DİLEKCE
Köşe Yazarı
DİLEKCE
 

Antalya: Medeniyetlerin Zirvesinden, Rantın Çukuruna!

​Antalya’da gökyüzü her karardığında, şehir sakinlerinin yüreğine o tanıdık endişe düşer. Birkaç saatlik şiddetli yağış ve fırtına; su taşkınları, uçan çatılar ve felç olan bir trafikle şehri esir alır. Ancak bu tablo sadece bir iklimsel bir sorun değildir. Bu giden canların, mal kaybının, çiftçinin yok olan emeğinin ve paramparça olan umutların tablosudur. Modern bir metropol mü yönetiliyor, yoksa doğanın insafına bırakılmış dev bir şantiye mi, ayırt etmek her geçen gün zorlaşıyor. ​Geçmişin Mirası ​Tarihin tozlu sayfalarını araladığınızda, bu topraklarda hüküm sürmüş medeniyetlerin bize bıraktığı en büyük mirasın "öngörü" olduğunu görürsünüz. Termessos’tan Sagalassos’a kadar antik kentlerin neden sarp kayalıklara ve yüksek yamaçlara kurulduğunu hiç düşündünüz mü? Elbette savunma ve güvenlik birincil sebepti; ancak bu kadim halklar, bölgenin iklim sertliğini, ani sel baskınlarını ve coğrafyanın karakterini bizden çok daha iyi okumuşlardı. ​Bugün Antalya’nın eski yapılarına baktığımızda kiremit çatı göremeyişimiz, aslında yerel bir mimari hafızanın sonucuydu. Ancak biz, bu hafızayı silip yerine "betonun plansız" yüzünü koymayı tercih ettik. Coğrafya kaderdir, evet; fakat bu kaderi bir felakete dönüştüren, sorumluluktan kaçan insan elidir. Bir zamanlar Antalya'da içinden gürül gürül suların aktığı, kentin hem serinlik kaynağı hem de en büyük savunma mekanizması olan "Yedi Arıklar" vardı. Yanlış kentleşme politikaları nedeniyle tarih sahnesinden silindi. Yüzyıllardır kentin yağmur suyunu denize taşıyan, ​Antalya’nın topografyasına uygun şekilde inşa edilen ve şehri bir ağ gibi saran Yedi Arıklar, sadece tarımsal sulama için değil, aynı zamanda kentin doğal drenaj sistemi olarak işlev görüyordu. Şiddetli yağışlarda suyu hızla tahliye eden bu kanalların üzeri, modern kentleşme adı altında betonla kapatıldı.​ "Yedi Arıklar sadece bir su yolu değil, Antalya’nın ekolojik kimliğiydi. Doğal sistemi bozduk. Şimdi doğa kendi yolunu bulmaya çalışırken şehri sular altında bırakıyor." ​Altıntaş: Planlamanın Değil, Rantın Başkenti ​Şehircilik faciasının en taze örneği ise şüphesiz Altıntaş Mahallesi. Altyapısı olmayan, kanalizasyonu hayal dahi edilmemiş bir bölgenin imara açılması, modern şehircilik kitabının tersten yazılmasıdır. Merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ın o acı ironi dolu sözlerini hatırlayalım: "İyi bir yatırım yapmak isterseniz vidanjör alın, Altıntaş sayesinde çok para kazanırsınız." ​Bu cümle aslında Antalya’nın mevcut durumunun trajikomik bir özetidir. Şehir, vizyoner projelerle değil, günü kurtaran ve rant odaklı yaklaşımlarla "Rantalya"ya dönüşmüştür. ​Siyaset Üstü Bir Çözüm Mümkün mü? ​Gelinen noktada suçu sadece bugünkü yerel yönetime atmak, resmi eksik okumaktır. Bu tablo; onlarca yıllık ihmalin, görmezden gelinen kaçak yapılaşmanın ve "ben yaptım oldu" mantığının birikmiş bakiyesidir. Antalya, her fırtınada her yağmurda sınıfta kalan bu altyapı ve üstyapı ile daha fazla ileriye gidemez. ​Çözüm ise sanıldığı kadar imkânsız değil; ancak kararlılık gerektiriyor: ​Şehircilik, oy kaygısıyla değil, mühendislik ve bilimle yönetilmelidir.Altıntaş gibi bölgelerde altyapı tamamlanmadan tek bir çivi dahi çakılmamalıdır.​ İklim odaklı planlama yapılmalı, artan ekstrem hava olaylarına karşı "Dirençli Şehir" modelleri acilen hayata geçirilmelidir. Şehir planlaması, bir sonraki seçim dönemi için değil, bir sonraki yüzyıl için yapılmalıdır. ​Antalyalılar her yağmurda her fırtınada aynı manzaralara göz yummak zorunda değil. Can ve mal korkusu yaşamak zorunda değil. Geçmişin bilgeliğini bugünün teknolojisiyle birleştirip, bu şehri ranta değil, doğru insana, doğru ellere teslim etmenin vakti geldi de geçiyor bile.    
Ekleme Tarihi: 25 Ocak 2026 -Pazar

Antalya: Medeniyetlerin Zirvesinden, Rantın Çukuruna!

​Antalya’da gökyüzü her karardığında, şehir sakinlerinin yüreğine o tanıdık endişe düşer. Birkaç saatlik şiddetli yağış ve fırtına; su taşkınları, uçan çatılar ve felç olan bir trafikle şehri esir alır. Ancak bu tablo sadece bir iklimsel bir sorun değildir. Bu giden canların, mal kaybının, çiftçinin yok olan emeğinin ve paramparça olan umutların tablosudur. Modern bir metropol mü yönetiliyor, yoksa doğanın insafına bırakılmış dev bir şantiye mi, ayırt etmek her geçen gün zorlaşıyor.

