Ramil Hüseyinağa "FERGANA OLAYLARI DEĞİL, FERGANA SOYKIRIMI"

GÜNDEM - GENEL (Haber Merkezi) - | 03.06.2024 - 11:57, Güncelleme: 03.06.2024 - 11:57 12605+ kez okundu.
 

Ramil Hüseyinağa "FERGANA OLAYLARI DEĞİL, FERGANA SOYKIRIMI"

3 Haziran Ahıska Türklerinin ikinci sürgününün yıldönümü olduğunu belirten Ahıska Gençlik Medyası Genel Sorumlusu Ramil Hüseyinağa konuya ilişkin açıklamalarda bulundu “Biz AHISKA GENÇLİK medyası olarak, sürgünden itibaren başına gelenleri bir türlü dünyaya duyuramayan, sürgünden sonra yurduna dönemeyen Ahıska Türk toplumunun fertleri olarak, toplumumuzun sesi olmaya devam edecek, tarihi haklarımızı alana kadar bu uğurda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bilinsin ki, Ahıska ezeli ve ebedi Türk toprağıdır ve Ahıska Türklerinin başına gelen tüm bu adaletsizlikler, soykırımlar sadece TÜRK olduğumuz içindir" ifadelerini kullandı.
"14 Kasım 1944 yılında yurtları Ahıska’dan 2 saat içinde hayvan vagonlarına doldurularak Orta Asya steplerine sürgün edilen Ahıska Türkleri, sürgün edildikleri Özbekistan’ın Fergana Vadisinde tarihe “Fergana Olayları” adıyla geçen ikinci sürgüne maruz kaldılar" diye konuşan Ramil Hüseyinağa sözlerine şöyle devam etti; "Sovyetler Birliği’nin İç İşleri Bakanı ve Güvenlik Sekreteri olan Lavrent Beria “Gürcistan’ın Türkiye sınırında bulunan Ahıska’daki Türk toplumu güvenliğimizi tehdit etmektedir” içerikli mektubu yazar. Sovyetler Birliği başkanı Jozef Stalin bu mektup üzerine sürgün kararını onaylar. Bu karar üzerine Ahıska Türkleri 2 saat içinde eli silahlı Sovyet askerlerinin zoruyla demiryolu istasyonlarına toplanır. Eli silah tutan erkeklerin tamamı Sovyetler Birliği ile Almanya arasında devam eden harbe gönderilmiştir. Geriye kalan çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve savaştan yaralı dönen gaziler neye uğradığını şaşırırlar.   Ahıska Türkleri 14 Kasım 1944 gününde savaşa giden askerlere yardım gönderilecek bahanesiyle kendilerine inşa ettirilen tren istasyonundan “geçici tahliye” yalanıyla bir daha geri dönmemek üzere Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürgün edilirler. Yolda on binlerce Ahıska Türkü açlık, susuzluk ve soğuktan kaynaklı hastalıklardan vefat eder, cesetleri kokmasın diye Sovyet askerleri tarafından karlar üzerine, nehirlere atılır. Sovyetler Birliği başkanı Jozef Stalin’in ölümüne kadar Ahıska Türkleri “Komendant Rejmi” denilen askeri denetim altındaki kamplarda tutulur. Savaştan dönen erkekler evlerinde Gürcü ve Ermenilerin yaşadığını görünce kandırıldıklarını anlar, ailelerini bulmak için sürgün yolunu takip ederler. Stalin’in ölümüyle Komendant Rejmi son bulur ve Ahıska Türklerine de Sovyetler birliği sınırlarında yaşayan halklar gibi Vatandaşlık hakkı tanınır. Ahıska Türkleri Enver ODABAŞOV’un liderliğinde Ahıska Vatan Cemiyeti teşkilatını kurarak vatanları Ahıska’ya dönüş mücadelesini başlatırlar. Hatta kendilerini sürgün eden Sovyetler Birliğinin başkenti Moskova’da canlarını tehlikeye atarak mitingler düzenler ve hükümetten yurtlarına geri dönmeyi talep ederler. Ahıska Türklerinin bir kısmı Ahıska’ya yakın olan devlete, yani Azerbaycan’a 1957 yılından itibaren yerleşmeye başlarlar. Bir kısmı diğer ülkelere