"Sağlıkta Eşitlik Yoksa Adalet de Yoktur": Türk Toraks Derneği’nden Kararlı Duruş
"Sağlıkta Eşitlik Yoksa Adalet de Yoktur": Türk Toraks Derneği’nden Kararlı Duruş
Türk Toraks Derneği’nin (TTD) 29. Yıllık Kongresi, "Sağlıkta Eşitlik ve Adalet" temasıyla Antalya Belek’te gerçekleştirildi. Binlerce hekimin katıldığı dev zirvede; savaştan çevre kirliliğine, nikotin bağımlılığından akciğer kanserine kadar hayati konularda "yaşam savunuculuğu" vurgusu yapıldı.
- Savaşın Ekolojik ve Biyolojik Faturası
ANTALYA - Kongre Kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, doktorluğun sadece tanı koyup ilaç vermekten ibaret olmadığını vurguladı. Hastalıkların temelinde yatan yoksulluk, çevre kirliliği ve çalışma koşulları gibi yapısal sorunların çözülmesi gerektiğini belirterek, "Hastalığın nedenini tedavi etmeliyiz," dedi.

Gazze’deki soykırımın ve bölgesel çatışmaların sadece insani değil, ciddi bir ekolojik felakete yol açtığını belirten Çuhadaroğlu, şu uyarılarda bulundu:
Küresel Kirlilik: Orta Doğu’da patlayan bombalar ve yanan kimyasallar, rüzgârlar aracılığıyla Türkiye’nin havasını da kirletiyor.
Sistematik Tahribat: Savaşın kirlettiği toprak ve yeraltı suları besin zincirine karışarak; akciğer, mide ve karaciğer sağlığımızı doğrudan tehdit ediyor.
- "Barış En Temel Sağlık Hakkıdır"
Uluslararası iş birliklerine değinen Çuhadaroğlu, Filistin Toraks Derneği ile olan kardeşlik bağlarını hatırlattı. Tıbbın gelişimiyle uğraşmak yerine savaşın yarattığı yıkımla mücadele etmek zorunda kaldıklarını ifade ederek, barışın ve temiz bir çevrenin vazgeçilmez bir sağlık hakkı olduğunun altını çizdi.
"Gazze’deki soykırım ve bölgedeki çatışmalar sadece yüreğimizi yakmıyor; patlayan bombalar ve yanan rafineriler atmosfere karışarak bizim akciğerlerimizi de zehirliyor. Libya'dan çöl kumu geliyorsa, İran'dan ve bölgedeki savaşlardan yükselen zehirli emisyonlar da rüzgârla soframıza, suyumuza ve nefesimize karışıyor."
- 1000'den Fazla Katılımcı
Kongre Başkanı Prof. Dr. Özlem Kaçmaz Başoğlu, "Sağlıkta Eşitlik ve Adalet" mottosuyla düzenlenen kongrenin bilimsel derinliğine dikkat çekti. 1000’den fazla katılımcı, 74 ana oturum ve 740 bildirinin sunulduğu kongrede, özellikle genç meslektaşların yoğun katılımından büyük gurur duyduklarını belirtti. Başoğlu, cinsiyet farklılıklarından yoksulluğa kadar her sosyal faktörün akciğer sağlığı üzerindeki etkisinin masaya yatırıldığını açıkladı.

