İslamköy'den Cumhurbaşkanlığına Uzanan Bir Ömür: Süleyman Demirel’i Anarken

GÜNDEM - GENEL (DM) - DEMİRKAN MEDYA | 13.06.2026 - 01:14, Güncelleme: 13.06.2026 - 09:49 92 kez okundu.
 

İslamköy'den Cumhurbaşkanlığına Uzanan Bir Ömür: Süleyman Demirel’i Anarken

Vefatının yıl dönümünde 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, devlet adamlığının yanı sıra insanlığı, mütevazılığı, nüktedan kişiliği ve unutulmaz anılarıyla anılıyor. Köyünden kopmayan, dostlarını unutmayan, vatandaşla aynı sofraya oturan Demirel, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki yerini koruyor.
ISPARTA - Türk siyasetinin unutulmaz isimlerinden, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, vefatının yıl dönümünde sevgi, saygı ve özlemle anılıyor. Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy’de 1 Kasım 1924 tarihinde dünyaya gelen Demirel, köyünden başlayıp Cumhurbaşkanlığı makamına uzanan yarım asırlık siyasi yolculuğuyla Türkiye’nin yakın tarihine damga vurdu. - BARAJLAR KRALI     İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mühendis olarak çalışma hayatına başlayan Demirel, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü görevine kadar yükseldi. İnşa edilen barajlar ve sulama projeleri nedeniyle “Barajlar Kralı” olarak anılan Demirel, siyasete Adalet Partisi’nde adım attı.   Türkiye’nin en genç genel müdürü ve en genç başbakanlarından biri olarak tarihe geçti. Altı kez hükümet kuran, yaklaşık 12 yıl başbakanlık yapan ve 16 Mayıs 1993’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 9. Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, devlet yönetiminde bıraktığı derin izlerle hafızalara kazındı.                                                                    17 Haziran 2015 tarihinde Ankara’da hayatını kaybeden Demirel, devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanarak İslamköy’deki anıt mezarında ebedi istirahatgahına defnedildi. Ancak aradan geçen yıllara rağmen, halkın gönlündeki “Baba” "Barajlar Kralı" ve “Çoban Sülü” olarak yaşamaya devam ediyor.     Demirel’i farklı kılan yalnızca siyasi başarıları değildi. Hazır cevaplılığı, güçlü hafızası, esprili kişiliği ve insanlarla kurduğu samimi bağ onu Türkiye’nin en sevilen siyasetçilerinden biri haline getirdi. Yıllar sonra bile karşılaştığı insanları isimleriyle, hatta lakaplarıyla hatırlaması, vatandaşın gönlünde ayrı bir yer edinmesini sağladı.   Değerli insan Demirel'i ölüm yıldönümünde anmadan geçmek olmazdı. Siyaset adamı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Demirel herşeyden önce insan Demirel'di. Ispartalı yazar ve emekli öğretmen olan Ali Telli çok güzel bir kitap kaleme almış; "Türkiye’yi Yöneten Ispartalılar". Bu kitapta Demirel'in hayatı var. Hayatının bir döneminde Demirel ile ilgili tecrübe yaşamış insanların hatıraları var. Kitapta yer alan anılar da Demirel’in bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor.     İşte kitaptaki bu anılardan birkaçı;     - ISPARTA KEBABINI UÇAKTA YEDİ Isparta’nın tanınmış kebap ustalarından Hüseyin Açıkalın’ın anlattığı anı bunlardan biri. Açıkalın, Demirel’in Isparta kebabına olan düşkünlüğünü anlatırken, bir ziyaret sırasında hazırlanan kebabın polis eskortları eşliğinde eski model bir Renault’un bagajında Gölcük’ten Atabey’e, oradan da Dereboğazı’na taşındığını aktarıyor. Program yoğunluğu nedeniyle sofraya oturamayan Demirel’in, “Oğlum, ben burada oturup yiyemem, en iyisi bunu uçakta yiyeyim. Bana kebabı paketleyin.” diyerek kebabı uçağa götürüp yemesi, hafızalarda kalan renkli anılardan biri olarak anlatılıyor. Açıkalın’a göre Demirel, Isparta kebabını her zaman yöresel usule uygun şekilde eliyle yerdi.   -TARİHE GEÇEN CEVAPLAR Demirel’in nüktedan kişiliğini anlatan isimlerden biri de eski SDÜ Rektörü Metin Lütfi Baydar oldu. Baydar, Demirel’in üniversitenin açılış ve mezuniyet törenlerine katılmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, gazetecilerin ekonomik krizle ilgili sorularına verdiği unutulmaz cevabı hatırlatıyor: “Yağmur yağarken ben ıslanmam diyemezsiniz. Ya şemsiye açacaksınız ya da saçak altına kaçacaksınız.” Yine Türkiye’nin bölünüp bölünmeyeceğine ilişkin sorular karşısında verdiği “Rahat uyuyun ama uyakalmayın” yanıtı da Türk siyasi tarihinin hafızalara kazınan sözleri arasında yer alıyor. Baydar’ın anlattığı bir başka anı ise Demirel’in ileri görüşlülüğünü ortaya koyuyor. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde yapılması planlanan kültür merkezinin kapasitesinin bin kişiden beş bin kişiye çıkarılmasını isteyen Demirel’in, projeye destek verilmesi için dönemin yetkililerini bizzat araması, onun büyük düşünme anlayışının bir örneği olarak gösteriliyor. - BU ÇOCUKLAR OKUTULMALI Kitapta yer alan Avukat Güngör Çakmakçı’nın aktardığı aile hatırası ise Demirel kardeşlerin başarı hikâyesinin temelinde eğitime verilen önemi gözler önüne seriyor. Çakmakçı’nın babası Hilmi Çakmakçı’nın, Demirel kardeşlerin babası Hacı Yahya Demirel’e yıllar önce “Bu çocuklar dana güdecek adam değiller, okutulmalı; ikisi de mühendis olacak” dediği anlatılıyor. Nitekim yıllar sonra iki kardeş de mühendis olurken, Süleyman Demirel Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olarak ülke tarihine geçti. - İNSANLARI YÜZLERİNDEN TANIRDI İslamköylü Mümtaz Elvan'ın anlattığı bir anı, Demirel'in insan hafızasını gözler önüne seriyor. Bir belediye başkanının ziyaret sırasında selamını iletmeyi unuttuğu bir ayakkabı boyacısını Demirel yıllar sonra hatırlıyor ve kapıdan çıkmak üzere olan misafirine dönerek, "Benim boyacı ne yapıyor?" diye soruyor. Belediye başkanı şaşkınlığını gizleyemezken, Demirel'in insanları unutmayan yapısı bir kez daha ortaya çıkıyor. - BAŞBAKAN OLDU AMA KÖYÜNÜ DEĞİŞTİRMEDİ Demirel'in köylüsü Mümtaz Elvan'a göre, devletin en üst makamlarına yükselmesine rağmen İslamköy aynı mütevazı yapısını korudu. "Başbakan oldu, Cumhurbaşkanı oldu ama köyün dokusu değişmedi. Ne villalar yapıldı ne gösterişli hayatlar yaşandı. Demirel'in yatı da yoktu, katı da yoktu. Köye geldiğinde önce büyüklerinin elini öperdi. Gururu ve kibri olmayan bir insandı" sözleriyle Demirel'in yaşam anlayışını anlatıyor. - POLİTİKADA RAKİP, DOSTLUKTA KARDEŞ Yakaörenli Ahmi Gösterici'nin anlattığı anı ise Demirel'in demokrasi ve dostluk anlayışını ortaya koyuyor. Bir dönem birlikte siyaset yaptığı köyün ileri gelenleri başka bir partiye geçince çevresindekiler onların çağrılmamasını istiyor. Ancak Demirel buna izin vermiyor: "Arkadaşlığın partisi olmaz. Biz onlarla dostuz. Arkadaşlık ayrı, siyaset ayrıdır. İnsanlar aynı düşüncede olmak zorunda değildir. Herkes fikrinde hürdür." Bu yaklaşım, Demirel'in yıllar boyunca savunduğu demokratik kültürün en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer aldı. - AĞAÇTAN DÜĞME YAPAN ÇOCUK Ahmi Gösterici'nin Demirel'in çocukluk yıllarına ait anlatığı bir hikâye ise onun pratik zekâsını ortaya koyuyor. Henüz 10-11 yaşlarındayken ceketin düğmesi kopunca, soğuk havada üşümemek için ağaçtan küçük bir çatal keserek bunu düğme yerine kullandığını anlatıyor. O olaya tanık olan ev sahibi, babası Yahya Demirel'e dönerek:"Bu çocuk ileride büyük adam olacak" diyor. Yıllar sonra o çocuk Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı oluyor. - ÇİFTÇİYLE AYNI SOFRADA ISVAK'ın kurucularından Ahmet Şahlan'ın anlattığı bir anı da Demirel'in halkla kurduğu güçlü bağı gösteriyor. Seçim gezisi sırasında yol kenarında çift süren bir köylünün yanına oturan Demirel, çiftçinin çıkınındaki yufka ve soğanı paylaşarak yemek yiyor. Çevresindekilere de: "Hadi bakalım, çiftçi kumanyasının tadına bakın" diyerek ikram ediyor. Bu görüntü, onun halktan biri olmayı hiçbir zaman bırakmadığının göstergelerinden biri olarak hafızalarda kaldı. - BOĞAZ KÖPRÜSÜ'NÜ ÖĞRENCİYKEN HAYAL ETMİŞTİ Çocukluk arkadaşı İsmail Üstün'ün oğlu Rafet Üstün tarafından aktarılan anı ise Demirel'in vizyonunu ortaya koyuyor.İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisiyken Ortaköy sahilinde yürürken:"Buradan karşıya bir köprü yapılsa İstanbul bambaşka bir şehir olur" diyen Demirel, yıllar sonra Başbakan olduğunda Boğaziçi Köprüsü'nün hayata geçirilmesini sağlayan isimlerden biri oldu. - GÜNİZ SOKAK HERKESE AÇIKTI     Cumhurbaşkanlığı sonrasında Ankara Güniz Sokak'taki evi de vatandaşların uğrak noktasıydı. Demirel'in doktoru ve eski Isparta milletvekili Aylin Cesur'un anlattığına göre: "Demirel, kapısına gelen hiç kimseyi geri çevirmezdi. Güniz Sokak'taki evi, kimsenin geri çevrilmeden içeri alındığı bir çare müessesesiydi.   Bunların içinde "Deli" dedikleri saf vatandaşlar da vardı. Bunlar, Güniz Sokak'ın müdavimleriydi. Onlar da geri çevrilmez, evin karşısında bulunan lokantada yemek yedirilmesi talimatıyla korumalara yemek parasını, yol parasını verirdi. Cebine de harçlık koyduğu kimseler vardı. Onları çok iyi karşılar, ağırlardık. Kendisi de mutlaka kabul eder, bizzat ilgilenirdi. Onlardan birisi de Adapazarı'ndan gelen Ümit'ti". Aylin Cesur, Ümit'in hikâyesini şöyle anlatıyor: ​"Ümit, üstü başı dökük, yara bere içinde gelir, Demirel'e sarılır, ellerini öper, hâl hatır sorar, giderdi. Sağlıkla ilgili sorunu varsa hastaneye götürür, tedavi ettirirdik. Otobüse bindirir, gönderirdi. Sayın Demirel, Ümit'in eve varıp varmadığını ailesini aratıp takip ederdi. Ümit'in, Sayın Cumhurbaşkanımızın vefatından sonra üç gün ağlayıp sonra da vefat ettiğini duyduk. Öyle derinleşti ki üzüntüm, tarif edilmez bir şey bu." Ümit'in hikâyesi, "Baba" lakabının neden halk tarafından verildiğini bir kez daha gösteriyor. - YOLLAR YÜRÜMEKLE AŞINMAZ   ​Eski Ekonomi Bakanı Aykon Doğan, 1968 yılında Fransa'daki büyük "68 Kuşağı" protestolarına tanıklık ettikten sonra Türkiye'ye döner. Süleyman Demirel'e, Paris'teki aylarca süren kitlesel yürüyüşlerde tek bir camın bile kırılmadığını ve yağma yapılmadığını anlatır. Bunun üzerine Demirel, tarihe geçen ünlü sözünü söyler: ​"İşte aradığımız bu! Yeter ki kırma dökme olmasın. Yollar yürümekle aşınmaz." ​ - 65 YAŞ MAAŞI KANUNU'NUN DOĞUŞU 1976 yılında Süleyman Demirel, Aykon Doğan'a köylerde hiçbir geliri olmayan, ulu dut ağaçlarının altında oturan ve çocuklarından sigara parası istemeye bile utanan muhtaç yaşlıları hatırlatır. Bu durumdaki yaşlıların onurunu korumak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak adına acilen bir maaş bağlanması talimatını verir. Bu talimat doğrultusunda hazırlanan ve Temmuz 1976'da yürürlüğe giren kamuoyundaki adıyla "65 Yaş Kanunu", milyonlarca yaşlının derdine çare olur.   Süleyman Demirel, yalnızca siyasi makamlarıyla değil, insan ilişkileriyle, memleketine olan bağlılığıyla ve geride bıraktığı eserlerle de anılıyor. Onun hayatı birkaç cümleye sığdırılamayacak kadar zengin bir tecrübe ve mücadele hikâyesi. Köyünden çıkıp devletin zirvesine uzanan bu yolculuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin fırsat eşitliği ve demokrasi serüveninin de en önemli simgelerinden biri olarak tarihteki yerini koruyor.    Vefatının üzerinden yıllar geçmiş olsa da “Baba” lakabıyla milyonların hafızasında yaşayan Süleyman Demirel, Türk siyasetinin en renkli, en tecrübeli ve en etkili liderlerinden biri olarak saygıyla anılmaya devam ediyor.    
Vefatının yıl dönümünde 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, devlet adamlığının yanı sıra insanlığı, mütevazılığı, nüktedan kişiliği ve unutulmaz anılarıyla anılıyor. Köyünden kopmayan, dostlarını unutmayan, vatandaşla aynı sofraya oturan Demirel, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki yerini koruyor.