sürgün edilen akrabalarının yanına giderken, bir kısmı da günümüz Rusya sınırlarına göç ederler. Ahıska Türkleri çalışkan bir toplum olduğu için sürgün edildikleri bölgelerde daha fazla çalışarak ekonomik anlamda yerli halktan daha iyi duruma gelmiştir. Bu durum Ahıska Türklerini ülkelerinde ağırlayan Özbek Türklerini rahatsız eder. Son dönemlerini yaşayan Sovyetler Birliği varlığını göstermek amacıyla işgal ettiği ülkelere farklı bahanelerle askeri müdahelelerde bulunur. Bunun için de bölgelerde kaos ve kargaşa ortamı yaratır. Özbekistan’ın Fergana Vadisinde yaşayan Ahıska Türkleri Sovyetlerin bu kirli planının kurbanı olurlar. Olaylar başlamadan önce Sovyetler Birliği istihbarat örgütü KGB elemanları sahaya iner ve Özbek Türklerini Ahıska Türklerine karşı doldururken, aynı zamanda silahlanmalarını sağlarlar. Ahıska Türklerinin ise ellerinde silah adına ne varsa alırlar. Ahıska Türklerine kinlenen bölge halkı toplanarak Türklerin yaşadığı evleri kırmızı boya ile işaretler “buradan gitmezseniz sizi zorla göndereceğiz” şeklinde tehditler savururlar. Sadece bununla da yetinmez, yolda yakaladıkları Ahıska Türklerini kadın, erkek, çocuk, yaşlı farketmezsizin darp etmeye başlarlar. Bunun üzerine Ahıska Türkleri ailelerini korumak adına savunma moduna geçer, yıllarca emek ederek kurdukları yaşam yerlerini terk etmezler. 3 Haziran 1989 günü, Ahıska Türklerine karşı kinlenmiş Özbek Türklerinden oluşan kalabalıklar daha önceden tespit ederek işaretledikleri evlere aynı anda molotof ve silahlarla saldırmaya başlarlar. KGB olaylara öncülük etmek için hapishanelerde bulunan mahkumlara Ahıska Türklerini öldürmeleri için şartlı tahliye anlaşması yapmış, o gün hapishanedeki mahkumların neredeyse tamamı olaylara karışması için tahliye edilmiştir. Günler sonra bölgeye gelen Kızıl Ordu’ya can güvenliklerini koruması için feryâd eden Ahıska Türklerine askerler alay edercesine gülerek karşılık verirler. Arkadan kendilerini öldürmek için gelen kalabalıklardan kaçan Ahıska Türklerinin karşısında bu sefer sözde yardım için gelen Kızıl Ordu durmuştur. Ahıska Türkleri Sovyet askerleri ve kendilerine düşman kesilmiş bir gurup Özbek Türkleri arasında ablukaya alınmış, o bölgede ölümlere varan korkunç kavgalar yaşanmıştır. Olayların havadan ve karadan bir çok görüntüsü mevcut olmasına rağmen Sovyetler Birliği yaşananları medyaya servis etmemiş, diğer ülkelerde yaşayan Ahıska Türkleri günler sonra bölgeden kaçanlar sayesinde akrabalarının başına gelenlerden haberdar olmuştur. Olaylardan bir kaç gün sonra Sovyetler medyasında basit mahalle kavgası gibi “Fergana Olayları” başlığıyla yayınlanan bugün aslında Ahıska Türklerinin ikinci sürgünüdür ve soykırım olarak değerlendirilmelidir. Çünkü yaşananlar Ahıska Türklerinin canlarına mal olmuş, mal varlıkları ellerinden alınmış, zarar verilmiştir. Hepsinden önce bölgede hiç Ahıska Türkü kalmamış, onlar Rusya ve Azerbaycan’a iltica etmek zorunda kalmıştır. Fergana’dan Rusya’nın Krasnodar bölgesine iltica eden Ahıska Türklerine hükümet tarafından zulm devam etmiş, yıllarca oturma izni hakkı verilmemiş, Ahıska Türkleri polisler tarafından karakollara götürülerek işkencelere maruz kalmıştır. Bunun üzerine Ahıska Türkleri ABD’ye mektup yazmış, sığınma istemiştir. ABD Özbekistan’dan göçe maruz kalmış Ahıska Türklerini Krasnodar’dan kafileler halinde Amerika’ya götürerek onlara iş ve barınma desteği sağlamıştır.  