Müze Yıkıldı, Sırada Falezler mi Var?
Müze Yıkıldı, Sırada Falezler mi Var?
Mimarlar Odası ve Müze Çalışma Grubu’ndan sert uyarı: “Cumhuriyet’in simgesel kültür aksı yok olma tehlikesi altında. Müzenin yıkımı bir son değil, başlangıç.”
ANTALYA – Antalya’da Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu kültürel aks için endişeler büyüyor. Mimarlar Odası ve Müze Çalışma Grubu üyeleri tarafından yapılan basın açıklamasında, kentin simgesel hattının parçalanma riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Açıklamada, müzenin yıkılmasıyla sürecin bitmediği, aksine yeni bir mücadelenin başladığı ifade edildi.
- “Bu yapılar sadece beton değil, toplumsal bellektir”
Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği’ne atıf yapılan açıklamada, mimarlığın en temel sorumluluklarından birinin insanlık mirasını korumak olduğu belirtildi. Açıklamada, “Mimari eserler yalnızca yapılar değil; geçmişin tanıkları ve toplumsal belleğin taşıyıcılarıdır. Geleceğin güçlü temelleri, bu mirasın korunmasıyla mümkündür” denildi.
Basın metninde, söz konusu alanın yalnızca fiziksel bir mekân olmadığına dikkat çekilerek, güneyde dünyaca ünlü falezler, ortada müze yapısı ve kuzeyde turizm eğitimi veren okul ile Cumhuriyet döneminin planlı kalkınma anlayışının somutlaştığı bir aks olduğu ifade edildi.

- Cumhuriyet’in yarışmayla kazandırdığı eserler
Açıklamada, hem müze yapısının hem de turizm eğitimine ayrılan yapının ulusal mimari proje yarışmalarıyla elde edildiği hatırlatıldı. Böylece dönemin anlayışının, bu alanı sıradan bir yapılaşma bölgesi olarak değil; simgesel ve kamusal değeri yüksek bir alan olarak gördüğü vurgulandı. Falezlere getirilen yapı yasağının da bu koruma anlayışının parçası olduğu kaydedildi.
Ancak bugün gelinen noktada Arkeoloji Müzesi’nin artık yerinde olmadığına dikkat çekilen açıklamada, Otelcilik Okulu’nun ve falezlerin de benzer bir tehdit altında olduğu ifade edildi.
- “Haklı ve meşru direniş” vurgusu
Müze Çalışma Grubu’nun yürüttüğü mücadelenin umut verici olduğu belirtilen açıklamada, “Her mimarlık eseri insanlık mirasının ayrılmaz parçasıdır. Bu eserlerin gerçek sahipleri bizleriz. Onları özgün değerleriyle gelecek yüzyıllara aktarmak tarihsel görevimizdir” denildi.
Basın mensuplarına da teşekkür edilen metinde, konunun ülke gündemine taşınmasının önemine dikkat çekildi. Kurumsal olarak süreçte aktif rol alınamadığı belirtilse de, Antalya’nın en özel kamusal alanlarından birinde yaşanan gelişmelerin takipçisi olunacağı mesajı verildi.
Kentte kültür ve doğa mirası üzerine tartışmalar sürerken, gözler bu önemli aksın geleceğine çevrildi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.