmaşık bir etkileşim ağına dayanır. Sindirim sistemi yiyeceklerin sindirilmesi, emilimi ve enerjiye dönüştürülmesinden sorumludur.&nbsp; Bu süreçler obezitenin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır.&nbsp;Obezite genellikle vücut kitle indeksinin (VKİ) 30’un üzerinde olması ile tanımlanır. Ancak bu sadece fiziksel görünümle ilgili değil sağlık üzerinde çok ciddi etkileri olan bir durumdur. Obezite kolon kanseri, meme kanseri, rahim ağzı kanseri gibi kanser türlerinin yanı sıra; kalp hastalıkları, eklem problemleri, depresyon ve sosyal izolasyon gibi pek çok olumsuz duruma yol açmaktadır" dedi.

Obezitenin Nedenleri ve Çözüm Yolları;

Genetik yatkınlık, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik stres ve hormonal dengesizliklerin Obezitenin nedeni olabildiğine dikkat çeken Cindoruk,
"Ancak obezite önlenebilir bir hastalıktır ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilir" ifadelerini kullandı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"SAĞLIKLI BESLENME; Yüksek kalorili ve işlenmiş gıdalardan uzak durarak, sebze-meyve, tam tahıllar ve sağlıklı protein kaynaklarına dayalı, dengeli bir diyet uygulamak obezitenin önlenmesinde büyük rol oynar.

DÜZENLİ EKSERSİZ; Fiziksel aktiviteyi hayatınızın bir parçası haline getirmek obeziteyi önlemek ve mevcut kilonuzu korumak için gereklidir

STRESLE BAŞETME; Duygusal yeme alışkanlıklarından kaçınmak için stresle başa çıkma yöntemleri geliştirmek obeziteye karşı önemli bir adımdır.

OBEZİTE İLE MÜCADELE; Toplumsal bir görev olarak obezite ile mücadelede sadece bireyler değil, toplumun her kesimi sorunludur. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör birlikte hareket etmelidir. Sağlıklı beslenmeyi teşvik eden politikalar fiziksel aktiviteyi artıran şehir planlamaları ve farkındalık kampanyaları bu mücadelenin başarısı için kritik öneme sahiptir.

&nbsp;OBEZİTEYİ ÖNLEMEK İÇİN ADIM ATIN!

Obezite tedavisinde yalnızca yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olmayabilir. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapmanıza rağmen hala kilo veremiyorsanız,&nbsp; bir gastroenteroloji uzmanına başvurabilir, kişiye özel tedavi ile metabolizma sorunlarını belirleyip medikal ve endoskopik tedaviler ile kilo verme sürecini hızlandırabilirsiniz. Daha sağlıklı bir geleceğe birlikte adım atalım."

&nbsp;
İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARI (İBH):&nbsp;ARTAN SIKLIĞI VE ÇEVRESEL FAKTÖRLERİN ETKİSİ

&nbsp;41. UGH Kongre Başkanı Prof. Dr. Aykut Ferhat Çelik&nbsp;giderek daha fazla insanı etkileyen inflamatuar bağırsak hastalıkları (İBH), artan sıklığı ve çevresel faktörlerin etkisi hakkında bilgi paylaşımında bulundu.

Prof. Dr. Aykut Ferhat Çelik,&nbsp;"İnflamatuar bağırsak hastalıkları&nbsp;(İBH), sebebi tam olarak bilinmeyen, ancak oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı, sistemik tutulumlarla da seyreden kronik inflamatuar hastalıklardır. Crohn hastalığı ve ülseratif kolit olmak üzere iki ana formda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.

Endüstriyel Kirlilik ve Toksinlere Maruz Kalma



İBH’nın tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığında ciddi bir artış gözlemlenmektedir. Modern yaşam tarzı, hastalığın genetik yatkınlığı olan bireylerde tetiklenmesine neden olan önemli risk faktörlerini beraberinde getirmektedir. Batı tarzı beslenme, yüksek oranda işlenmiş gıdalar, endüstriyel kirlilik ve toksinlere maruz kalma, sigara, kronik stres gibi çevresel faktörler bağışıklık sisteminin dengesini bozarak hem hastalığın ortaya çıkmasında hem de şiddetinde etkili olabilmektedir.

&nbsp;İBH, karın ağrısı, kronik ishal, kanlı dışkılama, halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu semptomlar bireylerin günlük yaşamını zorlaştırır, iş ve sosyal hayatlarını olumsuz etkiler. Tedavi edilmediği durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabilen hastalıklardır. Hastalık ilişkili sorunlar ve giderek artan sıklık göz önüne alındığında, çevresel faktörlerle olan bağlantısını daha iyi anlamamızı ve buna yönelik önlemler almamızı gerektiriyor.&nbsp;Sağlıklı bir yaşam tarzını teşvik etmek, çevresel riskleri azaltmak ve bireyleri bu hastalık hakkında bilinçlendirmek, toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır" açıklamalarına yer verdi.

&nbsp;

&nbsp;

REFLÜ HASTALIĞI VE ENDOSKOPİK TEDAVİLER

Türk Gastroenteroloji Derneği İkinci Başkanı&nbsp;Prof. Dr. Müjde Soytürk, Reflünün mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçması durumu olduğunu, reflüde geğirme, ses kısıklığı, kuru öksürük, hıçkırık, bulantı, kusma, horlama, dişlerde yıpranma gibi çok sayıda rahatsız edici yakınmanın ortaya çıkabildiğini kaydetti.

Tedavide Öncelikle Diyet ve Yaşam Biçimi Değişiklikleri Öneriliyor

Reflünün oldukça sık görülen ve hastaların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olduğu için tedavisinin de önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Müjde Soytürk, "Tedavide öncelikle diyet ve yaşam biçimi değişiklikleri önerilir. İlaç tedavisi olarak mide asidini azaltan ilaçlar oldukça etkilidir. Çoğu hasta bu tedavilerden fayda görür ve yakınmaları kontrol altına alınabilir. Bu tedavilere yeterli yanıt vermeyen ya da sürekli ilaç kullanmak istemeyen hastalar için endoskopik ya da cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.
Endoskopik Tedavi
Cerrahi etkilidir ancak komplikasyon riski, maliyetinin yüksek oluşu, ameliyat sonrasında yutma güçlüğü, geğirememe, artmış gaz ve şişkinlik gibi yakınmaların ortaya çıkması gibi olumsuz yönleri mevcuttur. Son yıllarda giderek artan endoskopik tedavi seçenekleri hastalar için daha az riskle oldukça yüksek başarıya sahip tedavi imkânı sağlamaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

&nbsp;

Reflü hastalığının tedavisinde kullanılan endoskopik tedavi seçeneklerinin gün geçtikçe arttığını ve geliştiğini belirten Soytürk, "Hangi hastaya, ne zaman ve hangi tedavinin uygun olduğuna hekimi karar verecektir. Çünkü bu tedavilerin gerekliliği ve hangisinin tercih edileceği ile ilgili özel durumlar söz konusudur" açıklamasında bulundu.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[CİNDORUK: OBEZİTE İÇİN ADIM ATIN! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 01 Dec 2024 11:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/cindoruk-obezite-icin-adim-atin-144944-20241201.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/cindoruk-obezite-icin-adim-atin-144944-20241201.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/cindoruk-obezite-icin-adim-atin-144944-20241201.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr.Yasemin Savaş: "Türkiye Estetik Tedavilerde Önemli Bir Merkez Haline Geldi"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-dryasemin-savas-turkiye-estetik-tedavilerde-onemli-bir-merkez-haline-geldi-16580.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-dryasemin-savas-turkiye-estetik-tedavilerde-onemli-bir-merkez-haline-geldi-16580.html</link>
                    <description><![CDATA[7. Uluslararası Medikal Estetik Kongresi'nde 'ileri teknolojiler' konuşuldu.Medikal Estetik Tıp Derneği (MESTDER) Başkanı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş: Türkiye'nin estetik tedavilerdeki ileri teknolojiler ve nitelikli uzmanlarla son yıllarda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Dr. Yasemin Savaş, “Türkiye, sağlık hizmetleri ihracatında dünyada ilk 10’da medikal turizmde ise ilk 5’te yer aldı. Türkiye’nin bu başarısını sürdürmesi, sektördeki farkındalığın artması ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasıyla mümkün olacak. Medikal estetik, Türkiye için büyümeye en açık alanlardan biri olarak dikkat çekiyor.” dedi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Medikal Estetik Tıp Derneği olarak yedincisi düzenlenen “Uluslararası Medikal Estetik Kongresi”, Antalya’da gerçekleştirildi.



