JMO ANTALYA: "YARALARI SARMAK YETMEZ, YARA ALMAMAYI ÖĞRENMELİYİZ!"

GÜNDEM - GENEL (Haber Merkezi) - | 06.02.2026 - 14:05, Güncelleme: 06.02.2026 - 14:05 10275 kez okundu.
 

JMO ANTALYA: "YARALARI SARMAK YETMEZ, YARA ALMAMAYI ÖĞRENMELİYİZ!"

​6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılında bir açıklama yayımlayan JMO Antalya Şubesi, "afet suçu" kavramının Türk Ceza Kanunu’na girmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, depremlerin Türkiye’ye faturasının 148 milyar doları aştığı hatırlatılarak, "Popülist yaklaşımlar değil, bilimsel zorunluluklar esas alınmalı" denildi.
​ANTALYA – TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili etkileyen büyük deprem felaketinin üçüncü yıl dönümünde kapsamlı bir değerlendirme raporu sundu. "Yaraları sarmak yetmez, yara almamayı öğrenmeliyiz" başlığıyla yayımlanan açıklamada, afet yönetimindeki eksiklikler ve ekonomik tabloya dair çarpıcı veriler paylaşıldı. - 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN 3. YILDÖNÜMÜ TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi: "Bundan tam üç yıl önce, 6 Şubat 2023’te on bir ilimizi derinden sarsan, on binlerce canımızı yitirdiğimiz ve toplumsal hafızamızda silinmesi imkânsız yaralar açan Kahramanmaraş merkezli depremlerin acısını, ilk günkü tazeliğiyle yüreğimizde taşıyoruz. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu olarak, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için teknik ve bilimsel gerçekleri kamuoyuyla paylaşmayı kamusal görevimiz biliyoruz. 6 Şubat depremleri, bizlere yer bilimlerinin ihmal edilmemesi gereken bir "beka meselesi" olduğunu en acı şekilde göstermiştir. Geçen üç yıla rağmen, afet yönetimi ve yapı güvenliği konusundaki eksikliklerin tam anlamıyla giderilmediği, rant odaklı planlama anlayışının yer yer mühendislik ilkelerinin önüne geçtiği gözlemlenmektedir. - "AFETLERİN FATURASI KATLANARAK ARTIYOR" Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi'nin yayımladığı Küresel Afet Risk Azaltma Değerlendirme Raporu'na (GAR 2025) göre afetlerin ekonomik yükü tüm dünyada katlanarak artıyor. Afetlerin 1970 ile 2000 yılları arasında doğrudan maliyetleri ortalama yılda 70-80 milyar dolar iken, 2001 ile 2020 yılları arasında yıllık maliyetler önemli ölçüde artarak 180-200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu tablo ülkemiz için de geçerlidir. Örneğin 1999 Marmara depremlerinin ülke ekonomisine maliyeti yaklaşık 17 milyar dolar iken, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinin maliyeti ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nca 103,6 milyar dolar olarak açıklanmıştır. TBMM Deprem Zararlarını Azaltma Komisyonu Raporu'nda (2023) ise 6 Şubat depremlerinin toplam maliyetinin 148.9 milyar dolar civarında olacağı ifade edilmektedir. Uluslararası Afet Veri Tabanı (EM-DAT) tarafından her yıl yayınlanan raporlarda afet olay, ölü ve etkilenen kişi sayısına göre yapılan sıralamalarda Türkiye yüksek zarar ve can kayıplarıyla hep üst sıralarda yer almaktadır. Afetlerin neden olduğu kayıp ve zararlar sadece ekonomik sınırlarda kalmamaktadır. Ailesinden ve yaşamdan koparılan on binlerce vatandaşımızın, bilhassa genç ve çocuklarımızın depremler nedeniyle uğradığı mağduriyet hiçbir maddi karşılıkla ödenemez. 6 Şubat depremlerinde 53 bin 537 yurttaşımızı kaybettik, yüzbinlerce yürekte onarılmaz yaralar açıldı. Türkiye, afetlere her seferinde hazırlıksız yakalanan ve her seferinde daha ağır faturalar ödeyen bir ülke olma döngüsünden kurtulmalıdır. Kaynaklarımızı "enkaz kaldırmaya" değil, "enkaz oluşmasını engellemeye" harcamak zorundayız. Erken müdahale ve önleme çalışmalarına harcanacak 1 birimlik maliyet, afet sonrası oluşacak 7 birimlik zararı önlemektedir. Bilim dışı tercihler, sadece canımızı değil, ekonomimizi de enkaz altında bırakmaktadır. - "CEZASIZLIK BİTMELİ: 'AFET SUÇU' TANIMLANMALIDIR" 53.537 yurttaşımızı kaybettiğimiz bu felaketin ardından, sorumluluğun sadece "kader"e yüklenmesini kabul edilemez. Eksik, hatalı ve bilime aykırı uygulamalarla can ve mal kayıplarına sebebiyet verenlerden hukuk önünde hesap sorulabilmesi şarttır. Bu amaçla; Türk Ceza Kanunu’nda "Afet Suçu" kavramının net bir şekilde tanımlanmasını talep ediyoruz. İmar planından zemin etüdüne, yapı üretiminden denetimine kadar zincirin her halkasındaki ihmalin, "taksir" değil, ağır bir suç olarak görülmesi toplumsal adaletin gereğidir. Bilimsel uyarıları dikkate almayan karar vericilerin, denetim görevini ihmal edenlerin ve zemin verilerini manipüle edenlerin sorumluluğu, enkazın altındaki her can kadar ağırdır. - BİLİMLE BARIŞIK, DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEK Bizler, yerin dilini anlayan jeoloji mühendisleri olarak diyoruz ki; kayıpların temel sebebi fay hatları değildir. 6 Şubat’ın 3. yıl dönümünde tüm yetkilileri; popülist yaklaşımları bir kenara bırakmaya, liyakati esas almaya ve "Deprem Dirençli Kentler" vizyonunu lafta değil, sahada uygulamaya davet ediyoruz. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: 6 Şubat sadece geçmişin değil, geleceğimizin de meselesidir. Bilimsel gerçekleri görmezden gelmek, yeni felaketlere davetiye çıkarmaktır. Yaraları sarmak için seferber olan bir toplum olmaktan öteye geçip, yara almayacak kadar şeffaf, akılcı ve bilimsel bir sistem kurmak zorundayız."    
​6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılında bir açıklama yayımlayan JMO Antalya Şubesi, "afet suçu" kavramının Türk Ceza Kanunu’na girmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, depremlerin Türkiye’ye faturasının 148 milyar doları aştığı hatırlatılarak, "Popülist yaklaşımlar değil, bilimsel zorunluluklar esas alınmalı" denildi.


