ANTALYA Alevlere Teslim;“Yanan Orman Değil, Kentin Geleceği!”
ANTALYA Alevlere Teslim;“Yanan Orman Değil, Kentin Geleceği!”
Aksu’dan başlayarak Kepez ve Döşemealtı’na kadar yayılan orman yangınları Antalya’yı yeniden felaketin eşiğine getirdi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, alevlerin gölgesinde yaptığı detaylı ve sert açıklamada; "Yangınları sadece çıktığında söndürmek yetmez, çıkmasını önleyecek radikal adımlar atılmalı" uyarısında bulundu.
ANTALYA - Antalya, yaz aylarının getirdiği kavurucu sıcaklar, aşırı kuraklık ve sert rüzgarların etkisiyle bir kez daha büyük bir orman felaketiyle karşı karşıya kaldı. Aksu ilçesinde patlak veren ve kısa sürede rüzgarın gücüyle Kepez ve Döşemealtı sınırlarına dayanan yangınlar; yerleşim alanlarını, canlıların doğal habitatını ve kentsel yaşamı tehdit etti. Bir vatandaşımızın hayatını kaybettiği felakette, çok sayıda yerleşim yeri tahliye edildi. Sahada yangın söndürme ekipleri, belediyeler ve gönüllüler canla başla mücadele ederken, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, kentin orman yangınları ile mücadelesini ve iklim krizine karşı alması gereken hayati önlemleri içeren geniş kapsamlı bir rapor yayımladı.
- 2021 Manavgat Felaketinden Bu Yana Ne Değişti?
ÇMO Antalya Şubesi, 28 Temmuz 2021’de başlayan ve yaklaşık 60 bin hektar alanın kül olduğu Manavgat yangınını kentin dönüm noktası olarak nitelendirdi. Manavgat sonrasında orman teşkilatı ve Antalya Valiliği koordinasyonunda teknolojik altyapının güçlendirildiğine dikkat çekilen açıklamada şu detaylar öne çıktı:
-
Teknolojik Takip Kapasitesi: Antalya genelinde bulunan 42 yangın gözetleme kulesinin 36’sı IP kameralarla donatıldı. Sahada 1 İHA, termal kameralı dronlar ve 143 farklı noktada konuşlandırılan kara araçları aktif görev yapıyor.
-
Erken Müdahale Başarısı: 2025 verilerine göre kentte çıkan 128 orman yangınının %93’ü 5 hektarın altındayken kontrol altına alındı.
-
Elektronik ve Altyapı Denetimi: 2026 yılı itibarıyla orman yangınlarının en büyük sebeplerinden biri olan enerji nakil hatları, trafo bakımları ve dağıtım şirketleriyle koordinasyon süreçleri hızlandırıldı.
Oda yönetimi, yapılan çalışmaları ve sahada gece gündüz görev yapan personelin emeğini takdir etmekle birlikte, asıl odağın "yangına müdahale etmek" değil, "yangının çıkmasını önlemek" olması gerektiğini savundu.
- "Yanan Her Hektarla Bir Ekosistem Yitiyor"
Açıklamada, yangın sonrası başarının sadece dikilen fidan sayısıyla ölçülmesinin bilimsel bir yanılgı olduğu ifade edildi. Yanan her hektar alanla birlikte biyoçeşitliliğin, toprağın verimliliğinin, su kaynaklarının ve havanın kalitesinin kaybolduğu vurgulandı.
Oda yetkilileri, yanan alanlarda önceliğin doğanın kendi kendini yenileme kapasitesine (doğal gençleşme) verilmesi gerektiğini ve ağaçlandırma kararlarının mutlaka bilimsel ekolojik değerlendirmelere dayandırılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca ormanlık alanlara düzensiz atılan cam, ambalaj, pil ve elektronik atıkların sıcak havalarda birer patlamaya hazır bombaya dönüştüğüne dikkat çekilerek, "Orman Benim" gibi temizlik kampanyalarının geçici değil, tüm yıla yayılan cezai yaptırımlı bir sisteme oturtulması istendi.
- COP31 Yolunda Dirençli Kent Uyarısı
Antalya'nın iklim krizinin tam merkezinde yer aldığını hatırlatan ÇMO Şube Yönetimi; kentsel ısı adaları, kontrolsüz betonlaşma ve yeşil alan kaybının kentin kırılganlığını artırdığını belirtti. COP31 iklim zirvesine doğru ilerlerken, Antalya’nın iklim politikasının sadece sera gazı azaltımından ibaret olamayacağı, asıl meselenin "iklim değişikliğine uyum ve afetlere dirençlilik" olduğu vurgulandı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.