DİLEKCE
Köşe Yazarı
DİLEKCE
 

İÇİMİ EN ACITAN YAZI; ANNEME VEDA

Benim en içimi acıtan yazılardan bir tanesi bu; bugün, kelimelerin bile taşımakta zorlandığı bir yükle oturuyorum klavyenin başına. Bugünkü yazım, anneme olan minnetimi ve özlemimi haykırmaktan geri duramadığım bir veda metni aslında. Anne kaybetmenin acısı öyle derin, öyle tarifsizmiş ki, insan ancak bu yoklukla yüzleşince anlıyormuş hayatın ne kadar acımasız olduğunu. 91 yıllık koca bir ömrü, arkasında bıraktığı o eşsiz sevgi izleriyle tamamlayıp gitti annem. ​O, sadece kendi evlatlarına değil, yolunun kesiştiği her canlıya kucağını açan, şefkati sınırsız bir insandı. Sosyaldi, hayatın içinde olmayı, gezmeyi, evini misafirlerle doldurup sofralar kurmayı bir yaşam biçimi bellemişti. Beceresi ve üretkenliği ise dillerden düşmezdi; mutfağından çıkan bir yemeğin lezzeti, elinden çıkan bir dikişin ya da örgünün zarafeti karşısında eline kimse su dökemezdi. Her ilmeğe, her lezzete ruhunu katardı. En mucizevi yanı ise yüreğinin katılaşmamasıydı. Kalbini kıranlara, kendisini üzenlere karşı bile içinde küçücük bir kin tohumu büyütmez, her şeye iyilikle karşılık verirdi. ​1990 yılında babamı kaybettiğimizde hayatının en büyük kırılmalarından birini yaşadı. O günden beri yalnızdı görünürde... Ama aslında hiç yalnız kalmadı. Çünkü ektiği sevgi tohumları öyle kök salmıştı ki, kapısını çalan, hatırını soran, onu seven insanların sevgisiyle çevriliydi etrafı. ​O sadece bizim değil, dokunduğu her insanın kalbinde taht kurmuş bir iyilik abidesiydi. Fedakardı, herkesin yardımına koşardı. Yaşamayı, insanları etrafında toplamayı, evini neşeyle doldurmayı çok severdi. Misafir ağırlamak onun için bir görev değil, en büyük mutluluk kaynağıydı. Mahareti ise apayrı bir masaldı; mutfağından yükselen kokular, elinin değdiği bir dikiş ya da incelikle ördüğü bir örgü... Kimse eline su dökemezdi. Tüm bu becerilerinin ötesinde, dünyalara bedel bir yüreği vardı. Kalbini kıranlara, kendisini üzenlere bile kırgınlık beslemeyen, kini ve nefreti kapısının eşiğinden içeri sokmayan nahif bir ruhtu. Atom karınca derlerdi ona. Çalışmayı çok severdi, yoruldum dediğini hiç hatırlamıyorum, biz onu izlerken yorulurduk. ​Ancak ömrünün son dönemecinde, hayat karşımıza demans adındaki o karanlık ve acı gerçeği çıkardı. Demans, bir insanı henüz nefes alıyorken adım adım yitirmenin, hafızanın o parlak ışıklarının birer birer sönmesini izlemenin çaresizliğiymiş. Onun o cıvıl cıvıl zihnini, sohbete doyum olmayan günlerini ve maharetli ellerini elimizden alırken içimiz her gün biraz daha yandı. Yine de ne kadar acı olursa olsun, hastalığın bile söküp alamadığı tek bir şey vardı: Kalbindeki o sonsuz şefkat. Zihni geçmişin gölgelerine çekilse de gözlerindeki o sıcak bakış hiç değişmedi. ​Bugün arkasında bıraktığı derin boşluğa bakarken, sadece annemi değil; hayatımın en güvenli limanını, affetmeyi ve sevmeyi öğreten en büyük öğretmenimi uğurluyorum. Onsuz bir dünyaya alışmak çok zor olacak ama bize bıraktığı sevgi dolu mirası yüreğimizde yaşatmaya devam edeceğiz. Acıların dindi, sevdiklerine ve babama kavuştun. Nur içinde yat annem, ruhun şad, mekânın cennet olsun.
Ekleme Tarihi: 26 Ağustos 2026 -Çarşamba

