DİLEKCE
Köşe Yazarı
DİLEKCE
 

10 Ocak Bir Bayram mı, Yoksa "Sabır Sınavı" mı?

​Bundan tam 65 yıl önce, 1961’in dondurucu bir Ankara sabahında, gazeteciler sadece haberin değil, kendi onurlarının peşine düşmüşlerdi. 212 sayılı yasa ile kazandıkları haklara karşı çıkan dokuz gazete patronu "üç gün gazete basmıyoruz" dediğinde, basın emekçileri pes etmemiş; kendi gazetelerini, yani "Basın" gazetesini çıkararak tarihe altın harflerle bir dayanışma notu düşmüşlerdi. ​İşte o onurlu duruşun yıl dönümü: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. ​Ancak bugün dönüp aynaya baktığımızda, kutladığımız şeyin bir "bayram" mı yoksa bir "hayatta kalma mücadelesi" mi olduğu tartışılır hale geldi. Basın camiası, tarihinin en karmaşık ve en yıpratıcı dönemlerinden birinden geçiyor. ​Sapla Samanın Karıştığı Bir "Medya Panayırı" ​Günümüzde gazetecilik, ne yazık ki "aklına esenin" yapabildiği, hiçbir kaydı kuydu olmayanların "gazeteciyim" diye dolaştığı bir alana evrildi. Bir elinde cep telefonu, diğerinde gösrerişli bir sosyal medya hesabı olan herkesin "kanaat önderi" ilan edildiği bu düzende; ömrünü haber peşinde tüketmiş, dirsek çürütmüş gerçek emekçiler ne yazık ki kenara itiliyor. ​Fenomenlerin gazeteci muamelesi gördüğü, "tık" sayısının gerçeğin önüne geçtiği bu sahnede; sapla saman birbirine karışmış durumda. En kötüsü de nedir biliyor musunuz? Bu mesleğin mutfağından gelenlerin ve bazı çevrelerin bu "çürük yumurtaları" ayıklamak yerine onları baş tacı etmesi... Bu durum sadece mesleği değil, meslek onurunu da derinden yaralıyor. ​Alkışlar Basın Toplantısında, Tahammül İse Yok! ​Basın toplantılarında gazetecilere övgüler düzenler, ne hikmetse ucu kendilerine dokunan en küçük bir eleştiride "tahammül katsayılarını" sıfıra indiriyorlar. Gazeteci; duymak istenileni söyleyen bir halkla ilişkiler personeli değildir. Gazeteci; toplumun gözü, kulağı ve en önemlisi vicdanıdır. Basın bir kamu hizmetidir. Yazsan olmuyor, sussan gönül razı değil... Ne yazık ki bugün basın emekçisi; ekonomik darboğaz, istihdam sorunları, "makbul gazeteci" olma baskısı ve tasarruf tedbirleri arasında sıkışıp kalmış durumda. ​Sadece "Kuru Bir Teşekkür" Yetmez ​10 Ocak’lar artık sadece çiçekli mesajların paylaşıldığı, kuru teşekkürlerin havada uçuştuğu günler olmaktan çıkmalı. Mesleki dayanışma yeniden tesis edilmeli.​"Kayıt dışı" habercilikle gerçek emekçiler arasındaki çizgi kalınlaşmalı. ​Gazetecilerin çalışma koşulları, sadece kağıt üzerinde değil, mutfakta da iyileştirilmeli. Ve ​sonuç olarak, tüm bu toz duman arasında; kalemini satmayan, tarafsızlık ilkesinden sapmayan, geceyi gündüze katan ve her türlü baskıya rağmen "toplum habersiz kalmasın" diye koşturan tüm meslektaşlarımızın günü kutlu olsun. Unutmayın; toplumun sesi kısıldığında, gerçeği sadece o "onurlu kalemler" yeniden duyurabilir. Gerçek gazetecilerin sadece hatırlandığı değil, haklarının teslim edildiği, değer gördüğü ve saygı duyulduğu günlere...    
Ekleme Tarihi: 08 Ocak 2026 -Perşembe

10 Ocak Bir Bayram mı, Yoksa "Sabır Sınavı" mı?

​Bundan tam 65 yıl önce, 1961’in dondurucu bir Ankara sabahında, gazeteciler sadece haberin değil, kendi onurlarının peşine düşmüşlerdi. 212 sayılı yasa ile kazandıkları haklara karşı çıkan dokuz gazete patronu "üç gün gazete basmıyoruz" dediğinde, basın emekçileri pes etmemiş; kendi gazetelerini, yani "Basın" gazetesini çıkararak tarihe altın harflerle bir dayanışma notu düşmüşlerdi.