ISPARTA Türk siyasetinin unutulmaz isimlerinden, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, vefatının yıl dönümünde sevgi, saygı ve özlemle anılıyor. Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy’de 1 Kasım 1924 tarihinde dünyaya gelen Demirel, köyünden başlayıp Cumhurbaşkanlığı makamına uzanan yarım asırlık siyasi yolculuğuyla Türkiye’nin yakın tarihine damga vurdu.

- BARAJLAR KRALI

 

 

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mühendis olarak çalışma hayatına başlayan Demirel, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü görevine kadar yükseldi. İnşa edilen barajlar ve sulama projeleri nedeniyle “Barajlar Kralı” olarak anılan Demirel, siyasete Adalet Partisi’nde adım attı.

 

Türkiye’nin en genç genel müdürü ve en genç başbakanlarından biri olarak tarihe geçti. Altı kez hükümet kuran, yaklaşık 12 yıl başbakanlık yapan ve 16 Mayıs 1993’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 9. Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, devlet yönetiminde bıraktığı derin izlerle hafızalara kazındı.

                                                                  

17 Haziran 2015 tarihinde Ankara’da hayatını kaybeden Demirel, devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanarak İslamköy’deki anıt mezarında ebedi istirahatgahına defnedildi. Ancak aradan geçen yıllara rağmen, halkın gönlündeki “Baba” "Barajlar Kralı" ve “Çoban Sülü” olarak yaşamaya devam ediyor.