​ANTALYA – TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili etkileyen büyük deprem felaketinin üçüncü yıl dönümünde kapsamlı bir değerlendirme raporu sundu. "Yaraları sarmak yetmez, yara almamayı öğrenmeliyiz" başlığıyla yayımlanan açıklamada, afet yönetimindeki eksiklikler ve ekonomik tabloya dair çarpıcı veriler paylaşıldı.

- 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN 3. YILDÖNÜMÜ

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:
"Bundan tam üç yıl önce, 6 Şubat 2023’te on bir ilimizi derinden sarsan, on binlerce canımızı yitirdiğimiz ve toplumsal hafızamızda silinmesi imkânsız yaralar açan Kahramanmaraş merkezli depremlerin acısını, ilk günkü tazeliğiyle yüreğimizde taşıyoruz. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu olarak, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için teknik ve bilimsel gerçekleri kamuoyuyla paylaşmayı kamusal görevimiz biliyoruz.
6 Şubat depremleri, bizlere yer bilimlerinin ihmal edilmemesi gereken bir "beka meselesi" olduğunu en acı şekilde göstermiştir. Geçen üç yıla rağmen, afet yönetimi ve yapı güvenliği konusundaki eksikliklerin tam anlamıyla giderilmediği, rant odaklı planlama anlayışının yer yer mühendislik ilkelerinin önüne geçtiği gözlemlenmektedir.

