Hematolojide Yapay Zekâdan Hücresel Tedavilere Yeni Dönem
GÜNDEM - GENEL
(DM) - DEMİRKAN MEDYA |
07.11.2026 - 18:55, Güncelleme:
07.11.2026 - 18:55 10115 kez okundu.
Hematolojide Yapay Zekâdan Hücresel Tedavilere Yeni Dönem
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103’üncü, Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59’uncu yılında düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi. Antalya’da gerçekleştirilen kongrede 1.200’ü aşkın katılımcı, hematolojideki bilimsel gelişmeleri ve yeni tedavi yaklaşımlarını ele aldı. Uzmanlar; yapay zekânın hekimlere destek olabileceğini, çocukluk çağı lösemilerinde başarı oranlarının arttığını ve kök hücre nakli ile CAR-T tedavisinin uygun hastalar için önemli seçenekler sunduğunu belirtti.
ANTALYA - Türk Hematoloji Derneği tarafından 3-7 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi, hekimleri, araştırmacıları ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Kongreyi 1.200’ü aşkın kişi takip etti. Bilimsel programda 34 oturumun yanı sıra 12 uydu sempozyumu, 17 sözel sunum oturumu ve farklı başlıklarda eğitim ve tartışma toplantıları yer aldı. Kongreye gönderilen bilimsel çalışmalar arasından 346 bildiri kabul edildi.
Kongrede öne çıkan başlıklardan biri, yapay zekânın hematolojideki olası kullanım alanları oldu. Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, yapay zekâ destekli sistemlerin kan sayımı, mikroskobik görüntüler, kemik iliği incelemeleri, genetik analizler ve klinik verilerin değerlendirilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.
Mehtap, yapay zekânın hekimlerin yerini alan bir teknoloji olarak değil, klinik karar süreçlerini destekleyen bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu sistemlerin farklı hasta gruplarında bilimsel olarak doğrulanması; hasta verilerinin gizliliği, algoritmaların şeffaflığı, olası yanlılıklar ve hasta güvenliğinin gözetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Dernek bünyesinde bir yıl önce kurulan Yapay Zekâ Bilimsel Çalışma Kolu’nun da bu alandaki çalışmalara öncülük ettiği bildirildi.
Çocukluk çağı lösemilerinde kişiye özel yaklaşım
Kongrede çocukluk çağı lösemilerindeki tanı ve tedavi gelişmeleri de ele alındı. Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, çocukluk çağı lösemilerinin büyük bölümünü akut lenfoblastik löseminin (ALL), daha küçük bir bölümünü ise akut miyeloid löseminin (AML) oluşturduğunu belirtti.
Ünüvar, uzun süren veya tekrarlayan ateş, solukluk, halsizlik, açıklanamayan morluklar, kanamalar, kemik ve eklem ağrıları ile lenf bezlerinde büyüme gibi bulguların hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin her zaman lösemi anlamına gelmediğini belirten Ünüvar, şüpheli durumlarda gerekli kan tetkiklerinin yapılmasının önemini vurguladı.
Tedavi başarısının löseminin alt tipine, genetik özelliklerine, hastanın risk grubuna ve tedaviye verdiği yanıta göre değişebildiğini kaydeden Ünüvar, akut lenfoblastik lösemide hastaların yüzde 85-90’ından fazlasında uzun süreli hastalıksız yaşamın mümkün olabildiğini aktardı. Tedavi planında kemoterapinin yanı sıra genetik incelemeler ve minimal rezidüel hastalık değerlendirmelerinden yararlanıldığını belirten Ünüvar; uygun hastalarda hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler ve kök hücre naklinin de gündeme gelebildiğini ifade etti.
Uzmanlar, tedavi sürecinde yalnızca hastalığın kontrolünün değil, çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve akademik gelişimlerinin korunmasının da önem taşıdığını vurguladı. Enfeksiyonların önlenmesi, beslenme ve psikososyal destek ile tedavi sonrası olası yan etkilerin izlenmesi, bakımın önemli parçaları arasında gösterildi.
Türkiye’de 2025’te 4 bin 215 kök hücre nakli
Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, hematopoetik kök hücre naklinin lösemi ve lenfomaların yanı sıra multipl miyelom, kemik iliği yetmezliği sendromları ve bazı kalıtsal kan hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını belirtti. Nakil kararının hastalığın türü ve evresi ile hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak verildiğini söyledi.