Medikal Estetik Tıp Derneği’nin küresel bilimsel misyonuna uygun şekilde konusunda en deneyimli, dikkat çeken ve popüler konuşmacıların yer aldığı kongrede, Türkiye’de medikal estetiğin dinamikleri, medikal estetikteki yenilikler ve merdiven altı medikal estetik konusunda alınan tedbirlerin yanı sıra mezoterapi, doğru beslenme, dolgu, saç ekimi gibi medikal estetik uygulamaları tüm yönleriyle ele alındı. Medikal estetik alanında hizmet veren ve bu alana ilgi duyan birçok hekimi bir araya getiren Mestder Kongresi’nde alanında uzman kişiler geniş bir yelpazede medikal estetik konularını ele aldı, bildiri sunumlarına ve workshop’lara ağırlık verildi.

&nbsp;

Türkiye, Estetik Tedavilerde Önemli Bir Merkez Haline Geldi

Kongre çerçevesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Medikal Estetik Tıp Derneği (MESTDER) Başkanı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, “Öncelikle belirtmeliyim ki Medikal Estetik Tıp Derneği olarak kapımız tüm meslektaşlarımıza açık ve her zaman yanlarındayız. Türkiye, estetik tedavilerdeki ileri teknolojiler ve nitelikli sağlık personeli ve sağlık kuruluşları ile son yıllarda önemli bir merkez haline geldi. Mezoterapi, PRP, dolgu ve botoks, saç ekimi, lazer teknolojisi, radyofrekans ve ultrason dalgaları ile tedavi gibi yöntemler büyük ilgi görüyor.” dedi.



Merdiven altı medikal estetik uygulamalar konusunda dernek olarak alınan tedbirlere de işaret eden Dr. Yasemin Savaş, “Yasal olmayan yerlerde yasal olmayan ürünlerde ve hekim olmayan kişilerce yapılan merdiven altı uygulamalar ciddi sağlık riskleri doğuruyor. Biz de bu kapsamda günden güne artan bu tür merkezlerin açığa çıkması amacıyla hem Sağlık Bakanlığı’yla ortak hareket ediyor hem de halkımızı da kendi sağlıkları için bu farkındalığa dahil ederek, 0543 266 63 78 numaralı ihbar hattımızı aramaları için teşvik ediyoruz. Böylece ülkenin her yanındaki ağımızı halkımızın bilinçlenerek dahil olmasını ve kendilerini merdiven altı müdahalelerden korumalarını sağlıyoruz. Bu da medikal estetik hizmeti almak isteyen kişilerin bir hekim tarafından, sağlık bakanlığından ruhsatı olan kurumlarda ve ruhsatlı ürünlerle yapılan uygulamaları kabul etmeleri gerektiğini bilmeleri anlamını taşıyor. Bu farkındalık, halk sağlığı için son derece önemli.” uyarısında bulundu.&nbsp;

Sağlıklı bir yaşam tarzının önemine de vurgu yapan Dr. Yasemin Savaş, doğru beslenmenin estetik görünüme katkıları ile ayrıca doğal bir güzellik yaklaşımına ve sürdürülebilir estetiğe dikkat çekti.

&nbsp;

Türkiye, Sağlık Turizmi Alanında Önemli Bir Global Oyuncu

Türkiye’nin, sağlık turizmi alanında önemli bir global oyuncu olarak öne çıkarken, medikal estetik sektörünün de bu alanda büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Dr. Yasemin Savaş, “Sağlık Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı'nın yönetmelik ve teşvikleri sayesinde, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının sayısı hızla artıyor. Aralık 2023 itibarıyla yetkili sağlık kuruluşu sayısı 4.787’ye ulaştı ve bu artışın devam etmesi bekleniyor. Sağlık turizmi gelirleri, 2003 yılında 203 milyon dolar seviyesindeyken, 2022’de 2,2 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde, sağlık için seyahat eden turist oranı da yüzde0,9’dan yüzde2,3’e çıktı. Ancak, turist başına düşen gelirin 2022 itibarıyla 1.663 dolarda kalması, Türkiye’nin daha çok düşük bütçeli medikal estetik ve tıbbi hizmetlerle tercih edilmesine bağlanıyor. 2024 yılı hedefleri ise 2 milyon sağlık turisti ve 3 milyar dolar gelir olarak belirlenmiş durumda.”

Türkiye, Medikal Turizmde Dünyada İlk 5’te!

Türkiye'nin sağlık turizmi başarısında, ileri teknolojiye ve altyapıya yapılan yatırımların yanı sıra, rekabetçi fiyatlar ve geniş tedavi seçeneklerinin önemli rol oynadığını da dile getiren Dr. Yasemin Savaş, “Konaklama ve otel turizmini geride bırakan sağlık turizmi gelirleri, ülkenin bu alandaki potansiyelini kanıtlıyor. Ancak, sektörde sürdürülebilir büyüme için turist başına düşen gelirin artırılması ve hizmet sunan kuruluşların organizasyon yapılarının güçlendirilmesi gerekiyor. 2022 yılında yayınlanan ‘Türkiye’de Değer Odaklı Medikal Turizmin Güçlendirilmesi Projesi’” raporuna göre; Türkiye, sağlık hizmetleri ihracatında dünyada ilk 10’da, medikal turizmde ise ilk 5’te yer aldı. Türkiye’nin bu başarısını sürdürmesi, sektördeki farkındalığın artması ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasıyla mümkün olacak. Medikal estetik, Türkiye için büyümeye en açık alanlardan biri olarak dikkat çekiyor.” diye konuştu.

18 Yaşından Önce Estetik Müdahaleler Yapılmamalı



&nbsp;

Medikal Estetik Hekimi ve Medikal Estetik Derneği Başkan Yarımcısı Dr. Alp Mamak da son yıllarda medikal estetik uygulamalarına olan ilginin giderek arttığının gözlemlendiğini ifade ederek, “Ancak bu talebin ergenlik dönemine kadar inmesi, özellikle sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisiyle ‘kusursuz görünüm’ arayışının yaygınlaşmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebileceği yönünde endişelere yol açmaktadır. Bu durum, estetik işlemlere olan talebin artmasının yanı sıra, gençlerin beden algısı üzerinde yaratabileceği baskılar nedeniyle dikkatle ele alınması gereken bir mesele haline gelmiştir. Her türlü zorbalığa karşıyız.” dedi.

&nbsp;

&nbsp;

18 yaşından önce estetik müdahalelerin yapılmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Alp Mamak, “Bunun iki temel nedeni var. Birincisi fizikseldir. Ergenlik dönemi, vücudun hala gelişim gösterdiği bir süreçtir. Bu dönemde yapılan müdahaleler, vücut gelişimi tamamlanmadan kalıcı sonuçlar yaratabilir ve ilerleyen yaşlarda doğal görünüme zarar verebilir. Cilt yapısı, yüz hatları ve vücut şekli ergenlik boyunca değişim gösterir. Bu nedenle, müdahale için bu süreç tamamlanmalıdır. İkincisi ise psikolojik tarafıdır. Çünkü medikal estetik uygulamalar, fiziksel değişikliklerin yanı sıra bireyin özgüvenine ve benlik algısına da etki edebilir. Ancak, ergenlik dönemindeki bireyler bu kararları bilinçli bir şekilde değerlendiremeyebilir. Ergenlerin sosyal medya etkisiyle estetik uygulamalara yönelmeleri, geçici bir güzellik trendine kapılma riskini de beraberinde getirebilir.” şeklinde konuştu.

&nbsp;
Dudak Dişilik Sembolüdür



Medikal Estetik Hekimi ve Medikal Estetik Derneği Genel Sekreteri Dr. Bora Özcan ise son yıllarda popüler hale gelen dudak dolgusu uygulamalarına dikkat çekerek, Türkiye'de dudak dolgusunun, estetik pazarının önemli bir kısmını oluşturarak, sosyal medya etkisi ve estetik uygulamalara olan ilginin yükselmesiyle büyük bir talep gördüğünü ifade etti.

&nbsp;Dr. Bora Özcan, “Günümüzde medikal estetik alanındaki gelişmeler, daha hızlı ve etkili çözümler sunarak bu alana ilgiyi artırdı. Sosyal medyanın etkisiyle, pürüzsüz ve parlak ciltler, orantılı yüz ve vücut hatları gibi güzellik anlayışı belirgin bir şekilde bu yöne evrildi. Bunun sonucunda, ameliyatsız medikal estetik işlemler daha fazla tercih edilmeye başlandı. Dudak dolgusu da bunların başında geliyor. Çünkü dudak aynı zamanda dişilik sembolüdür. Tahminlere göre, dudak dolgusu uygulamaları, Türkiye'deki estetik pazarında yüzde 20 ila yüzde 30'luk bir paya sahip ve bu, dudak dolgularını en çok tercih edilen uygulamalarından biri haline getirmiştir. Dudak dolgusu, minimal invaziv bir işlem olarak hem kolay uygulanabilir hem de hızlı sonuç alınabilir özellikleriyle popülerliğini artırmıştır. İşlem sırasında hyaluronik asit bazlı dolgular kullanılmakta olup, etkisi 6 ila 12 ay arasında sürmektedir.” dedi.

