TARLADAN SOFRAYA: "BU BİR EKMEK MESELESİ"
TARLADAN SOFRAYA: "BU BİR EKMEK MESELESİ"
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde düzenlenen Ekmek Zirvesi’nde, ekmeğin geçmişi, bugünü ve geleceği konuşuldu Antalya’da düzenlenen ulusal zirvede akademisyenler, sektör temsilcileri ve uzmanlar ekmeğin kültürel, ekonomik, sağlık ve stratejik önemini masaya yatırdı.
ANTALYA – Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde, “Bu Bir Ekmek Meselesi” mottosuyla düzenlenen Ekmek Zirvesi, ATSO Atatürk Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Zirveye Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Mesut Çakmak, ATSO yönetim ve meclis üyeleri, sektör temsilcileri, akademisyenler, kamu kurumlarının temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Programda, Türkiye’nin tarım ekonomisi, un sanayisi ve gıda sektörünün en stratejik ürünlerinden biri olan ekmek; bilimsel, kültürel, ekonomik ve sağlık boyutlarıyla gün boyu süren oturumlarda ele alındı.
Üretimden tüketime uzanan süreçte ekmeğin rolü, buğdayın geleceği, gıda güvenliği, sağlıklı beslenme, un sanayisi, ekşi maya kültürü ve gastronomi başlıkları uzman isimler tarafından değerlendirildi.
- HACISÜLEYMAN: “EKMEK EMEĞİN VE DAYANIŞMANIN SEMBOLÜDÜR”
Toplantının açılış konuşmasını yapan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekmeğin yalnızca bir gıda ürünü olmadığını, toplumun kültürel hafızasında özel bir yere sahip olduğunu söyledi.
Türk kültüründe ekmeğe duyulan saygının nesilden nesile aktarıldığını belirten Hacısüleyman, “Ekmek sadece sofralarımızı süsleyen bir ürün değildir. Emeğin, paylaşmanın, üretmenin ve dayanışmanın sembolüdür. Tohumun toprağa düşmesinden sofraya ulaşmasına kadar çiftçinin, değirmencinin, fırıncının ve daha birçok emekçinin alın teri vardır” dedi.

Dünyada yaşanan gelişmelerin gıdanın stratejik önemini ortaya koyduğunu ifade eden Hacısüleyman, gıda güvenliğinin geleceğin en önemli başlıklarından biri olacağını vurguladı.
“Uluslararası gelişmelere baktığımızda geleceğin en kritik üç başlığının gıda, su ve enerji olacağı görülüyor. Enerji kadar gıda ve su güvenliği de artık ülkelerin geleceğini belirleyen stratejik unsurlar haline gelmiştir” diye konuştu.
- TUSAF BAŞKANI ÇAKMAK: “EKMEK ORTAK DEĞERİMİZDİR”
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Mesut Çakmak ise konuşmasında Türkiye’nin un sanayisindeki küresel başarısına dikkat çekti.Türkiye’nin son 14 yıldır dünya un ihracatı liderliğini sürdürdüğünü belirten Çakmak, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki etkilerine rağmen sektörün güçlü yapısını koruyacağını söyledi.
Sosyal medyada ekmekle ilgili bilgi kirliliğinin arttığını belirten Çakmak, tüketicilerin bilimsel veriler ışığında bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.“Ekmek berekettir. Ekmek ortak değerimizdir. Antalya’da başlatılan bu farkındalığın Türkiye’nin tüm bölgelerine yayılması gerekiyor. TUSAF olarak bu çalışmanın ülke genelinde büyümesi için katkı sunmaya hazırız” dedi.
- EKMEKÇİ HAKAN DOĞAN: “ANADOLU DÜNYAYA İLHAM VERİYOR”
Zirvenin dikkat çeken konuşmalarından birini yapan fırıncı ve araştırmacı-yazar Hakan Doğan, Anadolu’nun binlerce yıllık ekmek kültürünün dünyadaki birçok modern uygulamaya ilham verdiğini söyledi.
Kendisini “ekmekçi” olarak tanımlamaktan gurur duyduğunu belirten Doğan, ekmeğin sanıldığından çok daha karmaşık bir üretim sürecine sahip olduğunu anlattı.
“Her ekmek bir parmak izi gibidir. Aynı kaliteyi her gün sürdürebilmek büyük bir ustalık ister” diyen Doğan, Avrupa’da ve Amerika’da geleceğin ekmeği olarak sunulan birçok yöntemin Anadolu’da yüzyıllardır uygulandığını ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanından topladığı ekşi mayaları bilimsel olarak kayıt altına aldıklarını anlatan Doğan, Anadolu’nun ekmek mirasının korunması ve dünyaya tanıtılması gerektiğini söyledi.
“İpek Yolu üzerindeki ekmek kültürünün merkezinde Anadolu bulunuyor. Ancak bu zenginliği yeterince anlatamamışız. Sahip olduğumuz kültürel mirası daha güçlü şekilde dünyaya tanıtmalıyız” diye konuştu.
- UNUN YOLCULUĞU
Gıda mühendisi Prof. Dr. Mehmet Sertaç Özer ise yaptığı sunumda, ekmeğin tarlada başlayıp değirmende şekillenen ve fırında tamamlanan kültürel yolculuğunu anlatarak un kalitesinin ve geleneksel katı mayanın önemine dikkat çekti. Doğru buğday seçimi ile öğütme tekniklerinin ekmeğin karakterini belirlediğini ifade eden Özer, yüzyıllardır kullanılan doğal bir fermantasyon yöntemi olan katı mayanın ürüne eşsiz bir aroma, lezzet ve uzun raf ömrü kazandırdığını belirtti.
Geleneksel üretim yöntemleri ile modern bilimin bir arada yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Özer, bu mirasın korunmasının hem lezzet hem de sürdürülebilirlik açısından büyük bir değer taşıdığını ifade etti.
EKMEĞİN HER YÖNÜ MASAYA YATIRILDI
Program kapsamında; kadim gıda ekmek, haksız rekabet, unun yolculuğu, un-katkı-mevzuat ilişkisi, beslenmede ekmeğin önemi, Osmanlı tıbbında ekmeğin yeri ve tarihi, buğdayın hikâyesi ve GDO tartışmaları gibi birçok başlık ele alındı. Etkinlikte, ATSO 7. Grup Ekmek, Un ve Unlu Mamuller Meslek Komitesi Üyesi Türker Aydın “Haksız Rekabet”, ziraat mühendisi, gastronom ve akademisyen Öğr. Gör. Tangör Tan “Bir Un, İki Mutfak”, başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.
Programda ayrıca onkoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, tıp tarihi ve etik uzmanı akademisyen Prof. Dr. Ayfer Altıntaş “Osmanlı Tıbbında Ekmeğin Önemi ve Tarihi”, diyetisyen Elvan Odabaşı “Beslenmede Ekmeğin Gücü” ve araştırmacı-yazar-akademisyen Asuman Kerkez “Buğdayın Hikayesi ve GDO Efsaneleri” başlıklı sunumlarıyla yer aldı. Etkinlikte son olarak, 7 Mehmet Restoran’ın üçüncü nesil temsilcisi Şef Mehmet Akdağ “Masanın Patronu: Ekmek” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Zirve, Oyuncu ve Komedyen Buse Sinem İren’in stand-up gösterisiyle sona erdi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.