1989 seçimini kazanan Turgut Özal Orta Asya ülkelerine diplomatik seferdeyken Ahıska Türkleri ile tanışır, bu görüşme üzerine Türkiye’ye dönerken meclisten Ahıska Türkleri için kanun hazırlamalarını ister. Ahıska Türklerine özel hazırlanan “Ahıska Türklerinin Türkiye’ye Dönüşü ve İskanına dair 3538 sayılı kanun yürürlüğe girer. Ahıska Türkleri Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin desteğiyle kafileler halinde Iğdır’a getirilir. Ahıska Türkleri için Türkiye kapısı ilk kez açılmıştır. Yaralarını sarmaya ve yaşananları unutmaya çalışan Ahıskalılar Sürgünden sonra onca yıl Türk olduğu için türlü işkencelere, tehditlere ve asimilasyon politikalarına maruz kalmış, yıllar sonra kendi ırkına mensup olan Türklere kavuşmuştur. Özbekistan 3 Haziran 1989 yılında Ahıska Türklerinin başına gelen olaylar için bir kere olsun devlet seviyesinde özür dilemedi. Özbek Türkleri her ne kadar yaşananlardan dolayı pişman olsalar da, Özbekistan devletinin bu konudaki duyarsızlığı acılarını henüz unutmamış Ahıska Türklerini derinden üzmektedir. Özbek Türkleri yaşanan her şeyin farkındadır, ve hatta Özbekistan’dan iltica etmiş akademisyenler Fergana Soykırımı ile ilgili özür mektubu yayınlamış, pişmanlıklarını dile getirmiştir. Ahıska Türkleri aynı erdemi kendisine sığınan halkların can güvenliğinden sorumlu olan Özbekistan Devletinden de beklemektedir. “Biz AHISKA GENÇLİK medyası olarak, sürgünden itibaren başına gelenleri bir türlü dünyaya duyuramayan, sürgünden sonra yurduna dönemeyen Ahıska Türk toplumunun fertleri olarak, toplumumuzun sesi olmaya devam edecek, tarihi haklarımızı alana kadar bu uğurda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bilinsin ki, Ahıska ezeli ve ebedi Türk toprağıdır ve Ahıska Türklerinin başına gelen tüm bu adaletsizlikler, soykırımlar sadece TÜRK olduğumuz içindir. Sürgünde ve soykırımda şehit olan Ahıska Türklerini bu vesileyle saygıyla yad ediyor, yaban diyarlarda VATAN hasretiyle vefat edenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum. Fergana Soykırımını Unutmadık, Unutmayacağız. Bir gün Ahıska Türkleri de Azerbaycan Türkleri gibi haklarına sahip çıkacak, ata baba yurtları Ahıska’da ocaklarını tüttürecektir. Bugün her bir Ahıska Türkü Ahıska’ya dönüş umuduyla yaşamakta, vatan sevgilerini kuşaktan kuşağa taşıyarak hedeflerine yaklaşmaktadır. “    
3 Haziran Ahıska Türklerinin ikinci sürgününün yıldönümü olduğunu belirten Ahıska Gençlik Medyası Genel Sorumlusu Ramil Hüseyinağa konuya ilişkin açıklamalarda bulundu “Biz AHISKA GENÇLİK medyası olarak, sürgünden itibaren başına gelenleri bir türlü dünyaya duyuramayan, sürgünden sonra yurduna dönemeyen Ahıska Türk toplumunun fertleri olarak, toplumumuzun sesi olmaya devam edecek, tarihi haklarımızı alana kadar bu uğurda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bilinsin ki, Ahıska ezeli ve ebedi Türk toprağıdır ve Ahıska Türklerinin başına gelen tüm bu adaletsizlikler, soykırımlar sadece TÜRK olduğumuz içindir" ifadelerini kullandı.