- Korkutan Tablo!
Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, Türkiye’nin hava kalitesi karnesini paylaştı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun tek bir ilin bile bulunmadığını belirten Aykaç, şu verilerin altını çizdi:
Önlenebilir Ölümler: 2024 yılında hava kirliliği nedeniyle 46 bin 204 erken ölüm gerçekleşti.
En Kirli İller: Iğdır, Malatya, Osmaniye ve Kahramanmaraş kirlilikte başı çekiyor.
Gizli Tehlike: İstasyonlarda karbonmonoksit ölçülürken, sağlığı tehdit eden ağır metaller ve mikroplastikler yeterince denetlenmiyor.
- Nikotin Pandemisi
Basın toplantısında nikotin bağımlılığı üzerine çarpıcı veriler paylaşan Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Türkiye’nin bir "nikotin pandemisi" ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Kılınç, bağımlılığın artık sadece geleneksel sigara üzerinden yürümediğini, yeni nesil cihazların çocukları hedef aldığını vurguladı. Türkiye'de nikotin bağımlılığının 12 yaşına kadar düştüğünü ve bunun bir "endüstriyel salgın" olduğunu ifade etti.
Karşımızda planlı ve sistematik bir bulaşma mekanizması var. Endüstri, gençleri bağımlı kılmak için çok agresif taktikler uyguluyor" diyen Kılınç, bu durumu toplum sağlığını tehdit eden küresel bir salgın olarak tanımladı.
Tütün ürünlerinin Türkiye’ye yıllık maliyetinin 17 milyar dolar olduğunu ve Türkiye'de nikotin bağımlılığı nedeniyle her yıl 120 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çeken Kılınç, bu maliyetin ve can kayıplarının kabul edilemez olduğunu belirterek, tütün ve her türlü nikotin ürününe karşı tavizsiz bir duruş sergilenmesi gerektiğinin altını çizdi.
- Barış Temel Bir Sağlık Gereksinimidir
Doç. Dr. Haluk Çalışır, toplantıda Türk Toraks Derneği tarafından yayınlanan ve tıp dünyasında bir "ilk" olma özelliği taşıyan "Barış ve Sağlık Bildirgesi" üzerine kapsamlı bir açıklama yaptı. Hekimliğin varoluşsal temelinin "yaşatmak" üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Çalışır, savaşın sadece silahlarla değil, solunan hava yoluyla da öldürdüğüne dikkat çekti:
12 Bin Litrelik Tehlike: "Bir insan günde ortalama 12 bin litre hava solur. Eğer yaşadığınız yer bombalanıyorsa, o havayla birlikte toz haline gelmiş kimyasal kalıntıları ve ağır metalleri de ciğerlerinize çekersiniz. Bu durum, çatışma bitse bile nesiller boyu sürecek kronik hastalıkların kapısını aralar."
Siviller Hedef Tahtasında: Çalışır, günümüz savaşlarında ölenlerin %80’inden fazlasının siviller, kadınlar ve çocuklar olduğunu vurgulayarak; Gazze'deki soykırıma, okul ve hastane saldırılarına karşı hekimlerin sessiz kalamayacağını belirtti.
Negatif ve Pozitif Barış: Barışı sadece "silahların susması" (negatif barış) olarak görmediklerini ifade eden Çalışır, "Pozitif barış; savaşa ayrılan kaynakların toplumsal refaha, eğitime, temiz havaya ve sağlığa aktarılmasıdır. Barışın inşasında doktorların aktif rol alması bir tercih değil, mesleki bir zorunluluktur," dedi.
Bu bildirgenin bölge dillerine çevrildiğini belirten Çalışır, barış savunuculuğunun tıp fakültesi müfredatlarına ve bilimsel araştırma planlarına dahil edilmesi gerektiğini savundu.

- " Akciğer Kanseri Kader Değil"
Prof. Dr. Pınar Çelik, akciğer kanseriyle mücadelede toplumun ve karar vericilerin dikkat etmesi gereken hayati risk faktörlerini detaylandırdı. Kanserin nedenlerine dair bilimsel verileri paylaşan Çelik, hastalığın büyük oranda insan eliyle oluşturulan şartlardan kaynaklandığını vurguladı: Akciğer kanserlerinin %80-85 gibi ezici bir çoğunluğunun doğrudan tütün kullanımıyla ilişkili olduğunu belirten Çelik, geri kalan %15’lik dilimin ise "göz ardı edilen" çevresel faktörlerden kaynaklandığını ifade etti.
"Soluduğumuz havadaki ağır metaller ve sanayi kirliliği akciğer sağlığımızı tehdit ediyor. Eğer biz tütünle mücadeleyi kararlılıkla sürdürür, hava kirliliğini kontrol altına alır ve çevresel risk faktörlerini minimize edersek, akciğer kanseri bir kader olmaktan çıkar," diyerek erken teşhis ve koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.