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dr.Yasemin Savaş: "Türkiye Estetik Tedavilerde Önemli Bir Merkez Haline Geldi" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 29 Nov 2024 19:59:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/dryasemin-savas-turkiye-estetik-tedavilerde-onemli-bir-merkez-haline-geldi-231624-20241129.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/dryasemin-savas-turkiye-estetik-tedavilerde-onemli-bir-merkez-haline-geldi-231624-20241129.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/dryasemin-savas-turkiye-estetik-tedavilerde-onemli-bir-merkez-haline-geldi-231624-20241129.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AİLE HEKİMLERİNDEN SERT TEPKİ: "EZİYET YÖNETMELİĞİ'Nİ KABUL ETMİYORUZ"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-aile-hekimlerinden-sert-tepki-eziyet-yonetmeligini-kabul-etmiyoruz-16577.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-aile-hekimlerinden-sert-tepki-eziyet-yonetmeligini-kabul-etmiyoruz-16577.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkan Yardımcısı Dr. Çınla Nişli Kaya, 1 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren yeni yönetmelik hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Kaya, Sağlık Bakanlığı'nın seslerini duymadığını, hatta bastırmaya çalıştığını belirterek, "Eziyet yönetmeliği" olarak nitelendirdikleri bu düzenlemeyi kabul etmediklerini ifade etti.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "İŞ BIRAKMA EYLEMLERİ SÜRECEK"

Dr. Kaya, "3 gün iş bıraktık; yetmedi, 2-6 Aralık tarihleri arasında 5 gün daha iş bırakıyoruz, gerekirse süresiz de bırakırız. Bizi işimizi elimizden almakla korkutamazsınız, çünkü zaten ayaklar altına aldınız. Bugün aile hekimi olan herkes ‘acaba bıraksam ne iş yapabilirim’ diye düşünüyor. Emin olun yakında sistemi döndürecek hekim, hemşire, ebe bulamayacaksınız," dedi.

"SAĞLIK BAKANI ÖNCELİKLERİNİ GÖZDEN GEÇİRMELİ"

Sağlık Bakanı'na seslenen Dr. Kaya, "Zaten oturmuş olan birinci basamakla uğraşacağınıza önce kanser şüphesiyle gönderdiğimiz hastaların hastaneden randevu almalarını, sonra MR ve ultrasonlarını 6 ay-1 seneden kısa sürede çektirmelerini sağlayın. Bebek-gebe-çocuk takiplerinin Avrupa standartları ötesinde zaten yapılan ASM’lerimizle uğraşacağınıza önce yenidoğan skandallarına karışan hastane sahiplerini soruşturun" ifadelerini kullandı.

"REÇETEMİZ ONURUMUZDUR, KARIŞILMASINA İZİN VERMİYORUZ"

Dr. Çınla Nişli Kaya, "Sayın Bakan, kronik hastalık takibi yapmayan hekim istemiyoruz diyorsunuz, ama herhalde sadece takip edelim istiyorsunuz, zira ilaç yazmak için zaman bırakmıyorsunuz, üstüne reçetemize karışıyorsunuz. Hastalarımız ilaçsız mı kalsın? Bu kadar takip yapmamızın nedeni ne? O zaman vatandaşlarımıza da bize de doğrusunu anlatın! Bu takipler hastalarımızdan verilerini toplamak için mi? Neden bizim 6 ayda bir veri toplamamız isteniyor? Bu veriler ile ne yapılacak? Umarız ki bu verilerin sigorta şirketlerinin eline geçmesini engelleyici sıkı önlemler alınmıştır" dedi.

"SUSMUYORUZ, BİRLEŞİYORUZ, KAZANACAĞIZ"

Dr. Çınla Nişli Kaya, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

"Bizler müşteri temsilcisi değiliz ki anketle memnuniyetimiz oylansın. Reçetemiz bizim onurumuzdur, karışılmasına izin vermiyoruz. Sigmalı maaş hesaplamalarınızı da tek teşvik kalemini bile doğru düzgün hesaplayamayan mutemetlerinize inşallah anlatabilirsiniz. Sayın Bakan lütfen anlayın artık bizim tek derdimiz her yerde bangır bangır söylediğiniz gibi 180 bin TL almak değil ki, lütfen bir örnek verin, hangi hekim o miktarları görmüş İstanbul’da?! Biz güvenli bir ortamda onurlu bir şekilde iyi hekimlik yapmak, hastalarımıza gerçekten nitelikli sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Susmuyoruz. Birleşiyoruz. Kazanacağız."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[AİLE HEKİMLERİNDEN SERT TEPKİ: "EZİYET YÖNETMELİĞİ'Nİ KABUL ETMİYORUZ" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 22:44:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/aile-hekimlerinden-sert-tepki-eziyet-yonetmeligini-kabul-etmiyoruz-014908-20241129.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/aile-hekimlerinden-sert-tepki-eziyet-yonetmeligini-kabul-etmiyoruz-014908-20241129.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/aile-hekimlerinden-sert-tepki-eziyet-yonetmeligini-kabul-etmiyoruz-014908-20241129.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kadınların Kalbi Daha Çabuk Yoruluyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kadinlarin-kalbi-daha-cabuk-yoruluyor-16541.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-kadinlarin-kalbi-daha-cabuk-yoruluyor-16541.html</link>
                    <description><![CDATA[ürk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği (TKDCD) tarafından düzenlenen 18. Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği (TKDCD) Ulusal Kongresi’nin basın toplantısı Antalya Belek’te bir otelde gerçekleştirildi. Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği (TKDCD) Genel Sekreteri Doç. Dr. Murat Sargın, "Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde kadın ölümlerinin üçte birinden sorumludur ve Türkiye'de kadın ölümlerinin yüzde 40'ına yakını bu hastalık nedeniyle gerçekleşmektedir" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;



&nbsp;

Kongreye, 2 bin kişiden fazlası kalp ve damar cerrahı olmak üzere yaklaşık 3 bin 500 hekim, hemşire ve teknik personel katıldı. 105 bilimsel oturum, 55 kurs, 300'den fazla sözel bildiri, 200'den fazla poster bildiri ile gerçekleştirilen kongreye, endüstriden de çok sayıda firma katıldı.

&nbsp;

Doç. Dr. Murat Sargın, düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, kadınlarda kalp ve damar hastalıklarını "sessiz bir salgın" olarak değerlendirdi.

Kardiyovasküler hastalıkların (KVH), yılda yaklaşık 17,9 milyon ölüme neden olarak dünya genelinde en büyük ölüm sebebi olmaya devam ettiği bilgisini veren Sargın, "Tarih boyunca KVH'nin 'erkek hastalığı' olduğu algısı, kadınların bu konuda farkındalık geliştirmesini engellemiştir. Ancak gerçekte, kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde kadın ölümlerinin üçte birinden sorumludur ve Türkiye'de kadın ölümlerinin yüzde 40'ına yakını bu hastalık nedeniyle gerçekleşmektedir." diye konuştu.

Kadınların genellikle kanserden koktuğunu, kalp hastalıklarının 2. sırada yer aldığını belirten Sargın, kadınlara özgü biyolojik ve sosyal faktörlerin, teşhis ve tedavi sürecinde zorluklara neden olduğunu söyledi.

Sargın, "Dünya genelinde kadın ölümlerinin yüzde 35'i kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle gerçekleşirken, bu oran tüm kanser türlerinin toplamından fazladır." bilgisini paylaştı.

Kadınlarda kap ve damar hastalıkları verilerine ilişkin de açıklamada bulunan Sargın, şunları kaydetti:

"Avrupa'da kadın ölümlerinin yüzde 51'inden fazlası KVH ile ilişkilendirilirken, erkeklerde bu oran yüzde 42'dir. İnme vakalarının yüzde 60'ı kadınlarda görülmekte ve inmeden kaynaklı ölümlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. 

&nbsp;

Kadınlarda koroner arter hastalığının sıklığının, başta diyabet ve obezitenin artışı nedeniyle 2030 yılına kadar yüzde 46 oranında artması beklenmektedir."

Kadınlarda kardiyovasküler hastalıkların özelliklerine ilişkin Sargın, kadınlarda kalp ve damar hastalıklarının erkeklere göre daha farklı belirtilerle ortaya çıktığını ve bu durumun teşhis ve tedaviyi zorlaştırdığını vurguladı.

Sargın, kadınlarda göğüs ağrısına ek olarak yorgunluk, mide bulantısı, sırt veya çene ağrısı gibi belirtilerin daha yaygın olduğunu ifade etti.

Dernek Başkanı Prof. Dr. Levent Yılık, kalp damar hastalıklarının tedavisinde, cerrah ve kardiyolog işbirliğinin kritik önem taşıdığını vurguladı.



&nbsp;

Kalp ekibinin, kardiyologlar, kalp cerrahları ve anestezistlerin işbirliği içerisinde çalıştığının altını çizen Yılık, hastaların bireysel özellikleri, anatomik farklılıkları ve tıbbi geçmişleri dikkate alınarak tedavi planlarının geliştirildiğini söyledi.