İÇİMİ EN ACITAN YAZI; ANNEME VEDA

Benim en içimi acıtan yazılardan bir tanesi bu; bugün, kelimelerin bile taşımakta zorlandığı bir yükle oturuyorum klavyenin başına. Bugünkü yazım, anneme olan minnetimi ve özlemimi haykırmaktan geri duramadığım bir veda metni aslında. Anne kaybetmenin acısı öyle derin, öyle tarifsizmiş ki, insan ancak bu yoklukla yüzleşince anlıyormuş hayatın ne kadar acımasız olduğunu. 91 yıllık koca bir ömrü, arkasında bıraktığı o eşsiz sevgi izleriyle tamamlayıp gitti annem.

​O, sadece kendi evlatlarına değil, yolunun kesiştiği her canlıya kucağını açan, şefkati sınırsız bir insandı. Sosyaldi, hayatın içinde olmayı, gezmeyi, evini misafirlerle doldurup sofralar kurmayı bir yaşam biçimi bellemişti. Beceresi ve üretkenliği ise dillerden düşmezdi; mutfağından çıkan bir yemeğin lezzeti, elinden çıkan bir dikişin ya da örgünün zarafeti karşısında eline kimse su dökemezdi. Her ilmeğe, her lezzete ruhunu katardı. En mucizevi yanı ise yüreğinin katılaşmamasıydı. Kalbini kıranlara, kendisini üzenlere karşı bile içinde küçücük bir kin tohumu büyütmez, her şeye iyilikle karşılık verirdi.

​1990 yılında babamı kaybettiğimizde hayatının en büyük kırılmalarından birini yaşadı. O günden beri yalnızdı görünürde... Ama aslında hiç yalnız kalmadı. Çünkü ektiği sevgi tohumları öyle kök salmıştı ki, kapısını çalan, hatırını soran, onu seven insanların sevgisiyle çevriliydi etrafı.

​O sadece bizim değil, dokunduğu her insanın kalbinde taht kurmuş bir iyilik abidesiydi. Fedakardı, herkesin yardımına koşardı. Yaşamayı, insanları etrafında toplamayı, evini neşeyle doldurmayı çok severdi. Misafir ağırlamak onun için bir görev değil, en büyük mutluluk kaynağıydı. Mahareti ise apayrı bir masaldı; mutfağından yükselen kokular, elinin değdiği bir dikiş ya da incelikle ördüğü bir örgü... Kimse eline su dökemezdi. Tüm bu becerilerinin ötesinde, dünyalara bedel bir yüreği vardı. Kalbini kıranlara, kendisini üzenlere bile kırgınlık beslemeyen, kini ve nefreti kapısının eşiğinden içeri sokmayan nahif bir ruhtu.

Atom karınca derlerdi ona. Çalışmayı çok severdi, yoruldum dediğini hiç hatırlamıyorum, biz onu izlerken yorulurduk.

​Ancak ömrünün son dönemecinde, hayat karşımıza demans adındaki o karanlık ve acı gerçeği çıkardı. Demans, bir insanı henüz nefes alıyorken adım adım yitirmenin, hafızanın o parlak ışıklarının birer birer sönmesini izlemenin çaresizliğiymiş. Onun o cıvıl cıvıl zihnini, sohbete doyum olmayan günlerini ve maharetli ellerini elimizden alırken içimiz her gün biraz daha yandı. Yine de ne kadar acı olursa olsun, hastalığın bile söküp alamadığı tek bir şey vardı: Kalbindeki o sonsuz şefkat. Zihni geçmişin gölgelerine çekilse de gözlerindeki o sıcak bakış hiç değişmedi.

​Bugün arkasında bıraktığı derin boşluğa bakarken, sadece annemi değil; hayatımın en güvenli limanını, affetmeyi ve sevmeyi öğreten en büyük öğretmenimi uğurluyorum. Onsuz bir dünyaya alışmak çok zor olacak ama bize bıraktığı sevgi dolu mirası yüreğimizde yaşatmaya devam edeceğiz.

Acıların dindi, sevdiklerine ve babama kavuştun. Nur içinde yat annem, ruhun şad, mekânın cennet olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gollerbolgesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.