- "AFETLERİN FATURASI KATLANARAK ARTIYOR"

Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi'nin yayımladığı Küresel Afet Risk Azaltma Değerlendirme Raporu'na (GAR 2025) göre afetlerin ekonomik yükü tüm dünyada katlanarak artıyor. Afetlerin 1970 ile 2000 yılları arasında doğrudan maliyetleri ortalama yılda 70-80 milyar dolar iken, 2001 ile 2020 yılları arasında yıllık maliyetler önemli ölçüde artarak 180-200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu tablo ülkemiz için de geçerlidir. Örneğin 1999 Marmara depremlerinin ülke ekonomisine maliyeti yaklaşık 17 milyar dolar iken, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinin maliyeti ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nca 103,6 milyar dolar olarak açıklanmıştır. TBMM Deprem Zararlarını Azaltma Komisyonu Raporu'nda (2023) ise 6 Şubat depremlerinin toplam maliyetinin 148.9 milyar dolar civarında olacağı ifade edilmektedir.

Uluslararası Afet Veri Tabanı (EM-DAT) tarafından her yıl yayınlanan raporlarda afet olay, ölü ve etkilenen kişi sayısına göre yapılan sıralamalarda Türkiye yüksek zarar ve can kayıplarıyla hep üst sıralarda yer almaktadır. Afetlerin neden olduğu kayıp ve zararlar sadece ekonomik sınırlarda kalmamaktadır. Ailesinden ve yaşamdan koparılan on binlerce vatandaşımızın, bilhassa genç ve çocuklarımızın depremler nedeniyle uğradığı mağduriyet hiçbir maddi karşılıkla ödenemez. 6 Şubat depremlerinde 53 bin 537 yurttaşımızı kaybettik, yüzbinlerce yürekte onarılmaz yaralar açıldı. Türkiye, afetlere her seferinde hazırlıksız yakalanan ve her seferinde daha ağır faturalar ödeyen bir ülke olma döngüsünden kurtulmalıdır. Kaynaklarımızı "enkaz kaldırmaya" değil, "enkaz oluşmasını engellemeye" harcamak zorundayız. Erken müdahale ve önleme çalışmalarına harcanacak 1 birimlik maliyet, afet sonrası oluşacak 7 birimlik zararı önlemektedir. Bilim dışı tercihler, sadece canımızı değil, ekonomimizi de enkaz altında bırakmaktadır.

- "CEZASIZLIK BİTMELİ: 'AFET SUÇU' TANIMLANMALIDIR"

53.537 yurttaşımızı kaybettiğimiz bu felaketin ardından, sorumluluğun sadece "kader"e yüklenmesini kabul edilemez. Eksik, hatalı ve bilime aykırı uygulamalarla can ve mal kayıplarına sebebiyet verenlerden hukuk önünde hesap sorulabilmesi şarttır.

Bu amaçla; Türk Ceza Kanunu’nda "Afet Suçu" kavramının net bir şekilde tanımlanmasını talep ediyoruz. İmar planından zemin etüdüne, yapı üretiminden denetimine kadar zincirin her halkasındaki ihmalin, "taksir" değil, ağır bir suç olarak görülmesi toplumsal adaletin gereğidir. Bilimsel uyarıları dikkate almayan karar vericilerin, denetim görevini ihmal edenlerin ve zemin verilerini manipüle edenlerin sorumluluğu, enkazın altındaki her can kadar ağırdır.

- BİLİMLE BARIŞIK, DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEK

Bizler, yerin dilini anlayan jeoloji mühendisleri olarak diyoruz ki; kayıpların temel sebebi fay hatları değildir. 6 Şubat’ın 3. yıl dönümünde tüm yetkilileri; popülist yaklaşımları bir kenara bırakmaya, liyakati esas almaya ve "Deprem Dirençli Kentler" vizyonunu lafta değil, sahada uygulamaya davet ediyoruz.

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: 6 Şubat sadece geçmişin değil, geleceğimizin de meselesidir. Bilimsel gerçekleri görmezden gelmek, yeni felaketlere davetiye çıkarmaktır. Yaraları sarmak için seferber olan bir toplum olmaktan öteye geçip, yara almayacak kadar şeffaf, akılcı ve bilimsel bir sistem kurmak zorundayız."

 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
giftcardmall/mygift