Yılık, koroner arter hastalığı tedavisinde en yaygın kullanılan iki yöntemin stentleme ve cerrahi olduğunu ifade ederek, "Çalışmalar, karmaşık koroner hastalık vakalarında cerrahi tedavinin, stentlemeye göre daha iyi sağ kalım oranları ve daha az komplikasyon ile sonuçlandığını ortaya koymuştur." bilgisini verdi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

- "Yapay zeka, ekokardiyografi görüntüleme yöntemlerini devrim niteliğinde geliştiriyor"

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı ve TKDCD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Kervan, yapay zeka teknolojisinin kalp damar hastalıkları tanı ve tedavisindeki yerine ilişkin açıklamalarda bulundu.



Yapay zeka uygulamalarını tıpta devrim olarak nitelendiren Kervan, "Bir algoritmanın, herhangi bir rahatsızlık hissetmeden önce kalp krizi riskinizi tahmin ettiğini veya bir robotun, hayat kurtaran bir ameliyatta cerrahın elini milimetrik bir hassasiyetle yönlendirdiğini hayal edin. Bu, bilim kurgu gibi gelebilir ancak günümüzün gerçeğidir. Yapay zeka, kardiyovasküler sağlığa yönelik teşhis ve tedavi yöntemlerinde doğruluk, hız ve erişilebilirlik sağlayarak köklü bir dönüşüm yaratmaktadır." diye konuştu.

Kervan, kalp hastalıklarını teşhis ederken küçük belirtilerin, hayat ve ölüm arasındaki farkı belirleyebildiğine dikkati çekerek, yapay zekanın bu ince ipuçlarını yakalamadaki üstün yeteneğiyle fark yarattığını ifade etti.

Yapay zekanın sadece kalp seslerini dinlemekle kalmadığını, aynı zamanda bu sesleri analiz eden akıllı stetoskoplar geliştirildiğini dile getiren Kervan, sözlerine şöyle devam etti:

&nbsp;

"Görüntüleme alanında da yapay zeka, ekokardiyografi görüntüleme yöntemlerini devrim niteliğinde geliştiriyor. Geleneksel olarak, bir ekokardiyogramın yorumlanması deneyimli bir kardiyolog gerektirirken, yapay zeka sistemleri bu taramaları olağanüstü bir doğrulukla analiz edebilmektedir. Halihazırda kalp yetmezliğini yüzde 90'ın üzerinde bir doğruluk oranıyla tespit edebilen yazılımlar bulunmaktadır. Bir diğer çığır açan yenilik, BT anjiyografide kendini gösteriyor. Algoritmalar, yapay zeka kullanarak hastanın koroner arterlerinin sanal 3D modelini oluşturur, tıkanıklıkları tanımlar ve kan akışını hesaplar."

Kervan, kalp krizlerinde zamanın hayati öneme sahip olduğuna işaret ederek, "Yapay zeka, acil durumlarda teşhis sürelerini önemli ölçüde azaltmaktadır. Acil servislerde veya ambulanslarda EKG cihazlarına entegre edilen yapay zeka destekli yazılımlar, kalp krizine işaret eden sinyalleri anında tespit ederek hızlı müdahale olanağı sağlamaktadır." bilgisini verdi.

Yapay zekanın, tedavi yöntemlerini hastalara göre özelleştirerek bir devrim yarattığını vurgulayan Kervan, şunları kaydetti:

"Yazılımlar, hasta geçmişlerini, laboratuvar sonuçlarını ve genetik profilleri analiz ederek kişiye özel tedavi önerileri sunmaktadır. İlaç geliştirme süreçlerinde de yapay zeka büyük bir hız kazandırmaktadır. Giyilebilir cihazlar, kalp sağlığını klinik ortamların dışına taşıyarak günlük yaşama entegre etmektedir. Akıllı saatler, FDA onaylı yapay zeka algoritmaları ile donatılmış olup atriyal fibrilasyon gibi düzensiz ritimleri yüzde 98 oranında tespit edebilmekte ve bireylere erken uyarılar sunmaktadır."

Kervan, tüm yeniliklere rağmen, bazı engellerin olduğunu ifade ederek, "Özellikle algoritmaların hassas sağlık bilgilerine erişim gereksinimi, veri gizliliği ile ilgili endişeler yaratmaktadır. Ayrıca, YZ modellerinde görülebilecek ön yargılar, yetersiz temsil edilen cinsiyet, yaş dağılımı gibi popülasyonlar nedeniyle eşitsiz sonuçlara yol açabilir." uyarısında bulundu.

Yapay zekanın, doktorların yerini almak için değil, onların yetkinliklerini güçlendirmek amacıyla geliştirildiğini dile getiren Kervan, "Yapay zeka araçlarını kullanan bir cerrah, bir pilotun otopilotla uçmasından farksızdır, bu, becerilerini azaltmaz, aksine artırır. Yapay zeka verileri analiz ederken ve iç görüler sunarken, doktorlar hasta bakımı ve karar alma süreçlerine daha fazla odaklanabilirler." dedi.

- "Kovid-19 geçirenlerde, felç ve erken ölüm riski 2 katına çıkmaktadır"

Sağlık Bakanlığı Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cevdet Uğur Koçoğulları, Kovid-19'un kalp üzerindeki etkileri ve aşıların rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu.



Kovid-19 salgınının, yalnızca solunum yollarını değil aynı zamanda kalp-damar sistemi üzerindeki uzun vadeli etkileriyle de dikkati çektiğini dile getiren Koçoğulları, "Son çalışmalar, Kovid-19 enfeksiyonu ve kardiyovasküler olaylar arasında önemli bir ilişki olduğunu ortaya koyarken, aşıların bu riskleri önlemedeki rolünü vurguluyor." dedi.

Koçoğulları, Kovid-19 enfeksiyonunun, özellikle kalp krizi ve felç gibi ciddi kardiyovasküler olayların görülme riskini artırdığına işaret ederek, şunları kaydetti:

&nbsp;

&nbsp;

"Kovid-19 geçirenlerde, enfeksiyon sonrası üç yıla kadar kalp krizi, felç ve erken ölüm riski iki katına çıkmaktadır. Bu risk, özellikle şiddetli enfeksiyon geçirenlerde daha belirgin hale gelmektedir. Hafif Kovid-19 vakaları bile miyokardit, aritmi ve kalp yetmezliği gibi kardiyovasküler sorunlara yol açabilir. SARS-CoV-2, doğrudan damar dokularını enfekte ederek, plaklarda iltihaplanmaya ve plak yırtılması nedeniyle kalp krizi veya felce neden olabilecek süreçleri başlatabilir.

Kovid-19 enfeksiyonu ile ilişkili kardiyovasküler riskler, tip 2 diyabet ve arter hastalığı gibi geleneksel risk faktörleri ile karşılaştırılabilir düzeydedir."

Aşıların, Kovid-19'un ağır etkilerini önleyerek kardiyovasküler komplikasyonları azaltmada önemli rol oynadığına dikkati çeken Koçoğulları, "Son bulgular, Kovid-19 aşılarının güvenli ve etkili olduğunu kanıtlamaktadır. Kovid-19 aşılarının kalp krizi riskini artırmadığı kanıtlanmıştır. Aşılama sonrası görülen hafif iltihaplanma, bağışıklık sisteminin normal bir tepkisidir ve kardiyovasküler olaylarla ilişkilendirilmez. mRNA aşıları sonrası nadir görülen miyokardit ve perikardit vakaları rapor edilmiştir. Bu vakalar çoğunlukla genç erkeklerde görülmekle birlikte, genellikle hafif seyretmekte ve uygun tedavi ile hızla iyileşmektedir." bilgisini paylaştı.

Koçoğulları, aşıların ağır Kovid-19 riskini azaltarak dolaylı olarak kalp krizi ve felç gibi olayların önlenmesine katkı sağladığının altını çizerek, "Yapılan araştırmalar, Kovid-19 aşıları ile ani kardiyak ölüm arasında bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Bu bulgu, aşıların kardiyovasküler güvenliğini desteklemektedir." dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kadınların Kalbi Daha Çabuk Yoruluyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 12:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kadinlarin-kalbi-daha-cabuk-yoruluyor-112042-20241124.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kadinlarin-kalbi-daha-cabuk-yoruluyor-112042-20241124.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/kadinlarin-kalbi-daha-cabuk-yoruluyor-112042-20241124.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Akçay; ''Elektronik sigara kullanımı 11-13 yaşa kadar düştü '']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-akcay-elektronik-sigara-kullanimi-11-13-yasa-kadar-dustu-16543.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-prof-dr-akcay-elektronik-sigara-kullanimi-11-13-yasa-kadar-dustu-16543.html</link>
                    <description><![CDATA[Solunum Derneği TÜSAD, bu yıl 46’ncısını gerçekleştirdiği SOLUNUM 2024’te akciğer sağlığını çok yönlü olarak ele alınırken, güncel sorunları de ele aldı. TÜSAD Başkanı Prof. Dr. M. Şule Akçay, elektronik sigaraların geleneksel sigaralarla aynı zarar verdiğini belirtirken, bu ürünlerde kullanımın 11-13 yaşlarına kadar gerilediğine dikkat çekti.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Alanında Türkiye’nin en köklü uzmanlık derneği olan Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği’nin (TÜSAD) akciğer sağlığı alanındaki en son bilimsel gelişmelerin paylaştığı 46’ncı Yılık Uluslararası Kongresi SOLUNUM 2024, bu yıl 20-24 Kasım 2024 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi.