Ateşoğlu’nun paylaştığı 2025 verilerine göre Türkiye’de 1.681’i bağışçıdan, 2.534’ü hastanın kendi hücrelerinden olmak üzere toplam 4.215 kök hücre nakli gerçekleştirildi. Tam uyumlu verici bulunamayan bazı hastalar için haploidentik, yani yarı uyumlu aile bireylerinden yapılan nakillerin de seçenekler arasında yer aldığı belirtildi.
Ateşoğlu, gönüllü bağışçıların ve TÜRKÖK’ün nakil süreçlerindeki önemine dikkat çekerek, uygun eşleşme sağlandığında bağış kararının sürdürülmesinin hastalar açısından değer taşıdığını ifade etti.
CAR-T her hasta için uygun değil
Kongrede ele alınan bir diğer hücresel tedavi yöntemi CAR-T oldu. Bu tedavide hastanın T hücreleri laboratuvarda kanser hücrelerini tanıyıp hedefleyecek biçimde değiştirilerek yeniden hastaya veriliyor. Uzmanlara göre CAR-T, özellikle bazı dirençli veya tekrarlayan lösemi, lenfoma ve multipl miyelom türlerinde seçenek olabiliyor; ancak her hastaya uygun değil ve ciddi yan etkiler nedeniyle deneyimli merkezlerde yakın takip gerektiriyor.
Ateşoğlu, Türkiye’de CAR-T alanında araştırma, üretim altyapısı ve klinik çalışmaların ilerlediğini belirterek, bu tedavilere erişimin bilimsel kanıtlar ve güvenlik standartları doğrultusunda geliştirilmesinin önemini vurguladı.
Anemide önce neden araştırılmalı
Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Emre Eşkazan ise aneminin yalnızca halsizlikle açıklanamayabileceğini; demir, B12 vitamini ve folat eksikliklerinin yanı sıra kronik böbrek hastalıkları, iltihabi hastalıklar, kan kayıpları ve kemik iliğini etkileyen rahatsızlıklardan kaynaklanabileceğini kaydetti.
Eşkazan, anemi saptanan herkese doğrudan demir tedavisi başlanmasının doğru olmadığını, öncelikle altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini belirtti. Uzun süren halsizlik ve yorgunluk şikâyetlerinin değerlendirilmesi, doğru tanı ve nedene yönelik tedavi için hekim takibinin önem taşıdığını ifade etti.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103’üncü, Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59’uncu yılında düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi. Antalya’da gerçekleştirilen kongrede 1.200’ü aşkın katılımcı, hematolojideki bilimsel gelişmeleri ve yeni tedavi yaklaşımlarını ele aldı. Uzmanlar; yapay zekânın hekimlere destek olabileceğini, çocukluk çağı lösemilerinde başarı oranlarının arttığını ve kök hücre nakli ile CAR-T tedavisinin uygun hastalar için önemli seçenekler sunduğunu belirtti.
ANTALYA - Türk Hematoloji Derneği tarafından 3-7 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi, hekimleri, araştırmacıları ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Kongreyi 1.200’ü aşkın kişi takip etti. Bilimsel programda 34 oturumun yanı sıra 12 uydu sempozyumu, 17 sözel sunum oturumu ve farklı başlıklarda eğitim ve tartışma toplantıları yer aldı. Kongreye gönderilen bilimsel çalışmalar arasından 346 bildiri kabul edildi.
Kongrede öne çıkan başlıklardan biri, yapay zekânın hematolojideki olası kullanım alanları oldu. Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, yapay zekâ destekli sistemlerin kan sayımı, mikroskobik görüntüler, kemik iliği incelemeleri, genetik analizler ve klinik verilerin değerlendirilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Mehtap, yapay zekânın hekimlerin yerini alan bir teknoloji olarak değil, klinik karar süreçlerini destekleyen bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu sistemlerin farklı hasta gruplarında bilimsel olarak doğrulanması; hasta verilerinin gizliliği, algoritmaların şeffaflığı, olası yanlılıklar ve hasta güvenliğinin gözetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Dernek bünyesinde bir yıl önce kurulan Yapay Zekâ Bilimsel Çalışma Kolu’nun da bu alandaki çalışmalara öncülük ettiği bildirildi.