 

 

Demirel’i farklı kılan yalnızca siyasi başarıları değildi. Hazır cevaplılığı, güçlü hafızası, esprili kişiliği ve insanlarla kurduğu samimi bağ onu Türkiye’nin en sevilen siyasetçilerinden biri haline getirdi. Yıllar sonra bile karşılaştığı insanları isimleriyle, hatta lakaplarıyla hatırlaması, vatandaşın gönlünde ayrı bir yer edinmesini sağladı.


 

Değerli insan Demirel'i ölüm yıldönümünde anmadan geçmek olmazdı. Siyaset adamı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Demirel herşeyden önce insan Demirel'di. Ispartalı yazar ve emekli öğretmen olan Ali Telli çok güzel bir kitap kaleme almış; "Türkiye’yi Yöneten Ispartalılar". Bu kitapta Demirel'in hayatı var. Hayatının bir döneminde Demirel ile ilgili tecrübe yaşamış insanların hatıraları var. Kitapta yer alan anılar da Demirel’in bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor.


 

 

İşte kitaptaki bu anılardan birkaçı;


 

 

- ISPARTA KEBABINI UÇAKTA YEDİ

Isparta’nın tanınmış kebap ustalarından Hüseyin Açıkalın’ın anlattığı anı bunlardan biri. Açıkalın, Demirel’in Isparta kebabına olan düşkünlüğünü anlatırken, bir ziyaret sırasında hazırlanan kebabın polis eskortları eşliğinde eski model bir Renault’un bagajında Gölcük’ten Atabey’e, oradan da Dereboğazı’na taşındığını aktarıyor. Program yoğunluğu nedeniyle sofraya oturamayan Demirel’in, “Oğlum, ben burada oturup yiyemem, en iyisi bunu uçakta yiyeyim. Bana kebabı paketleyin.” diyerek kebabı uçağa götürüp yemesi, hafızalarda kalan renkli anılardan biri olarak anlatılıyor. Açıkalın’a göre Demirel, Isparta kebabını her zaman yöresel usule uygun şekilde eliyle yerdi.
 

-TARİHE GEÇEN CEVAPLAR

Demirel’in nüktedan kişiliğini anlatan isimlerden biri de eski SDÜ Rektörü Metin Lütfi Baydar oldu. Baydar, Demirel’in üniversitenin açılış ve mezuniyet törenlerine katılmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, gazetecilerin ekonomik krizle ilgili sorularına verdiği unutulmaz cevabı hatırlatıyor: “Yağmur yağarken ben ıslanmam diyemezsiniz. Ya şemsiye açacaksınız ya da saçak altına kaçacaksınız.” Yine Türkiye’nin bölünüp bölünmeyeceğine ilişkin sorular karşısında verdiği “Rahat uyuyun ama uyakalmayın” yanıtı da Türk siyasi tarihinin hafızalara kazınan sözleri arasında yer alıyor.

Baydar’ın anlattığı bir başka anı ise Demirel’in ileri görüşlülüğünü ortaya koyuyor. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde yapılması planlanan kültür merkezinin kapasitesinin bin kişiden beş bin kişiye çıkarılmasını isteyen Demirel’in, projeye destek verilmesi için dönemin yetkililerini bizzat araması, onun büyük düşünme anlayışının bir örneği olarak gösteriliyor.

- BU ÇOCUKLAR OKUTULMALI

Kitapta yer alan Avukat Güngör Çakmakçı’nın aktardığı aile hatırası ise Demirel kardeşlerin başarı hikâyesinin temelinde eğitime verilen önemi gözler önüne seriyor. Çakmakçı’nın babası Hilmi Çakmakçı’nın, Demirel kardeşlerin babası Hacı Yahya Demirel’e yıllar önce “Bu çocuklar dana güdecek adam değiller, okutulmalı; ikisi de mühendis olacak” dediği anlatılıyor. Nitekim yıllar sonra iki kardeş de mühendis olurken, Süleyman Demirel Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olarak ülke tarihine geçti.