&nbsp;“Başarı Bir Yolculuktur… Tükenmeyen Nefesle…” temasıyla akciğer sağlığının bugününün ve yarının ele alındığı kongre kapsamında bir de basın toplantısı düzenlendi. Bu toplantıda TÜSAD Başkanı Prof. Dr. M. Şule Akçay, Kongre Başkanı Prof. Dr. Deniz Köksal, Kongre Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Nilgün Yılmaz Demirci, KOAH Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. M. Onur Turan, Akciğer Kanseri Çalışma Grubu Üyesi Doç. Dr. Özgür Batum, İnfeksiyon Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Berna Kömürcüoğlu son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

TÜTÜN ÜRÜNLERİ TÜM VÜCUDA ZARARLI



Prof. Dr. M. Şule Akçay, geleneksel sigaraların 1950 yılından bu yana sağlığa zararlarının bilindiğini belirtirken, “Tütün ürünleri tüm vücuda zarar veriyor. Beyinden bacağa yani tepeden tırnağa hastalık sebebi. Pek çok bilinmeyen hastalığa da sebep oluyor. Duman altında kalanlar da benzer hastalıklara maruz kalıyor” dedi.

Elektronik sigara, ısıtılmış ürün gibi alternatif ürünlerin zararlarına da dikkat çeken Akçay, bunların zararları yokmuş ya da sigarayı bıraktırmak için bir araçmış gibi pazarlandığını, ancak bunun böyle olmadığını dile getirdi. Akçay, şunları söyledi: “Tütün ürünlerini satanlar ‘zararı azaltılmış ürünler’ diye reklam yapıyorlar ‘sigarayı bırakma ürünü’ diyerek servis ediyorlar. Bu şekilde bir ürün kesinlikle değil. Bunun altını çizmek lazım. İthali, satışı yasak olan maddeler ama gençler ne yazık ki bir şekilde ulaşıp kullanabiliyorlar. Oysa yeni nikotin ürünleri kısa sürede içerisinde sağlığa zararları ortaya çıktı. Ne yazık ki elektronik sigara kullanım yaşı 11-13 yaşlara kadar ne yazık ki düşmüş durumda.”

&nbsp;

&nbsp;

YAPAY ZEKA ERKEN TEŞHİS İÇİN YARARLI



Kongre Başkanı Prof. Dr. Deniz Köksal akciğer kanserinde de tıpkı diğer kanser türlerinde olduğu gibi erken teşhisin hayat kurtardığını belirtirken bu konuda yapay zekanın teşhis yöntemi olarak işleri kolaylaştıracağını anlattı. Köksal, “Yapay zeka uygulamaları çekilen tomografileri inceleyebilecek hale geldi” derken şu bilgileri verdi: &nbsp;Bu açıdan hekimin iş yükünü azaltıp ama hiçbir zaman hekimin yerine geçemeyecek sistemler. Karar destek mekanizması olarak kullanılabiliyor. 2024 yılı ocak ayından bu yana hastanemizde bu tür bir ürün kullanıyoruz. Günde 300 akciğer grafisi çekiliyor. Sistem bize ‘300 grafinin 20’sinde nodül var’ diyor bizde bakıyoruz değerlendiriyoruz. Her gün 1-2 şüpheli vaka çıkıyor. Bu şekilde yıl içinde 8 hastada erken kanser tümörü tespit ettik.”

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

40 YAŞ ÜSTÜ 4-5 KİŞİDEN BİRİ KOAH

&nbsp;



&nbsp;

&nbsp;

KOAH Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. M. Onur Turan KOAH’la ilgili şu noktalara dikkat çekti: “KOAH hastalarının birçoğunun hasta olduğunun farkında olmadığını öksürük ve balgam şikayetlerini normal gördükleri için hastaneye gitmediklerini söyledi.&nbsp; Dünyada KOAH kaynaklı ölüm oranlarının da ciddi oranda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Turan, “40 yaş üstü her 4-5 kişiden biri KOAH. Dünyada her yıl 3-4 milyon kişi hayatını kaybediyor” dedi.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

KADINLAR PASİF İÇİCİLİKTEN MUZDARİP

&nbsp;



Akciğer Kanseri Çalışma Grubu Üyesi Doç. Dr. Özgür Batum, gençlerde özellikle akciğer kanser sıklığının arttığını söylerken, kadınlarda da pasif sigara içiciliğinin hastalık nedeni olduğunu vurguladı. “Hayatında hiç sigara içmemiş, ancak pasif içiciliğe maruz kalmış kadınlar akciğer kanseri riski taşıyor” diyen Batum, bu hastalıkla ilgili şunları vurguladı: &nbsp;“Hep sigara üzerinde duruluyor ama nargile, puro gibi ürünler de var. Pasif sigara içiciliği de çok önemli. Özellikle kadın hastalarda hiç sigara içmeden akciğer kanseri şikayetiyle geldiğinde pasif içiciliği görüyoruz. Akciğer kanserini kadınlar ve erkekler olarak ikiye ayırıyoruz. Erkeklerde ne yazık ki 1. sırada. Kadınlarda 5. sırada ama her geçen yıl artmaya devam ediyor. 2030 yılında 3. sıraya yükselmesi bekleniyor.”

&nbsp;

&nbsp;

COVID’DEN HALA KURTULAMADIK

&nbsp;

İnfeksiyon Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Berna Kömürcüoğlu ise günümüzde Covid’in yansımaları konusunda bilgi verirken, şunları dile getirdi: “Covid’den ne yazık ki tam anlamıyla kurtulamadık, varyantlar ile devam ediyor. Son zamanlarda ülkemizde de mevsimsel olarak çok yaygın. Üst bolunum yolu enfeksiyonu gibi seyrediyor, ateş, boğaz ağrısı, öksürük ile seyrediyor ve iyileşme süreci uzuyor. Gençler bunu bir şekilde ayakta geçirebiliyor ancak yaşlı hastalar, immün yetmezliği olan hastalan en büyük risk grubu. Bunlara ek olarak kronik böbrek yetmezliği, kalp hastalığı gibi ciddi hastalıkları bulunanlara hala rapel doz aşı olmayı öneriyoruz. Maalesef olduğumuz Covid aşıların antikor seviyeleri çok düştü. Viral hastalıkların ne kadar ciddi sonuçlara neden olacağını gördük, bu nedenle infeksiyon hastalıklarında mevsimsel artışların yaşanırken pandemi döneminde edindiğimiz korunma yöntemlerini risklere karşı uygulamaya devam etmeliyiz. Maske kullanmak, el hijyenine dikkat etmek, bulaşı önlemek, özellikle 65 yaş üzerindekilere her yıl influenza aşısı ve bir kez pnömokok (zatürre) aşısı öneriyoruz.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Akçay; ''Elektronik sigara kullanımı 11-13 yaşa kadar düştü '' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 16:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-akcay-elektronik-sigara-kullanimi-11-13-yasa-kadar-dustu-142813-20241124.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-akcay-elektronik-sigara-kullanimi-11-13-yasa-kadar-dustu-142813-20241124.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/prof-dr-akcay-elektronik-sigara-kullanimi-11-13-yasa-kadar-dustu-142813-20241124.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SOLUNUM 2024’TE SOLUNUM SAĞLIĞININ GELECEĞİ ELE ALINACAK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-solunum-2024te-solunum-sagliginin-gelecegi-ele-alinacak-16524.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-solunum-2024te-solunum-sagliginin-gelecegi-ele-alinacak-16524.html</link>
                    <description><![CDATA[Alanında Türkiye’nin en köklü uzmanlık derneği olan Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği’nin (TÜSAD) akciğer sağlığı alanındaki en son bilimsel gelişmelerin paylaşılacağı 46’ncı Yılık Uluslararası Kongresi SOLUNUM 2024, bu yıl 20-24 Kasım 2024 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek. Bu yıl teması “Başarı Bir Yolculuktur… Tükenmeyen Nefesle…” olarak belirlenen SOLUNUM 2024, alanı akciğer sağlığı olan araştırma görevlilerinden uzmanlara, genç akademisyenlerden deneyimli hocalara kadar her uzmanın faydalanacağı içeriğiyle alanına ışık tutmaya devam edecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SOLUNUM 2024 ALANIMIZA YAPTIĞIMIZ EN DEĞERLİ KATKI

SOLUNUM 2024’ün TÜSAD’ın 54’üncü yaşına denk geldiğini ve bu açıdan çok önemli olduğunu belirten TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Şule Akçay, şunları söyledi: “TÜSAD gibi köklü bir çınarın gölgesinde alanımız olan akciğer sağlığı alanında çalışma, bilimsel bilgi üretmek üretme ve bu çalışmaları alanımızın en önde gelen uzmanlarıyla paylaşma olanağını bize sağlayan SOLUNUM 2024, derneğimizin halk sağlığına yaptığı en değerli katkılardan biri. Hekimler olarak zor koşullarda tutunacağımız yegâne dalın bilim ve akıl olduğuna inanıyor ve biliyoruz ki, eğer doğru bilimsel bilgiye öncelik verirsek ve emeğimizi paylaşarak çoğaltırsak zorluklar bizi durduramayacak, her anlamda sağlıklı bir gelecek bizi bekleyecektir. Sağlığımız açısından en önemli ve kesintisiz işlevler; solunum ve dolaşımdır. Sağlıklı nefes sağlıklı yaşamın temelini oluşturuyor. Bu yaşamsal fonksiyon konusunda bilinçli olmalı; temiz hava soluma hakkımızı savunmalı, erişkin aşılaması ile akciğer sağlığımızı korumayı ilke edinmeliyiz.”