"14 Kasım 1944 yılında yurtları Ahıska’dan 2 saat içinde hayvan vagonlarına doldurularak Orta Asya steplerine sürgün edilen Ahıska Türkleri, sürgün edildikleri Özbekistan’ın Fergana Vadisinde tarihe “Fergana Olayları” adıyla geçen ikinci sürgüne maruz kaldılar" diye konuşan Ramil Hüseyinağa sözlerine şöyle devam etti;

"Sovyetler Birliği’nin İç İşleri Bakanı ve Güvenlik Sekreteri olan Lavrent Beria “Gürcistan’ın Türkiye sınırında bulunan Ahıska’daki Türk toplumu güvenliğimizi tehdit etmektedir” içerikli mektubu yazar. Sovyetler Birliği başkanı Jozef Stalin bu mektup üzerine sürgün kararını onaylar. Bu karar üzerine Ahıska Türkleri 2 saat içinde eli silahlı Sovyet askerlerinin zoruyla demiryolu istasyonlarına toplanır.

Eli silah tutan erkeklerin tamamı Sovyetler Birliği ile Almanya arasında devam eden harbe gönderilmiştir. Geriye kalan çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve savaştan yaralı dönen gaziler neye uğradığını şaşırırlar.

  Ahıska Türkleri 14 Kasım 1944 gününde savaşa giden askerlere yardım gönderilecek bahanesiyle kendilerine inşa ettirilen tren istasyonundan “geçici tahliye” yalanıyla bir daha geri dönmemek üzere Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürgün edilirler. Yolda on binlerce Ahıska Türkü açlık, susuzluk ve soğuktan kaynaklı hastalıklardan vefat eder, cesetleri kokmasın diye Sovyet askerleri tarafından karlar üzerine, nehirlere atılır.

Sovyetler Birliği başkanı Jozef Stalin’in ölümüne kadar Ahıska Türkleri “Komendant Rejmi” denilen askeri denetim altındaki kamplarda tutulur. Savaştan dönen erkekler evlerinde Gürcü ve Ermenilerin yaşadığını görünce kandırıldıklarını anlar, ailelerini bulmak için sürgün yolunu takip ederler.

Stalin’in ölümüyle Komendant Rejmi son bulur ve Ahıska Türklerine de Sovyetler birliği sınırlarında yaşayan halklar gibi Vatandaşlık hakkı tanınır. Ahıska Türkleri Enver ODABAŞOV’un liderliğinde Ahıska Vatan Cemiyeti teşkilatını kurarak vatanları Ahıska’ya dönüş mücadelesini başlatırlar. Hatta kendilerini sürgün eden Sovyetler Birliğinin başkenti Moskova’da canlarını tehlikeye atarak mitingler düzenler ve hükümetten yurtlarına geri dönmeyi talep ederler.

Ahıska Türklerinin bir kısmı Ahıska’ya yakın olan devlete, yani Azerbaycan’a 1957 yılından itibaren yerleşmeye başlarlar. Bir kısmı diğer ülkelere sürgün edilen akrabalarının yanına giderken, bir kısmı da günümüz Rusya sınırlarına göç ederler.

Ahıska Türkleri çalışkan bir toplum olduğu için sürgün edildikleri bölgelerde daha fazla çalışarak ekonomik anlamda yerli halktan daha iyi duruma gelmiştir. Bu durum Ahıska Türklerini ülkelerinde ağırlayan Özbek Türklerini rahatsız eder.

Son dönemlerini yaşayan Sovyetler Birliği varlığını göstermek amacıyla işgal ettiği ülkelere farklı bahanelerle askeri müdahelelerde bulunur. Bunun için de bölgelerde kaos ve kargaşa ortamı yaratır. Özbekistan’ın Fergana Vadisinde yaşayan Ahıska Türkleri Sovyetlerin bu kirli planının kurbanı olurlar.

Olaylar başlamadan önce Sovyetler Birliği istihbarat örgütü KGB elemanları sahaya iner ve Özbek Türklerini Ahıska Türklerine karşı doldururken, aynı zamanda silahlanmalarını sağlarlar. Ahıska Türklerinin ise ellerinde silah adına ne varsa alırlar.

Ahıska Türklerine kinlenen bölge halkı toplanarak Türklerin yaşadığı evleri kırmızı boya ile işaretler “buradan gitmezseniz sizi zorla göndereceğiz” şeklinde tehditler savururlar. Sadece bununla da yetinmez, yolda yakaladıkları Ahıska Türklerini kadın, erkek, çocuk, yaşlı farketmezsizin darp etmeye başlarlar. Bunun üzerine Ahıska Türkleri ailelerini korumak adına savunma moduna geçer, yıllarca emek ederek kurdukları yaşam yerlerini terk etmezler.

3 Haziran 1989 günü, Ahıska Türklerine karşı kinlenmiş Özbek Türklerinden oluşan kalabalıklar daha önceden tespit ederek işaretledikleri evlere aynı anda molotof ve silahlarla saldırmaya başlarlar. KGB olaylara öncülük etmek için hapishanelerde bulunan mahkumlara Ahıska Türklerini öldürmeleri için şartlı tahliye anlaşması yapmış, o gün hapishanedeki mahkumların neredeyse tamamı olaylara karışması için tahliye edilmiştir.

Günler sonra bölgeye gelen Kızıl Ordu’ya can güvenliklerini koruması için feryâd eden Ahıska Türklerine askerler alay edercesine gülerek karşılık verirler. Arkadan kendilerini öldürmek için gelen kalabalıklardan kaçan Ahıska Türklerinin karşısında bu sefer sözde yardım için gelen Kızıl Ordu durmuştur. Ahıska Türkleri Sovyet askerleri ve kendilerine düşman kesilmiş bir gurup Özbek Türkleri arasında ablukaya alınmış, o bölgede ölümlere varan korkunç kavgalar yaşanmıştır.

