DERE YATAĞINA 4 BİN KONUT: ANTALYA’NIN GELECEĞİ RİSKE Mİ ATILIYOR?
DERE YATAĞINA 4 BİN KONUT: ANTALYA’NIN GELECEĞİ RİSKE Mİ ATILIYOR?
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Konyaaltı Çakırlar’da inşa edilmesi planlanan dev TOKİ projesine karşı yargı yoluna gitti. Oda yönetimi, taşkın yatağına ve içme suyu havzasına binlerce konut inşa edilmesinin hem çevre katliamı hem de can güvenliği riski olduğunu savunuyor.
ANTALYA - Antalya’nın doğası ve tarım alanlarıyla bilinen Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi, son günlerin en büyük çevre tartışmasına ev sahipliği yapıyor. TOKİ tarafından Çandır Çayı yatağında yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk dev proje, Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından yargıya taşındı. Antalya Valiliği’nin sadece 2 gün içerisinde verdiği "ÇED Gerekli Değildir" kararı, "Hukuka ve doğaya aykırı" olduğu gerekçesiyle iptal davasına konu oldu.
- Faciaya Davetiye mi Çıkarılıyor?
Mimarlar Odası’ndan yapılan açıklamada, projenin inşa edileceği alanın Boğaçayı’nın en büyük kollarından biri olan Çandır Çayı’nın eski kum ve çakıl ocağı yatağı olduğu vurgulandı. AFAD’ın 2021 yılındaki raporuna atıfta bulunan uzmanlar, bölgenin yüksek taşkın riski taşıdığını belirterek; "Devlet, konut ihtiyacını karşılamak için can ve mal güvenliğini tehlikeye atan yer seçimi yapamaz" uyarısında bulundu. Geçmişteki sel felaketlerinin acı hatıraları tazeyken, dere yatağına 206 blok dikilmesinin büyük bir risk barındırdığı ifade ediliyor.
- Antalya’nın İçme Suyu Kirlenme Tehdidi Altında
Tartışmanın bir diğer boyutu ise kentin hayati su kaynakları. DSİ ve ASAT’ın verilerine göre, proje sahası Konyaaltı’nın içme suyunu sağlayan kuyuların tam merkezinde yer alıyor. Kuyuların sadece 1 kilometre mesafesinde ve suyun akış yönünde (memba) planlanan bu devasa yapılaşmanın, yer altı sularını geri dönülemez şekilde kirletebileceğinden endişe ediliyor. Mimarlar Odası, projenin atık su yükünün bölgedeki hassas eko-coğrafyayı ve "içilebilir su" kalitesini yok edeceğinin altını çiziyor.
- Tarım Alanları Beton Yığınına Dönüşüyor
Dava dilekçesinde, 100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda "tarım alanı" olarak tescilli olan bölgenin, alt ölçekli planlar yapılmadan ve sosyal donatılar (okul, yol, yeşil alan) yeterince hesaplanmadan yapılaşmaya açıldığı savunuldu. Rio Çevre Bildirgesi’nde yer alan "İhtiyatlılık İlkesi"nin göz ardı edildiğini belirten oda yetkilileri, yargının bu "bilimsel belirsizliklere" dur demesini bekliyor.
Antalya kamuoyu şimdi, bir yanda barınma ihtiyacı diğer yanda ise çevre ve can güvenliği tartışmalarının odağındaki bu davanın sonucunu merakla bekliyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.