ULUSAL SOLUNUM SAĞLIĞINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ

Bu yıl “Başarı bir yolculuktur… Tükenmeyen nefesle…” temasıyla gerçekleşecek SOLUNUM 2024’ün kapsamı konusunda bilgi veren Kongre Başkanı Prof. Dr. Deniz Köksal şunları aktardı:&nbsp;&nbsp;

"Toplum sağlığını koruma misyonuyla TÜSAD olarak akciğer sağlığına dair gelişmeleri yakından takip ediyor ve ülkemizdeki durumu daha da iyileştirmek için çalışıyoruz. Bu doğrultuda, kongre içeriğimizi özenle hazırladık. Alanında uzman birçok ulusal ve uluslararası konuşmacının katılımıyla, tüm katılımcıların ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak bir program oluşturduk. Kongrede güncel konuların tartışılması, klinik deneyimlerin paylaşılması, yeni tedavi yöntemleri ve teknolojilerin aktarılması hedeflenmiştir. SOLUNUM 2024’te, göğüs hastalıkları alanındaki yenilikler ve güncel gelişmeler ele alınacak, edindiğimiz bilgilerle ulusal solunum sağlığına yön vereceğiz."

HEM MESLEKİ HEM DE TOPLUM SAĞLIĞININ GELİŞİMİ

SOLUNUM 2024’ün Bilimsel Komite Başkanı Prof. Dr. Nilgün Yılmaz Demirci ise bilimsel programın çerçevesi konusunda şu detayları paylaştı; “Kongre, 20 Kasım 2024 Çarşamba günü kurslarla başlayacak ve 21-24 Kasım 2024 tarihleri arasında kongre bilimsel programı ile devam edecek. Kongre programı içerisinde yer alan “workshoplar” ile göğüs hastalıkları alandaki güncel pratik eğitim ihtiyacını karşılamayı umuyoruz. TÜSAD olarak bilginin paylaşılmasına, tecrübenin aktarımına inanıyoruz. SOLUNUM 2024'te, göğüs hastalıkları alanındaki durumu ve gelecekte bizi bekleyen gelişmeleri kapsamlı bir şekilde ele alacağız. &nbsp;Bu açıdan SOLUNUM 2024’ü hem mesleki gelişim hem de toplum sağlığının iyileştirilmesi açısından çok önemsiyoruz.”

Kongrede ayrıca solunum alanındaki bilimsel çalışmalar ödüllendirilecek. Sözlü sunum, poster, olgu sunumu ve dikkat çeken araştırmacı ödülünün yanı sıra, ‘Prof. Dr. Meliha Terzioğlu Bilim Ödülü’ de kongre sırasında sunulacak. TÜSAD’ın Kurucu Başkanı Prof. Dr. Meliha Terzioğlu adına verilen bu ödül, ülkemizde solunum sağlığının gelişimine ışık tutan çalışmaların değerlendirilmesine olanak tanıyor.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SOLUNUM 2024’TE SOLUNUM SAĞLIĞININ GELECEĞİ ELE ALINACAK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 15:06:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/solunum-2024te-solunum-sagliginin-gelecegi-ele-alinacak-181018-20241118.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/solunum-2024te-solunum-sagliginin-gelecegi-ele-alinacak-181018-20241118.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/solunum-2024te-solunum-sagliginin-gelecegi-ele-alinacak-181018-20241118.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[12. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi'nde: En Az 3 Çocuk Çağrısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-12-ureme-sagligi-ve-infertilite-kongresinde-en-az-3-cocuk-cagrisi-16516.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-12-ureme-sagligi-ve-infertilite-kongresinde-en-az-3-cocuk-cagrisi-16516.html</link>
                    <description><![CDATA[Antalya'da 12. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi düzenlendi. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, "Gerçekten 3 çocuk yapılmadığı sürece nüfuslar küçülüyor, yaşlanıyor ve sistemlerin dönmesi olanaksız hale geliyor. O sebeple bunun nedenlerini bulup bununla ilgili farkındalık yaratmak istiyoruz." dedi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 27 ülkeden 100’den fazla yabancı katılımcı, toplam 800’den fazla katılımcıyla gerçekleştirilen kongrede; “Bir Kadının Üreme Sağlığı Genel Sağlığıyla Bağlantılı Mıdır?, Transfer Edilecek Doğru Embriyo Nasıl Seçilir?, Tüp Bebek Başarısını Artırma Arayışında Teknoloji Ve Biyoloji, AI (Yapay Zeka) İle Embriyo Seçimi, Üreme Genetiğinde Yeni Teknolojiler, Doğurganlığın Korunmasının Psikolojik Önemi” gibi önemli konu başlıkları her yönüyle tartışılıp, güncel veriler sunuldu.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

"Dünyada Büyük Bir Ürememe Problemi Var"

Prof. Dr. Ata, Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde gerçekleştirilen 12. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi (TSRM 2024) kapsamında düzenlenen basın toplantısında, dünyanın önünde büyük bir ürememe probleminin olduğunu belirtti.
Türkiye'deki doğurganlık hızının kaydedildiğinden bu yana en düşük rakamlarda olduğuna dikkati çeken Ata, "Gerçekten 3 çocuk yapılmadığı sürece nüfuslar küçülüyor, yaşlanıyor ve sistemlerin dönmesi olanaksız hale geliyor. O sebeple bunun nedenlerini bulup bununla ilgili farkındalık yaratmak istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Her 6 İnsandan 1'i Kısırlık Problemi Yaşıyor"



Nüfus probleminin çözmenin yolunun bilimsel gelişmeler, tüp bebekteki ilerlemeler olmadığına işaret eden Ata, "İnsanların doğal yollarla dahil daha çok üremesini sağlamamız gerekiyor. 'İnsanlar niye üremiyor?' diye bakıldığında şehir hayatında çocukların kırsal hayata göre zenginlik değil de maddi yük olmaları ailelere. Bu maliyet nedeniyle insanlar daha az çocuk yapıyor. Ekonomik endişeler ve gelecek belirsizliği görmeleri nedeniyle insanlar çocuk yapmıyorlar." diye konuştu.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

Güney Kore'de çocuk başına 75 bin dolarlık vergi indirimi, tedavi karşılama gibi destekler vermesine rağmen çocuk yapma oranlarının yükselmediğinin altını çizen Ata, "Finlandiya 1,5 yıla kadar babalık izni vermesine rağmen yine yükselmiyor. İsteyerek çocuk yapmayan insanları üremeye ikna etmek için tıbben yapabileceğiniz bir şey yok. Biz çocuk yapmak isteyip de yapamayan gruba karşı çalışmalar yapıyoruz. Her 6 insandan 1'si kısırlık problemi yaşıyor. Bu insanlara yardımcı olunabilirse üreme hızını arttırabiliriz. Çocuk sahibi olmak isteyenlere 3 çocuk yapmasının teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Demografik yapının korunması için bu objektif bir gerçek." ifadelerini kullandı.

Ata, ilk çocuk gibi ikinci ve üçüncü çocuklar için de devletin destek vermesi gerektiğini kaydetti.&nbsp;Tüp bebek tedavisi sırasında verilen hormonların kadınlarda kalıcı bir etkisinin bulunmadığına işaret eden Ata, hormon tedavisinin kanser riskini arttırmadığını gösteren bilimsel çalışma olduğunu dile getirdi.

"Çocuk Sahibi Olana Kadar Devlet desteği Devam Etmeli"



Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği-TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç.Dr. Yunus Aydın,&nbsp;Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin mevcut durumu ve üremenin devamlılığının sağlanması konusunda önerilerde bulundu.&nbsp;En az üç çocuk hedefinin gerçekleştirilmesi konusunda tüp bebek yapmak isteyen çiftlere sınırlamaların kaldırılması gerektiğine dikkat çeken Doç.Dr. Yunus Aydın, şu açıklamalara yer verdi:&nbsp;"Devletin desteklediği 40 yaşın altında en az üç yıllık evli, daha öncesinde aşılama tedavilerle gebe kalamamış çiftlere devlet şu an tüp bebek desteği vermekte. Bu kısıtlama bazı çiftleri daha hızlı gebeliğe ulaşması gereken çiftlerin gecikmesine neden olmaktadır.