- İNSANLARI YÜZLERİNDEN TANIRDI

İslamköylü Mümtaz Elvan'ın anlattığı bir anı, Demirel'in insan hafızasını gözler önüne seriyor. Bir belediye başkanının ziyaret sırasında selamını iletmeyi unuttuğu bir ayakkabı boyacısını Demirel yıllar sonra hatırlıyor ve kapıdan çıkmak üzere olan misafirine dönerek, "Benim boyacı ne yapıyor?" diye soruyor. Belediye başkanı şaşkınlığını gizleyemezken, Demirel'in insanları unutmayan yapısı bir kez daha ortaya çıkıyor.

- BAŞBAKAN OLDU AMA KÖYÜNÜ DEĞİŞTİRMEDİ

Demirel'in köylüsü Mümtaz Elvan'a göre, devletin en üst makamlarına yükselmesine rağmen İslamköy aynı mütevazı yapısını korudu. "Başbakan oldu, Cumhurbaşkanı oldu ama köyün dokusu değişmedi. Ne villalar yapıldı ne gösterişli hayatlar yaşandı. Demirel'in yatı da yoktu, katı da yoktu. Köye geldiğinde önce büyüklerinin elini öperdi. Gururu ve kibri olmayan bir insandı" sözleriyle Demirel'in yaşam anlayışını anlatıyor.

- POLİTİKADA RAKİP, DOSTLUKTA KARDEŞ

Yakaörenli Ahmi Gösterici'nin anlattığı anı ise Demirel'in demokrasi ve dostluk anlayışını ortaya koyuyor. Bir dönem birlikte siyaset yaptığı köyün ileri gelenleri başka bir partiye geçince çevresindekiler onların çağrılmamasını istiyor. Ancak Demirel buna izin vermiyor: "Arkadaşlığın partisi olmaz. Biz onlarla dostuz. Arkadaşlık ayrı, siyaset ayrıdır. İnsanlar aynı düşüncede olmak zorunda değildir. Herkes fikrinde hürdür." Bu yaklaşım, Demirel'in yıllar boyunca savunduğu demokratik kültürün en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer aldı.

- AĞAÇTAN DÜĞME YAPAN ÇOCUK

Ahmi Gösterici'nin Demirel'in çocukluk yıllarına ait anlatığı bir hikâye ise onun pratik zekâsını ortaya koyuyor.
Henüz 10-11 yaşlarındayken ceketin düğmesi kopunca, soğuk havada üşümemek için ağaçtan küçük bir çatal keserek bunu düğme yerine kullandığını anlatıyor. O olaya tanık olan ev sahibi, babası Yahya Demirel'e dönerek:
"Bu çocuk ileride büyük adam olacak" diyor. Yıllar sonra o çocuk Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı oluyor.


- ÇİFTÇİYLE AYNI SOFRADA

ISVAK'ın kurucularından Ahmet Şahlan'ın anlattığı bir anı da Demirel'in halkla kurduğu güçlü bağı gösteriyor.
Seçim gezisi sırasında yol kenarında çift süren bir köylünün yanına oturan Demirel, çiftçinin çıkınındaki yufka ve soğanı paylaşarak yemek yiyor. Çevresindekilere de: "Hadi bakalım, çiftçi kumanyasının tadına bakın"
diyerek ikram ediyor. Bu görüntü, onun halktan biri olmayı hiçbir zaman bırakmadığının göstergelerinden biri olarak hafızalarda kaldı.

- BOĞAZ KÖPRÜSÜ'NÜ ÖĞRENCİYKEN HAYAL ETMİŞTİ

Çocukluk arkadaşı İsmail Üstün'ün oğlu Rafet Üstün tarafından aktarılan anı ise Demirel'in vizyonunu ortaya koyuyor.İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisiyken Ortaköy sahilinde yürürken:"Buradan karşıya bir köprü yapılsa İstanbul bambaşka bir şehir olur" diyen Demirel, yıllar sonra Başbakan olduğunda Boğaziçi Köprüsü'nün hayata geçirilmesini sağlayan isimlerden biri oldu.