​Geçmişin Mirası

​Tarihin tozlu sayfalarını araladığınızda, bu topraklarda hüküm sürmüş medeniyetlerin bize bıraktığı en büyük mirasın "öngörü" olduğunu görürsünüz. Termessos’tan Sagalassos’a kadar antik kentlerin neden sarp kayalıklara ve yüksek yamaçlara kurulduğunu hiç düşündünüz mü? Elbette savunma ve güvenlik birincil sebepti; ancak bu kadim halklar, bölgenin iklim sertliğini, ani sel baskınlarını ve coğrafyanın karakterini bizden çok daha iyi okumuşlardı.

​Bugün Antalya’nın eski yapılarına baktığımızda kiremit çatı göremeyişimiz, aslında yerel bir mimari hafızanın sonucuydu. Ancak biz, bu hafızayı silip yerine "betonun plansız" yüzünü koymayı tercih ettik. Coğrafya kaderdir, evet; fakat bu kaderi bir felakete dönüştüren, sorumluluktan kaçan insan elidir.

Bir zamanlar Antalya'da içinden gürül gürül suların aktığı, kentin hem serinlik kaynağı hem de en büyük savunma mekanizması olan "Yedi Arıklar" vardı. Yanlış kentleşme politikaları nedeniyle tarih sahnesinden silindi. Yüzyıllardır kentin yağmur suyunu denize taşıyan, ​Antalya’nın topografyasına uygun şekilde inşa edilen ve şehri bir ağ gibi saran Yedi Arıklar, sadece tarımsal sulama için değil, aynı zamanda kentin doğal drenaj sistemi olarak işlev görüyordu. Şiddetli yağışlarda suyu hızla tahliye eden bu kanalların üzeri, modern kentleşme adı altında betonla kapatıldı.​ "Yedi Arıklar sadece bir su yolu değil, Antalya’nın ekolojik kimliğiydi. Doğal sistemi bozduk. Şimdi doğa kendi yolunu bulmaya çalışırken şehri sular altında bırakıyor."

​Altıntaş: Planlamanın Değil, Rantın Başkenti

​Şehircilik faciasının en taze örneği ise şüphesiz Altıntaş Mahallesi. Altyapısı olmayan, kanalizasyonu hayal dahi edilmemiş bir bölgenin imara açılması, modern şehircilik kitabının tersten yazılmasıdır. Merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ın o acı ironi dolu sözlerini hatırlayalım: "İyi bir yatırım yapmak isterseniz vidanjör alın, Altıntaş sayesinde çok para kazanırsınız."

​Bu cümle aslında Antalya’nın mevcut durumunun trajikomik bir özetidir. Şehir, vizyoner projelerle değil, günü kurtaran ve rant odaklı yaklaşımlarla "Rantalya"ya dönüşmüştür.

​Siyaset Üstü Bir Çözüm Mümkün mü?

​Gelinen noktada suçu sadece bugünkü yerel yönetime atmak, resmi eksik okumaktır. Bu tablo; onlarca yıllık ihmalin, görmezden gelinen kaçak yapılaşmanın ve "ben yaptım oldu" mantığının birikmiş bakiyesidir. Antalya, her fırtınada her yağmurda sınıfta kalan bu altyapı ve üstyapı ile daha fazla ileriye gidemez.

Çözüm ise sanıldığı kadar imkânsız değil; ancak kararlılık gerektiriyor: 
Şehircilik, oy kaygısıyla değil, mühendislik ve bilimle yönetilmelidir.Altıntaş gibi bölgelerde altyapı tamamlanmadan tek bir çivi dahi çakılmamalıdır.​ İklim odaklı planlama yapılmalı, artan ekstrem hava olaylarına karşı "Dirençli Şehir" modelleri acilen hayata geçirilmelidir. Şehir planlaması, bir sonraki seçim dönemi için değil, bir sonraki yüzyıl için yapılmalıdır.


​Antalyalılar her yağmurda her fırtınada aynı manzaralara göz yummak zorunda değil. Can ve mal korkusu yaşamak zorunda değil.

Geçmişin bilgeliğini bugünün teknolojisiyle birleştirip, bu şehri ranta değil, doğru insana, doğru ellere teslim etmenin vakti geldi de geçiyor bile.

 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İbrahim Koç
(25.01.2026 18:35 - #431)
Birinci öncelik oy ve kar kaygısı oldukça her daim güç, para ve cehalet hakim olacaktır. Sorunlar öncelikle bütüncül bir ortak akılla çözülebilirdi. İş işten geçti, para yüklü bir at çoktan Üsküdar'ı geçti.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Özgür Bütüner
(25.01.2026 19:41 - #432)
Rantı kazanç kapısının tek kaynağı olarak görenler var olduğu sürece, insan unsurunun hiçbir önemi yok. Gelen aynı giden aynı, birsey değişmiyor.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Safiye
(25.01.2026 19:44 - #433)
Çok güzel bir konuya değinmişsin dilekciğim.Kalemine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Recep Çalı
(26.01.2026 12:37 - #434)
Çok ciddi tesbitler ve önerilerle bezenmiş, geçmişin geleceğe etkilerinin yok edilişinide tanımlayan yazıyı heyecanla okudum. Yüreğinize ve kaleminize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
giftcardmall/mygift