&nbsp;

&nbsp;O yüzden bizim birinci önerimiz bu tarz kısıtlamaların kaldırılmasıdır.&nbsp;İkinci önerimiz, gerek tüp bebek gerek normal yollarla çocuk sahibi olunabildikten sonra devlet destek kapsamından çıkarmaktadır. Yani ikinci veya üçüncü çocuk devlet desteği kapsamında yapılamamaktadır.&nbsp;Sonuçta bizim de önerimiz en az iki veya üç çocuk olduğu için birinci çocuktan sonrada hatta üçüncü çocukta da devlet desteğinin tüp bebek tedavileri için devam etmesi ya da bu desteğin belli oranlarda azaltılarak gidilmesi olabilir.

Üçüncü konu ise özellikle çocuk sahibi olamayan çiftler, ileri yaş gruplar, 35 yaşın üzerindeki çiftler. Ve bu gruplarda doğal yolla veya tüp bebekle çocuk sahibi olabilme oranı daha düşük olabilmektedir. Bu gruplarda sadece bir kere ya da sadece iki kere, şu an devlet en fazla 3 hak tanımakta. Özellikle ihtiyacı olan ileri yaş çiftlerde bu tarz sınırlamanın kaldırılması, gerekirse de bir çocuk sahibi olana kadar desteğin devam ettirilmesini önermekteyiz."

"Evlilikler ve Çocuk Sahibi Olmak Giderek Öteleniyor"



Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği-TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç.Dr. Erhan Şimşek:&nbsp;Doğurmaya aday anne adaylarının hepsinin evli olmadığını, belli yaş üzerinde olduklarını gerek sosyal gerek eğitim gerek kariyer planları çerçevesinde çok kadının evliliği ve gebeliği ötelediğini kaydetti.&nbsp;"Son 20 yılda da Türkiye’de ilk çocuk sahibi olma yaşı 27’li 28’li yaşlara dayanmış durumda ve büyükşehirlerde bu 29 ve üstüne çıkmış durumda. Dolayısıyla evlilikler ve çocuk sahibi olmak giderek daha da öteleniyor" diye konuşan Doç.Dr. Erhan Şimşek sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;"İlerideki çocukları planlamak, yumurtaları kalmadığında onlara gebelik şansı verebilmek için son 10 yılda Türkiye'de yumurta dondurma seçeneği var.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;10 yıldır Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda teşviki var.&nbsp;Ama bu da biraz önceki belli hastalarda olduğu gibi çeşitli kısıtlamalara bağlı.&nbsp;Azalmış yumurtaları olan hastaların dondurması birinci problem!&nbsp;Çünkü, devlet politikaları bir hastanın yumurtayı serbestçe dondurmasını, azalmış yumurtası varsa önceliklendirmeye programlamış. Halbuki biz biliyoruz ki, bir kadının 38-40 yaşında zaten yumurtaları azaldığında yumurta dondurmaya geldiği zaman başarısı düşük oluyor. Zaten az sayıda yumurta donduruyorsunuz ve dolayısıyla gebe kalma oranı da düşük oluyor. Bu nedenle, sağlanan bu hakkın genişletilmesi, bu kadınlar için daha ileride çocuk sahibi olma ve ailelerini tamamlama anlamında çok büyük avantaj sağlayacaktır.

"Yumurta Dondurma Maliyetli Bir İştir"

Bir diğer nokta da yumurta dondurma, tüp bebek maliyetleri gibi ciddi maliyetli bir iştir ve maalesef her kadının evrensel buna erişimi, bu tedavilerin çok büyük kısmının merkezlerde hasta tarafından karşılanmasını gerektirmektedir. Ve hastanın karşılaması da ciddi bir maddi imkan ve yük getirmektedir. Bunu belki global olarak belli şartlar dahilinde çoğu kadının faydalanabileceği şekle getirmek, o kadınların ileriki yıllarda doğurma isteğini, ailelerini tamamlama çabalarını gerçekleştirmelerinin önünü açacaktır.”

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[12. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi'nde: En Az 3 Çocuk Çağrısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 09:44:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/12-ureme-sagligi-ve-infertilite-kongresinde-en-az-3-cocuk-cagrisi-131607-20241117.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/12-ureme-sagligi-ve-infertilite-kongresinde-en-az-3-cocuk-cagrisi-131607-20241117.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/12-ureme-sagligi-ve-infertilite-kongresinde-en-az-3-cocuk-cagrisi-131607-20241117.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Radyoloji, Sağlık Hizmetlerinin Bel Kemiği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-radyoloji-saglik-hizmetlerinin-bel-kemigi-16506.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-radyoloji-saglik-hizmetlerinin-bel-kemigi-16506.html</link>
                    <description><![CDATA[Bu sene kuruluşunun 100. yılını kutlayan Türk Radyoloji Derneği tarafından düzenlenen ‘TÜRKRAD 2024- 45. Ulusal Radyoloji Kongresi’ Belek’te gerçekleştirildi. Ulusal kongrenin bu yılki ana konusu ‘Baştan ayağa ağrı’ oldu. Prof. Dr. Can Çevikol, Yapay zeka uygulamaları sayesinde, tetkiklerin önceliklendirilmesi, doğru tetkik yapılması, en uygun radyasyon dozu kullanılarak radyasyon maruziyetinin azaltılması, görüntü kalitesinde önemli artış, daha hızlı ve doğru tanı koyma ve erken tanı açısından önemli gelişmeler sağlandı" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından düzenlenen 45. Ulusal Radyoloji Kongresi kapsamında basın toplantısı düzenlendi.Basın toplantısına TRD Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol, Kongre Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Berna Oğuz ve TRD Yönetim Kurul Üyesi Prof. Dr. Nermin Tunçbilek katıldı.

Tıbbın Gören Gözü "Yapay Zeka"

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Çevikol, Cumhuriyetin ilanından yaklaşık 1 yıl sonra, bundan tam 100 yıl önce Türk Radyoloji Derneği’nin o zamanki adı ile ‘Türk Röntgen Tıbbiyesi Cemiyeti’ olarak kurulduğunu ve bu nedenle bu yıl Türk Radyologları açısından özel bir yıl olduğunu belirtti.



Çevikol şöyle devam etti:“Ülkemizdeki en eski meslek kuruluşlarından biri olan Türk Radyoloji Derneği’nin kuruluşunun 100. yılını kutlamak bizlere ayrıca haklı bir gurur veriyor. Son yıllarda ise adını sıkça duyduğumuz yapay zeka uygulamalarının belki de tıbbın diğer alanlarından daha fazla radyolojiyi etkilediğini görüyoruz. Günümüzde tıbbın gören gözü olarak, klinik duruma uygun seçilmiş radyolojik yöntemlerin hastalıkların taranması, tanı ve izleminde son derece önemli. Yapılan incelemelerin uygun teknikle yapılması ve doğru yorumlanması ve uygun tedavi seçiminin en önemli basamağını oluşturmaktadır. Yapay zeka uygulamaları sayesinde tetkiklerin önceliklendirilmesi, doğru tetkik yapılması, en uygun radyasyon dozu kullanılarak radyasyon maruziyetinin azaltılması, görüntü kalitesinde önemli artış, daha hızlı ve doğru tanı koyma ve erken tanı açısından önemli gelişmeler sağlanmıştır.

&nbsp;

Ülkemizde radyolojik incelemelere talep giderek artmaktadır. Hekimlerin hastalara muayene için yeteri kadar zaman ayıramamaları ve radyolojik incelemeleri adeta muayene yöntemi olarak kullanmaları en önemli nedenlerden biri olsa da radyolojik incelemelerden elde edilen bilgilerin teknolojinin gelişimine paralel olarak artması, tanı konulması güç olan hastalıklara daha erken ve doğru tanı koyma olanağını vermiştir. Bunun yanında bazı durumlarda görüntüleme kılavuzluğunda girişimsel yöntemleri kullanarak hastalıkların minimal invaziv olarak tedavi edilebilmesi olanağı doğmuştur.”

BAŞTAN AYAĞA AĞRI

Ulusal kongrenin bu yılki ana konusunun radyolojik tetkik isteme gerekçeleri arasında baş sıralarda yer alan, özellikle genç meslektaşlar için oldukça yararlı olacağı düşünülen ‘Baştan ayağa ağrı’ olarak belirlendiğini kaydeden 45. Ulusal Radyoloji Kongresi Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Berna Oğuz,
Türk Radyoloji Derneği tarafından düzenlenen ve her yıl gerçekleştirilen Ulusal Radyoloji Kongresi’nin meslektaşların bilgi ve deneyimlerini artırdıkları, bilimsel oturumlar ile birlikte, mesleki sorunlarını da ortaya koyup tartıştığı en önemli organizasyon olduğunu ifade etti.