​İşte o onurlu duruşun yıl dönümü: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.

​Ancak bugün dönüp aynaya baktığımızda, kutladığımız şeyin bir "bayram" mı yoksa bir "hayatta kalma mücadelesi" mi olduğu tartışılır hale geldi. Basın camiası, tarihinin en karmaşık ve en yıpratıcı dönemlerinden birinden geçiyor.

​Sapla Samanın Karıştığı Bir "Medya Panayırı"

​Günümüzde gazetecilik, ne yazık ki "aklına esenin" yapabildiği, hiçbir kaydı kuydu olmayanların "gazeteciyim" diye dolaştığı bir alana evrildi. Bir elinde cep telefonu, diğerinde gösrerişli bir sosyal medya hesabı olan herkesin "kanaat önderi" ilan edildiği bu düzende; ömrünü haber peşinde tüketmiş, dirsek çürütmüş gerçek emekçiler ne yazık ki kenara itiliyor.

​Fenomenlerin gazeteci muamelesi gördüğü, "tık" sayısının gerçeğin önüne geçtiği bu sahnede; sapla saman birbirine karışmış durumda. En kötüsü de nedir biliyor musunuz? Bu mesleğin mutfağından gelenlerin ve bazı çevrelerin bu "çürük yumurtaları" ayıklamak yerine onları baş tacı etmesi... Bu durum sadece mesleği değil, meslek onurunu da derinden yaralıyor.

​Alkışlar Basın Toplantısında, Tahammül İse Yok!

​Basın toplantılarında gazetecilere övgüler düzenler, ne hikmetse ucu kendilerine dokunan en küçük bir eleştiride "tahammül katsayılarını" sıfıra indiriyorlar. Gazeteci; duymak istenileni söyleyen bir halkla ilişkiler personeli değildir. Gazeteci; toplumun gözü, kulağı ve en önemlisi vicdanıdır. Basın bir kamu hizmetidir.

Yazsan olmuyor, sussan gönül razı değil...

Ne yazık ki bugün basın emekçisi; ekonomik darboğaz, istihdam sorunları, "makbul gazeteci" olma baskısı ve tasarruf tedbirleri arasında sıkışıp kalmış durumda.

​Sadece "Kuru Bir Teşekkür" Yetmez

​10 Ocak’lar artık sadece çiçekli mesajların paylaşıldığı, kuru teşekkürlerin havada uçuştuğu günler olmaktan çıkmalı.

Mesleki dayanışma yeniden tesis edilmeli.​"Kayıt dışı" habercilikle gerçek emekçiler arasındaki çizgi kalınlaşmalı. ​Gazetecilerin çalışma koşulları, sadece kağıt üzerinde değil, mutfakta da iyileştirilmeli.

Ve ​sonuç olarak, tüm bu toz duman arasında; kalemini satmayan, tarafsızlık ilkesinden sapmayan, geceyi gündüze katan ve her türlü baskıya rağmen "toplum habersiz kalmasın" diye koşturan tüm meslektaşlarımızın günü kutlu olsun.

Unutmayın; toplumun sesi kısıldığında, gerçeği sadece o "onurlu kalemler" yeniden duyurabilir. Gerçek gazetecilerin sadece hatırlandığı değil, haklarının teslim edildiği, değer gördüğü ve saygı duyulduğu günlere...

 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
M.Kale
(08.01.2026 20:37 - #427)
Gazeteciler Gününüz Kutlu Olsun. Başarılar dilerim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İbrahim Koç
(08.01.2026 21:43 - #429)
Ben dikekçemi türkülere yazdım. Gazetecilere haber verdim, duyuran olmadı. Ben türküleri kitaba yazdım, dağıttım. Yaz gazeteci dertlerimi yaz dedim. "Aşkı ve derdi olmayanın türküsü olmaz!" Dedim. "Bak benim derdim gazetecilerin de derdi" dedim, yazan olmadı. Çalışan gazeteciler emekçidir, sorunları geçim derdidir, özgür olmamasıdır" dedim. Duyan olmadı. Bayram benim neyime, çalışan gazetecinin neyine!.. Bayram dediğin sevinme günüdür, sözde değil özde kutlamak gerekir. Şimdi kutlamalar yalancıktan... Maksat bir günlük adet yerini bulsun, 364 gün unutulsun! Gülüyorum ağlanacak halimize...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
giftcardmall/mygift