Olayların havadan ve karadan bir çok görüntüsü mevcut olmasına rağmen Sovyetler Birliği yaşananları medyaya servis etmemiş, diğer ülkelerde yaşayan Ahıska Türkleri günler sonra bölgeden kaçanlar sayesinde akrabalarının başına gelenlerden haberdar olmuştur.

Olaylardan bir kaç gün sonra Sovyetler medyasında basit mahalle kavgası gibi “Fergana Olayları” başlığıyla yayınlanan bugün aslında Ahıska Türklerinin ikinci sürgünüdür ve soykırım olarak değerlendirilmelidir. Çünkü yaşananlar Ahıska Türklerinin canlarına mal olmuş, mal varlıkları ellerinden alınmış, zarar verilmiştir. Hepsinden önce bölgede hiç Ahıska Türkü kalmamış, onlar Rusya ve Azerbaycan’a iltica etmek zorunda kalmıştır.

Fergana’dan Rusya’nın Krasnodar bölgesine iltica eden Ahıska Türklerine hükümet tarafından zulm devam etmiş, yıllarca oturma izni hakkı verilmemiş, Ahıska Türkleri polisler tarafından karakollara götürülerek işkencelere maruz kalmıştır. Bunun üzerine Ahıska Türkleri ABD’ye mektup yazmış, sığınma istemiştir. ABD Özbekistan’dan göçe maruz kalmış Ahıska Türklerini Krasnodar’dan kafileler halinde Amerika’ya götürerek onlara iş ve barınma desteği sağlamıştır.

 1989 seçimini kazanan Turgut Özal Orta Asya ülkelerine diplomatik seferdeyken Ahıska Türkleri ile tanışır, bu görüşme üzerine Türkiye’ye dönerken meclisten Ahıska Türkleri için kanun hazırlamalarını ister.
Ahıska Türklerine özel hazırlanan “Ahıska Türklerinin Türkiye’ye Dönüşü ve İskanına dair 3538 sayılı kanun yürürlüğe girer. Ahıska Türkleri Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin desteğiyle kafileler halinde Iğdır’a getirilir. Ahıska Türkleri için Türkiye kapısı ilk kez açılmıştır. Yaralarını sarmaya ve yaşananları unutmaya çalışan Ahıskalılar Sürgünden sonra onca yıl Türk olduğu için türlü işkencelere, tehditlere ve asimilasyon politikalarına maruz kalmış, yıllar sonra kendi ırkına mensup olan Türklere kavuşmuştur.

Özbekistan 3 Haziran 1989 yılında Ahıska Türklerinin başına gelen olaylar için bir kere olsun devlet seviyesinde özür dilemedi. Özbek Türkleri her ne kadar yaşananlardan dolayı pişman olsalar da, Özbekistan devletinin bu konudaki duyarsızlığı acılarını henüz unutmamış Ahıska Türklerini derinden üzmektedir. Özbek Türkleri yaşanan her şeyin farkındadır, ve hatta Özbekistan’dan iltica etmiş akademisyenler Fergana Soykırımı ile ilgili özür mektubu yayınlamış, pişmanlıklarını dile getirmiştir. Ahıska Türkleri aynı erdemi kendisine sığınan halkların can güvenliğinden sorumlu olan Özbekistan Devletinden de beklemektedir.

“Biz AHISKA GENÇLİK medyası olarak, sürgünden itibaren başına gelenleri bir türlü dünyaya duyuramayan, sürgünden sonra yurduna dönemeyen Ahıska Türk toplumunun fertleri olarak, toplumumuzun sesi olmaya devam edecek, tarihi haklarımızı alana kadar bu uğurda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bilinsin ki, Ahıska ezeli ve ebedi Türk toprağıdır ve Ahıska Türklerinin başına gelen tüm bu adaletsizlikler, soykırımlar sadece TÜRK olduğumuz içindir.

Sürgünde ve soykırımda şehit olan Ahıska Türklerini bu vesileyle saygıyla yad ediyor, yaban diyarlarda VATAN hasretiyle vefat edenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum.

Fergana Soykırımını Unutmadık, Unutmayacağız. Bir gün Ahıska Türkleri de Azerbaycan Türkleri gibi haklarına sahip çıkacak, ata baba yurtları Ahıska’da ocaklarını tüttürecektir. Bugün her bir Ahıska Türkü Ahıska’ya dönüş umuduyla yaşamakta, vatan sevgilerini kuşaktan kuşağa taşıyarak hedeflerine yaklaşmaktadır. “

 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.

deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2023 https://playdotjs.com/ deneme bonusu veren siteler bahis siteleri deneme bonusu veren siteler