- GÜNİZ SOKAK HERKESE AÇIKTI

 

 

Cumhurbaşkanlığı sonrasında Ankara Güniz Sokak'taki evi de vatandaşların uğrak noktasıydı. Demirel'in doktoru ve eski Isparta milletvekili Aylin Cesur'un anlattığına göre: "Demirel, kapısına gelen hiç kimseyi geri çevirmezdi. Güniz Sokak'taki evi, kimsenin geri çevrilmeden içeri alındığı bir çare müessesesiydi.

 

Bunların içinde "Deli" dedikleri saf vatandaşlar da vardı. Bunlar, Güniz Sokak'ın müdavimleriydi. Onlar da geri çevrilmez, evin karşısında bulunan lokantada yemek yedirilmesi talimatıyla korumalara yemek parasını, yol parasını verirdi. Cebine de harçlık koyduğu kimseler vardı. Onları çok iyi karşılar, ağırlardık. Kendisi de mutlaka kabul eder, bizzat ilgilenirdi. Onlardan birisi de Adapazarı'ndan gelen Ümit'ti".

Aylin Cesur, Ümit'in hikâyesini şöyle anlatıyor: ​"Ümit, üstü başı dökük, yara bere içinde gelir, Demirel'e sarılır, ellerini öper, hâl hatır sorar, giderdi. Sağlıkla ilgili sorunu varsa hastaneye götürür, tedavi ettirirdik. Otobüse bindirir, gönderirdi. Sayın Demirel, Ümit'in eve varıp varmadığını ailesini aratıp takip ederdi. Ümit'in, Sayın Cumhurbaşkanımızın vefatından sonra üç gün ağlayıp sonra da vefat ettiğini duyduk. Öyle derinleşti ki üzüntüm, tarif edilmez bir şey bu." Ümit'in hikâyesi, "Baba" lakabının neden halk tarafından verildiğini bir kez daha gösteriyor.

- YOLLAR YÜRÜMEKLE AŞINMAZ

 

​Eski Ekonomi Bakanı Aykon Doğan, 1968 yılında Fransa'daki büyük "68 Kuşağı" protestolarına tanıklık ettikten sonra Türkiye'ye döner. Süleyman Demirel'e, Paris'teki aylarca süren kitlesel yürüyüşlerde tek bir camın bile kırılmadığını ve yağma yapılmadığını anlatır. Bunun üzerine Demirel, tarihe geçen ünlü sözünü söyler: ​"İşte aradığımız bu! Yeter ki kırma dökme olmasın. Yollar yürümekle aşınmaz."

- 65 YAŞ MAAŞI KANUNU'NUN DOĞUŞU

1976 yılında Süleyman Demirel, Aykon Doğan'a köylerde hiçbir geliri olmayan, ulu dut ağaçlarının altında oturan ve çocuklarından sigara parası istemeye bile utanan muhtaç yaşlıları hatırlatır. Bu durumdaki yaşlıların onurunu korumak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak adına acilen bir maaş bağlanması talimatını verir. Bu talimat doğrultusunda hazırlanan ve Temmuz 1976'da yürürlüğe giren kamuoyundaki adıyla "65 Yaş Kanunu", milyonlarca yaşlının derdine çare olur.

 

Süleyman Demirel, yalnızca siyasi makamlarıyla değil, insan ilişkileriyle, memleketine olan bağlılığıyla ve geride bıraktığı eserlerle de anılıyor. Onun hayatı birkaç cümleye sığdırılamayacak kadar zengin bir tecrübe ve mücadele hikâyesi. Köyünden çıkıp devletin zirvesine uzanan bu yolculuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin fırsat eşitliği ve demokrasi serüveninin de en önemli simgelerinden biri olarak tarihteki yerini koruyor. 

 

Vefatının üzerinden yıllar geçmiş olsa da “Baba” lakabıyla milyonların hafızasında yaşayan Süleyman Demirel, Türk siyasetinin en renkli, en tecrübeli ve en etkili liderlerinden biri olarak saygıyla anılmaya devam ediyor.

 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.