Çocukluk çağı lösemilerinde kişiye özel yaklaşım
Kongrede çocukluk çağı lösemilerindeki tanı ve tedavi gelişmeleri de ele alındı. Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, çocukluk çağı lösemilerinin büyük bölümünü akut lenfoblastik löseminin (ALL), daha küçük bir bölümünü ise akut miyeloid löseminin (AML) oluşturduğunu belirtti.
Ünüvar, uzun süren veya tekrarlayan ateş, solukluk, halsizlik, açıklanamayan morluklar, kanamalar, kemik ve eklem ağrıları ile lenf bezlerinde büyüme gibi bulguların hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin her zaman lösemi anlamına gelmediğini belirten Ünüvar, şüpheli durumlarda gerekli kan tetkiklerinin yapılmasının önemini vurguladı.
Tedavi başarısının löseminin alt tipine, genetik özelliklerine, hastanın risk grubuna ve tedaviye verdiği yanıta göre değişebildiğini kaydeden Ünüvar, akut lenfoblastik lösemide hastaların yüzde 85-90’ından fazlasında uzun süreli hastalıksız yaşamın mümkün olabildiğini aktardı. Tedavi planında kemoterapinin yanı sıra genetik incelemeler ve minimal rezidüel hastalık değerlendirmelerinden yararlanıldığını belirten Ünüvar; uygun hastalarda hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler ve kök hücre naklinin de gündeme gelebildiğini ifade etti.

Uzmanlar, tedavi sürecinde yalnızca hastalığın kontrolünün değil, çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve akademik gelişimlerinin korunmasının da önem taşıdığını vurguladı. Enfeksiyonların önlenmesi, beslenme ve psikososyal destek ile tedavi sonrası olası yan etkilerin izlenmesi, bakımın önemli parçaları arasında gösterildi.
Türkiye’de 2025’te 4 bin 215 kök hücre nakli
Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, hematopoetik kök hücre naklinin lösemi ve lenfomaların yanı sıra multipl miyelom, kemik iliği yetmezliği sendromları ve bazı kalıtsal kan hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını belirtti. Nakil kararının hastalığın türü ve evresi ile hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak verildiğini söyledi.
Ateşoğlu’nun paylaştığı 2025 verilerine göre Türkiye’de 1.681’i bağışçıdan, 2.534’ü hastanın kendi hücrelerinden olmak üzere toplam 4.215 kök hücre nakli gerçekleştirildi. Tam uyumlu verici bulunamayan bazı hastalar için haploidentik, yani yarı uyumlu aile bireylerinden yapılan nakillerin de seçenekler arasında yer aldığı belirtildi.
Ateşoğlu, gönüllü bağışçıların ve TÜRKÖK’ün nakil süreçlerindeki önemine dikkat çekerek, uygun eşleşme sağlandığında bağış kararının sürdürülmesinin hastalar açısından değer taşıdığını ifade etti.
CAR-T her hasta için uygun değil
Kongrede ele alınan bir diğer hücresel tedavi yöntemi CAR-T oldu. Bu tedavide hastanın T hücreleri laboratuvarda kanser hücrelerini tanıyıp hedefleyecek biçimde değiştirilerek yeniden hastaya veriliyor. Uzmanlara göre CAR-T, özellikle bazı dirençli veya tekrarlayan lösemi, lenfoma ve multipl miyelom türlerinde seçenek olabiliyor; ancak her hastaya uygun değil ve ciddi yan etkiler nedeniyle deneyimli merkezlerde yakın takip gerektiriyor.
Ateşoğlu, Türkiye’de CAR-T alanında araştırma, üretim altyapısı ve klinik çalışmaların ilerlediğini belirterek, bu tedavilere erişimin bilimsel kanıtlar ve güvenlik standartları doğrultusunda geliştirilmesinin önemini vurguladı.
Anemide önce neden araştırılmalı
Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Emre Eşkazan ise aneminin yalnızca halsizlikle açıklanamayabileceğini; demir, B12 vitamini ve folat eksikliklerinin yanı sıra kronik böbrek hastalıkları, iltihabi hastalıklar, kan kayıpları ve kemik iliğini etkileyen rahatsızlıklardan kaynaklanabileceğini kaydetti.
Eşkazan, anemi saptanan herkese doğrudan demir tedavisi başlanmasının doğru olmadığını, öncelikle altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini belirtti. Uzun süren halsizlik ve yorgunluk şikâyetlerinin değerlendirilmesi, doğru tanı ve nedene yönelik tedavi için hekim takibinin önem taşıdığını ifade etti.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.