Prof. Dr. Berna Oğuz, “Hepimizin bildiği gibi ağrı, hayat kalitesini derinden etkileyen ve günlük yaşamı sınırlayan en yaygın sorunlardan biridir. Ağrının kaynağını belirlemek ve doğru tedaviye yön vermek, radyoloji doktorları olarak bizlere düşen büyük bir sorumluluktur. Kongremizde, baş ağrısından boyun ağrısına, karın ağrısından sırt ağrısına, göğüs ağrısından eklem ve kas ağrılarına kadar çocuklarda ve erişkinlerde tüm vücut sistemlerini ilgilendiren geniş bir yelpazede ağrının nedenlerini ve tanıda hangi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını ele aldık. Özellikle ağrıya yaklaşımda radyoloji sadece tanı konulma aşamasında değil girişimsel işlemlerle ağrının tedavisinde de önemli rol oynamaktadır. Radyoloji, sağlık hizmetlerinin bel kemiği haline gelmiş ve tanıdan tedaviye, toplum sağlığından bireysel sağlığa kadar tüm alanlarda vazgeçilmez bir konuma ulaşmıştır” şeklinde konuştu.

&nbsp;

'Radyolojinin Gelecek Yüzyılı’

Dünyada radyolojinin hızla geliştiğini, gelecek yüzyılda bizi bekleyen teknolojik yenilikleri ve uygulamaları konuşmak üzere kongre yan konusunun da ‘Radyolojinin Gelecek Yüzyılı’ olarak belirlendiği açıklamasını yapan Prof. Dr. Berna Oğuz sözlerine şöyle devam etti:

“Yapay zekanın güncel kullanımı ve görüntüleme yöntemlerindeki yeni uygulamalar farklı sistemler bazında konuşuldu. Bilişim grubu tarafından bu konuda küçük grup atölye çalışmaları yapıldı. Kongre programında paneller, olgu tartışmaları, atölye çalışmaları, uydu sempozyumları yanı sıra her yıl yapıldığı gibi mesleki sorunların tartışıldığı bir oturum gerçekleştirildi. Türk Radyoloji Derneği’nin tarihçesinin ve geçmişten günümüze dünyada ve ülkemizde radyolojinin gelişiminin sunulduğu ‘Radyoloji Tarihi Oturumu’ ile kongremizi taçlandırdık. Ana kongre programı dışında, kongremizin ilk ve son günleri bilgi tazelemek isteyenlere yönelik, farklı konularda toplam 12 adet, yarım günlük kurslar düzenlendi. . Hiç kuşkusuz kongrelerin en önemli içeriği büyük emekle hazırlanan ve geleceğe ışık tutan bilimsel araştırmalardır. Bu yıl kongremizde 142 tanesi sözlü sunum olmak üzere klinik araştırma, resimlerle bir konu ve olgu sunumlarını içeren toplam 657 bildiri yer aldı. Toplantılarda 192 konuşmacı görev aldı. Türkiye’den ve yurtdışından kendi alanlarında deneyimli bilim insanları tüm oturumlarda güncel gelişmeleri paylaştı. Derneğimizin kuruluşunun 100. yılını kutladığımız bu kongrede objeler, fotoğraflar, dergiler, kitaplar belgeler, raporlar ile hazırlanan ‘Başlangıcından Günümüze Türk Radyoloji Tarihi Sergisi’ katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.”

RADYOLOJİNİN KANSER TEŞHİSİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

&nbsp;
Görünmeyeni görüp her tanıda umut ışığı oluşturan radyolojinin, teknolojik gelişmelerle tıbbın tüm branşlarına tanı ve tedavinin yanı sıra erken teşhisi sağlamada başarılı bir şekilde kullanılmakta olduğunu vurgulayan, Türk Radyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nermin Tunçbilek konuşmasında şu ifadelere yer verdi:



"Ülkemizde de tüm dünyada olduğu gibi kanser tarama programları uygulanmaktadır.&nbsp;Tarama programlarından en dikkat çekici olan meme kanseri, maalesef her 8 kadının 1’inde görülmektedir. Tanı alan her 43 kadının 1’inin kaybıyla sonuçlanmaktadır. 2024’te 310.720 kadın ve 2.800 erkek olgunun meme kanseri tanısı alacağı öngörülmüştür. 2022’de ise dünyada meme kanserinden 670.000 ölüm vakası bildirilmiştir. Buna karşın düzenli kontrol ve erken tanı ile meme kanserinden ölüm oranı %44 azalma göstermiştir.

Yüksek sıklıkta görülmesine karşın meme kanserinden ölüm bir kader değil, meme kanseri erken teşhis edildiğinde %100 tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken teşhis için düzenli mamografik kontrol yapılması bu hastalıkla mücadelede kritik bir öneme sahiptir.&nbsp;

&nbsp;

Mamografik inceleme meme dokusu yoğun olgularda kanserin saptanmasını güçleştirebilmektedir. Bu nedenle, yoğun meme dokusuna sahip bireylerde ek görüntüleme yöntemlerinin kullanımı önerilmektedir. Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografik görüntülemeye, ilaveten Ultrasonografi ve MR gibi ek görüntüleme yöntemlerinin yapılması önerilmektedir.

Erken Tanı İçin Düzenli Kontroller İhmal Edilmemeli

En sık görülen bir diğer kanser tipi olan akciğer kanseri etiyolojisinde sigara rol almakta.&nbsp; Günde 10 veya daha az sigara içenlerde akciğer kanser riski 20 kat, günde 4’ten az sigara içenlerde bile 5 kat artıyor. Alternatif tütün ürünlerden elektronik sigara; sadece sigara içenlere göre akciğer kanseri riskini 4 kat arttırdığı literatürde bildirilmiştir. Akciğer kanserinin erken tanısı ve tedavi yönetiminde radyolojik görüntüleme yöntemleri hasta yönetiminde önemli bir rol oynamaktadır. Akciğer kanserinde erken teşhis&nbsp; %77 oranında hayat kurtarır. 55-74 yaş arasında 30 yıldır günde 1 paket sigara içen, halen aktif içici veya 15 yıldan daha kısa süre önce bırakmış olan kişilerde her yıl düşük doz akciğer tomografisi çekilmesi önerilmektedir.

Kanser riski yüksek olgularda,&nbsp; düşük dozlarla görüntüleme yöntemleri ile yüksek doğrulukla tanı sağlanabilmektedir. Kanserden korkmamalı, geç kalmaktan korkmalı, radyolojik kontrolleri zamanında yaptırmayı öneriyoruz. Radyoloji, tanı ve tedavi yönetiminde kullanılmasının yanı sıra seçilmiş olgularda minimal invaziv lokal tedavilerle artık hasta tedavisinde de yerini almıştır.

Kanserde, erken tanı için düzenli kontroller ihmal edilmemeli, değerlendirmeler radyoloji uzmanı tarafından gerçekleştirilmelidir."

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Radyoloji, Sağlık Hizmetlerinin Bel Kemiği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 02:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/radyoloji-saglik-hizmetlerinin-bel-kemigi-053817-20241116.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/radyoloji-saglik-hizmetlerinin-bel-kemigi-053817-20241116.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/radyoloji-saglik-hizmetlerinin-bel-kemigi-053817-20241116.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya'da Dünya Diyabet Günü Etkinliği Düzenlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalyada-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi-16500.html</guid>
                    <link>https://www.gollerbolgesigazetesi.com/haber-antalyada-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi-16500.html</link>
                    <description><![CDATA[ Antalya'da, diyabet konusunda farkındalık yaratmak için program düzenlendi.

İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" dolayısıyla Antalya Şehir Hastanesinin konferans salonunda gerçekleştirilen programa, diyabet tanısı koyulan çocuklar, aileleri ve vatandaşlar ile sağlık çalışanları katıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hemşireler, diyabetli çocukların kan şekerini ölçtü, katılımcılara insülin tedavisi ile ilgili bilgilendirme broşürü dağıttı.

İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, yaptığı konuşmada, çocuklarda diyabet tedavisinde geçmişten günümüze yaşanan gelişmeleri anlattı.

Özkan, çocuklara hediye verdi, onlarla sohbet etti.

Çocuğu diyabet hastası olan Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ebru Barsal Çetiner de etkinlikle farkındalık yaratmak istediklerini belirtti.

&nbsp;

Erken tanının önemine değinen Çetiner, "Çocuklarınızda sık idrara çıkma, çok su içme, hızlı kilo verme belirtileri varsa zaman kaybetmeden doktorunuza başvurunuz." dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Antalya'da Dünya Diyabet Günü Etkinliği Düzenlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 14 Nov 2024 15:40:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalyada-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi-184330-20241114.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalyada-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi-184330-20241114.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.gollerbolgesigazetesi.com/images/haber/antalyada-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi-184330-20241114.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>